Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: başkan2996
Eser Sıra Numarası: 251213eser02


İNSAN VE ÖNGÖRÜ
      Edebiyat öğretmenimiz  benden bu konuda araştırma yapmamı istediğinde, doğruyu söylemek gerekirse biraz  heyecanlandım.Neden derseniz;öncelikle yaş itibarı ile hayat hakkında çok az şey biliyordum.
Bildiklerim ya da bildiğimi sandıklarım da çevreden duyduklarım, okuduklarım  ve yaşadıklarımdan ibaretti.
Kaldı ki konu hakkında beden yaşça büyüklerinde sık sık;“Bu insanları anlayamıyorum!” ,“Yalan dünya!” veya” “Bu hayatı anlamak çok zor,anlayana aşk olsun..!”dediklerine de şahit olmuştum.
Bu tür nedenlerle ne kadar zor, ama bir o kadarda ilginç bir konu seçtiğimi anladım.Ancak konuya bir  yerlerden başlamak gerekiyordu.Öncelikle ‘öngörünün’  insana ait  bir  yeti olduğunu gelecekte olabilecek şeyleri bir nevi önceden sezmek, tahmin etmek ve bu bilgilere dayanarak önlemler almak olduğunu öğrendim.
Sonra, öngörünün insanlık için önemini düşünmeye koyuldum.İlk çağ tarihinden öğrendiklerimi düşündüm.
İlk insan doğa  karşısında güçsüz ve çaresizdi.Bu çaresizlik, dur durak bilmeden ardı ardına gelen yağmurlar, yangınlar, aşırı sıcaklar ve  soğuklar, sel baskınları, depremler gibi doğal  olaylardı.
Yalnız bunlar mı?Hayır!
İlk insan ayrıca beslenme, barınma sorunlarını, hayvanlardan ve hemcinslerden gelen tehlikeleri de gördü.
Yaşamak istiyordu.Ve yaşamak için de savaşmak gerekiyordu.Bir şekilde doğaya hakim olmalı , onun yasalarını anlamalıydı.Ancak bu yolla  tehlike gelmeden önce ondan korunabilirdi.Bu da yalnız  ‘öngörüyle’ mümkündü.Dayanıklı evler yaptı, savaşmak için silahlar geliştirdi, okyanusları geçmek için gemiler yaptı,
Toprağı kendi haline bırakmayıp onu işlemeyi keşfetti.Sadece toprağı işlemeyi  keşfetmekle  kalmayıp, ona yerleşmeyi aile olmayı toplum olarak yaşamayı da öğrendi.İnsanın bu başarısı, hiç şüphesiz doğayı tanımasıyla, onun yasalarını keşfedip, bu yasalara karşı önlem almasıyla, yani  öngörüsüyle mümkün olmuştu.
Bu çaba bitmedi ve dünya durdukça da bitmeyecektir…
Bütün bunları düşünürken aklıma konuyla ilgili başka sorular da geldi:‘Acaba her insan,gelecekte olabilecekleri önceden görebilecek ve önlem alabilecek yeteneğe sahip midir?”
‘Yoksa insanlık bugünlere gelişini bir avuç insana mı borçluydu?’
Bir yerlerde okumuştum; okuduğum metin insanları 3 sınıfa ayırıyordu:
1-Birşeyleri icat eden keşfeden insanlar,
2-Keşfedilen şeyleri anlamaya çalışanlar,
3-Olup bitenden habersiz, sadece seyreden ve günü yaşayan insanlar.
Düşünmek, deney ve araştırma yapmak   ve öngördüklerini toplumun o gün ki alışkanlıklarına ters olmasına rağmen açıklama  zor bir iş olsa gerekti.Çünkü, insanların alışkanlıklarını değiştirmek, yani o güne kadar bildiklerinin yanlış olduğunu onların yüzüne vurmak tarih boyunca her zaman tepkiyle karşılanmıştı.
Aklıma, Aristo’nun, Galileo’nin ve bir çok bilim insanın ruh halinin nasıl olacağını düşündüm.
Gerçekten de,yöneticilerin ihmalleri nedeniyle şiddetli yağmurlardan sonra bir sel felaketinin yaşanacağını,
Toprak kaymalarının olacağını, birçok insanın evlerinin yıkılacağını, yüzlerce insanın öleceğini öngören bir bilim adamının huzurlu olması mümkün olabilir miydi?Aynı soruyu, önlem alınmadığı için meydana gelen, yangın, deprem, salgın hastalıklar, iş kazalarını önceden gören herhangi bir insan veya bilim adamı için de sorabiliriz.
Düşünen bir insan, yanlış politikalar sonunda yok olan toplumsal değerleri, toplumda ortaya çıkabilecek bir isyanı veya aynı nedenlerle ülkenin bir savaşa doğru sürüklendiğini göre göre nasıl mutlu ve huzurlu olabilirdi?
Bir anne veya babanın, evlenme yaşına gelmiş çocuklarının, kendi deneyimlerini ve öngörülerini umursamayarak, yanlış eş seçmesi karşısında mutlu olmaları mümkün mü?
Yine bildiğim kadarıyla ‘İstiklal Marşımızın’ ünlü şairi bir sohbet anında şöyle söylemişti:
‘Allahım ne olurdu ya herşeyi bilip görmeseydim;yada biraz duyarsız olaydım!’
Bütün bunları düşünürken şu sonuca vardım, nitelikli insan da daha tedbirli bu yüzden de daha çekingen, çoğu zaman daha mutsuz olabiliyordu.Öngörü sahibi olmayanlarda daha cesaretli, her zaman iyi ve güzel yaptığına inanan ve daha mutlu kişilerdi.
Ancak ne var ki dünyamızda sorulanları yaratanlar hep bunlardı.Yani öngörüsüz, niteliksiz, yaptıklarını kimseye danışmadan yapan insanlar…
     Bozulan doğa ve toplumsal düzeni yeniden tesis etmek görevi de her zaman ‘öngörülü’ insana kalıyordu.