Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: betül1998
Eser Sıra Numarası: 220214eser17


                                               TÜRKİYE’NİN İNCİSİ DENİZLERİMİZ
           İnsanların doğup büyüdükten sonraki  en büyük hedefi hayatlarını refah bir seviyede sürdürebilmek, başarılı  olmaktır. Başarılı olmak  ‘Ne kadar ekmek o kadar köfte’ hesabı gibi geleceğimizin rahat geçeceği anlamına gelir.
Bu günümüzü geçirirken bile , her durumda  yarını planlayarak geçiriyoruz ,hep bir gelecek var etme çabasındayız. Gelecek her yaşta bir soru ifade ediyor bize. Minikken sınavlar ,büyüyünce aşk ,iş , meslek gibi daha nice unsur bizi gelecek ile ilgili  düşündürüyor.Düşündürmeye de daha çok devam edecek.
Tabi ki hayatın her aşamasında gelecek bizim için düşündürücü bir unsur olabilir. Aslında her yaşta geleceğimizden endişelenmemiz doğaldır. Bundan öncede kaygılarımız olmuştur, sonrada olacaktır  insan var olduğu sürece.
İnsanın varlığı gelecek endişesi bulunduran canlı  bir iskelettir. Aslında geleceği düşünmek  insanoğlunun anatomisinden gelir.
Benim de asıl endişem , bizim üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizdeki  denizlerimizin  yok olması yada kirlenmesidir. Onlar bizim incilerimiz.Türkiye’nin şu konumunda denizlerimiz , en büyük servet incilerimizden biridir.Servet incilerimizi nasıl değerlendirirsek   gelecekte  bizlere de dönüşleri öyle olacaktır.
Bugün ülkemizde deniz olan yerlerimizin kıyılarında   kısa  bir gezinti yapınca ne kadar huzurlu oluyoruz. Denizlerimizi seyrederken bile nasıl canlanıyoruz.Yunusların denizdeki eğlenişlerini yada martıların gemideki yaşlıların ,gençlerin attığı bir parça simiti kapmaya çalıştığını  görünce , yada  vazgeçilmez sabah yürüyüşlerinin verdiği enerjiyle.
Deniz kenarından geçerken balıkçılara rastlamışsınızdır. Onlar denize aşık olanlardır. Onların amaçları balık tutmak değil ,denizlerimizde vakit geçirmektir. Onların aşkı denizdir, balıklardır, denizle ilgili olan her şeydir aslında.Tek denize aşık olanlarda onlar değildir. Onlar  sadece denize aşık olup denize ulaşabilenlerin birkaçıdır.
Denizde olan renkli eylemlerin hepsi hayatımıza renk katar. Bizlerin renkli kişiliğini ortaya koyar. Hayatın bizler önündeki renk cümbüşüdür.
 Denizin önemini, deniz olan bölgelerden uzaklaşırsak anlarız  aslında ne kadar değerli olduklarını. Ama ya denize ulaşamazsak ?O zaman insanlar her durumda sinirli, huysuz, hayat ise  renksiz olur.
Bizler bile Ege  kıyılarından İç Anadolu  bölgesine gelince ne kadar çok etkileniyoruz. İç Anadolu bölgesinin keskin hayat şartları bizleri asabi ,hırçın ,kızgın  yaparken,  Ege kıyılarının nemli rahat hayat şartları  bizleri neşeli gününü gün eden huzurlu birey yapıyor hemen.
Böyle düşünürsek, deniz olmasa hayatın çekilmez yanı ile tanışacağız. Bu tanışma insanlık için pek hoşnut olmayacak gibi.
Gelecek yıllarda denizlerimizin elden gidişini izlememiz  daha  nice kötü olayların sinyallerini verecektir. Bu bir döngüdür; bugün denizlerimiz,  yarın ormanlarımız, sonraki gün ise insanlığımız elden gidecektir. Kayıplar bizlerin şimdi dur demeyip gelecekte giden kim bilir nice güzelliklerimizden birileri olabilir.
Denizlerimizin gelecekte kötü durumlara düşmesi benim gibi deniz aşığı olan ve denizi kart postal güzelliği ile görenler için büyük bir felaket olacaktır. Bu durum bir insanın deniz hürriyetini kısıtlaması kadar yıkıcı ve üzücü boyutlara dönüşebilir.
Bence biz gençlerin gelecek ile ilgili en büyük endişeleri tahrip olan doğamızın bin bir güzelliklerini koruyamamak olmalıdır. Çünkü gelecekteki yeni nesillere denizimizden şimdiki gibi bahsedemeyeceğiz.
Gerçek şu ki, bizler denizlerimizin ve nice  güzelliklerimizin varlığı ile birlikteyiz.
Onların varlığı ile huzuru, mutluluğu, hayat ışığımızı görmekteyiz.
        Yaşadığımız bu çevrenin, denizin bize miras olduğunu biliyorum; emaneti bizden sonraki nesillere  daha canlı ve güzel bırakamamaktan endişeleniyorum.