Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: amnezik_fil0000
Eser Sıra Numarası: 220214eser51


                                                         EPİDEMİK KABUS
          İnsanlar bilinemezlikten korkar.Öyle ki sonradan bu korkular şaşaalı isimlerle örtülmüş,belirli sıfatlarla özlerinden uzaklaştırılmış ve en etkili ilaçla tedavi edilmeye başlanmıştır. İlaç dedimse de aklınıza renk renk, kendini sevdirmeye çalışan küçük haplar gelmesin çünkü insanoğlu kendisi için en güzel devayı bulmuştur: öngörü yeteneği. Reçetesi olmayan, nereden geldiği bilinmeyen, çok da nadir bulunan bir ilaçtır bu. Pembe toz bulutuyla kaplanmış, yalan yanlış umutlarla ele geçirilmiş zihinleri çıplaklığa, gerçekliğe davet eden bir kurtuluş kapısı… Ne var ki çoğu kişinin metabolizması bu ilacı kaldırabilecek güçte olmadığından yan etkilerinin daha çok görüldüğü söyleniyor.
Bu ilacın kapış kapış gittiği en bulaşıcı hastalık gelecek korkusu. Şimdilerde tekrar salgını dönüşmüş, amansız bir dert. Gencinden yaşlısına, herkes kendini bu illete kaptırmış gidiyor. Kimilerine daha tanı koymadıkları için mutlular, arada yaşadıkları belirtileri görmezden gelip yaşamlarına devam ediyorlar. Gözlerine çektikleri perdeler her hayat esintisinde havalanırken; bir güneş gibi parlayan gerçeklik onları rahatsız ediyor. Bu nedenle artık elleri, perdeleri tutmaktan ağrıdığı için başka bir işe yaramıyor. Bunların yanı sıra zayıf bağışıklıklı insanlar büyük çoğunluğu oluşturuyor. Gözleri geleceğin getirdiklerinden korkmuş, rahatlığa erişmek için kendilerini ilaçlara vermişler. Dozlarını kendilerinin ayarladığı ileri görüşlülük yeteneğine… Her adımlarında, her kararlarında kullanmaları gereken bu yeteneği yalnızca gerekli durumlara saklayınca başları derde girmiş, karman çorman bir sorun yumağının içinde kalmışlardır. Düzenli alınması gereken bir ilaç bir sürelik sağladığı rahatlamanın ardından kesilince kalan daha zararlı bakteriler gibi, gerçeklerin üstüne sürülen ucuz boyanın hemen akması gibi kendilerini sorunlarıyla baş başa bulmuşlardır.
Çoğunluğa rağmen ben ilaçlarımı düzenli almaya özen gösteriyorum. Bu nedenle daha endişeli, daha umutsuzum gelecek için. Her şey gerçeğinden saparak en eğreti, en pis haline dönüşmeye başlarken çevremin de bu değişime sorgusuz ayak uydurduğunu görüyorum. Artık herkesin ayağında prangalar var, nereye gidilirse gidilsin fark ettirmeden, umursamadan geçiriyorlar bileklerimize soğuk çeliği. “Portatif” prangalar, “özgür” hapishane…Çelik diyorum ama o da pamuk kaplamalı, kimse kendilerini kısıtlayan kuvvetin kötü bir araç olduğunun farkında değil.
Öngörü, ileri görüşlülük ilacımız nadir bulunuyor demiştik. Bu kadar nadir bulunan bir nesnenin karaborsada karşılığı olmaz mı? Elbet olur hatta yanında hediyeleriyle birlikte. Rengârenk defterlerin, tür tür kalemlerin arasında her öğrencinin eline bu ilaçtan tutuşturuyorlar. Normalin beş katı fiyatı, ancak bir o kadar da sahte ve işe yaramazı olanlardır bunlar.Amaç hastayı daha beter hasta etmek ama kendisine dahi sezdirmeden... İşin daha da sefil yönü buna dur diyecek olan insanların dinlenmemesi, umursanmaması hatta suçlanmasıdır. Genç yaşta değiştirilen beyinlerin daha sonra yalnızca bilgi ve stres israfına dönüşmesi, yokluğa yatırılan emeğin ve vakit kaybının varlığı engellenemeyecek düzeye ulaşması ise kaçınılmaz sondur.
Endişelerim hep vardı, olmaya da devam etmesi işten bile değil. Göz göre göre sahip olduğumuz yaşamlar ellerimizden kayıp gidiyor. Yalanların üstü saydam doğrularla kaplanmış, çöplerden yapılarak özenle işlenmiş bir heykel gibi evlerimizin, yaşam alanlarımızın önüne dikiliyor.Ancak toplumumuz gözleri önündeki vahşeti montajlarla izliyor.Ne var ki bu ne onların suçu, ne de bir başkasının…Bağışıklığın zayıflığı, toplumun temelinin inceliği, o kadar korkunç bir seviyede ki ilaçlar kendi istenilen tedaviyi gösteremeyerek hastayı yan etkilerin kucağına sürüklüyor.Ön yargılar, desteksiz savunmalar gözleri doldururken akılları sarhoş eden, bulandıran bu sonsuz karanlık uçurum gelecek nesillere daha da ağır çarpmak üzere kendini hazırlıyor.
            Gözlerinizi gerçeğe ve yalınlığa açın. Atacağınız bir sonraki adımı, yirminci adımınızı düşünerek atın çünkü tüm bu muharebenin içinde size verilen en güzel hediye zaman ve farkındalıktır. İnsanlığı yok edecek olan en büyük tehlike düşünme ve sorgulama yeteneğimizi elimizden almak olacaktır. Bu nedenle zamanın değerini bilerek yaşayın. Unutmayın ki size verilen ilaç, bu yetenek sizi iyileştirmek içindir. Her şey gibi iyileşmenin anlamı da değişmeden sorunun farkına varın.Herkese doğduğunda birer kürek verilir hayatı boyunca yaşamın derinlerine, gizemlerine ulaşmak için. Kazdığınız çukurda bedeninizle birlikte en değerli hazineniz olan düşüncelerinizi çürütmek yerine kazanımlarınızla sulayacağınız birer fidan dikin.