Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: anonim yazar5321
Eser Sıra Numarası: 230214eser02


                                                       İZ BIRAKABİLMEK                   
        Ölüm kelimesi ne ruhsuz bir kelimedir.Der demez ağızda kekremsi bir tat bırakır.Yutkunmanız zorlaşır, duygularınız yok olur.Ölümden bahsederken etraf sessizleşir.Ondandır mezarlıklardaki uzun yıllar süren sükûnet.Ölülerimiz asla konuşmaz.
Bilinmeyenden korkmak normal değil midir? Hep çekiniriz düzene sokulan çomaklardan,rutinimize dayatılan değişiklerden.Çekinmekten de öte korkarız.Ama asıl korkulması gereken ölüm değildir, yaşama hiçbir iz bırakmadan toparlanıp gitmektir. Kimi insanlar doğar, büyür, ölür.Herkes gibi.Varla yok arası, olmasa da olur gibilerinden. Kimileri de doyasıya yaşar hayatı. İzlemek yerine soluk soluğa yaşar.Öyle ki, ölümüne akıl sır ermez. Zaten ölse bile yaşattıkları, öğrettikleri, hissettirdikleri silinmez.
Soluduğumuz her nefeste adım adım yaklaşırız ölüme. Aslında doğduğumuzdan beridir bellidir öleceğimiz. Fakat kabullenemeyiz. Ölüm iğreti durur üzerimizde. Ne kadar değerlidir ölüm bilemeyiz. “Ölüm olmasaydı yaşam tüm güzelliğini yitirirdi.” der Gogol. Hepimiz kıymetini bilmeliyiz yaşamanın.Her anımızı dolu dolu geçirmeliyiz. Geçmişe bakıp üzülmek yerine, geleceği planlamak yerine, şimdinin tadını çıkarmalıyız. Ancak bu şekilde ölümsüz oluruz, simyacıların aradığı yolla değil.
Bir yazarın kaleminden çıkan satırlar, bir müzisyenin kemanından dökülen ezgiler, bir doktorun keşfettiği bakteri…Hepsi ölümsüz yapar sahiplerini.Öğrenmeye, incelenmeye değer birer hayata dönüştürür hayatlarını. Vazgeçmediği, azmettiği bir yoldayken ölmek ne güzel bir ölümdür insan için.Hayatını doludizgin yaşadıktan sonra dinlenmek için gözlerini sonsuzluğa kapamak ne hoştur. Bazen ne boştur hayat kimi insanlar için. Sanki birer robotturlar da yaşar giderler.Mezarları başlarında sembolik ağlayanlar olur sadece.Kendi fikirleriyle dünyada farklılık yaratamadan, hatta fikir üretemeden çeker giderler. Yalnızca süre doldururlar şu hayatta. Hiç hata yapmazlar. Ama doğruları da yoktur. Çevrelerinde insan kalabalığı çoktur.O insan kalabalığından başlarını çıkarıp objektif bir şekilde kendilerini eleştiremezler. Ölümden hep korkarlar. Yaşamış olmak için yaşarlar.
“An gelir, Atilla İlhan ölür.” der ünlü şair şiirinde.Evet, gerçekten ölür Atilla İlhan, herkes gibi. Tek farkı; yazdığı şiirlerle, insanları etkileyen sözleri ve düşünceleriyle ölümsüzlüğü yakalaması. Yaşadığı hayatı ince ince dokurcasına yaşamıştır Atilla İlhan. Nihayet hayata gözlerini kapadığında ardında sayfalar dolusu şiirler, denemeler ve örnek alınacak bir yaşamın izlerini bırakmıştır.
       Ben Atilla İlhan gibi ölmek isterim.Geride bıraktıklarımla ölümsüz olmak, öldükten sonra anılmak, fikirlerimle insanları etkilemek… Benim en büyük endişem hayata iz bırakmadan veda etmektir.Birçok duygudan yoksun olarak ölmektir.Öldükten sonra hiç hatırlanmamaktır.Unutulmaktır.Benim endişem ölmek değil, hiç yaşamamış gibi ölmektir.