Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: beyefendikuş2309
Eser Sıra Numarası: 220214eser42


         
                                                         ÇİZGİYE BİR KALA
            Kendi geleceği hakkında düşünmeyi ve hayaller kurmayı alışkanlık haline getiren insanoğlunun bu konu üzerindeki endişeleri de düşündükçe artmakta. Bunun birinci nedeni insanın tam olarak kendini nasıl bir gelecekte gördüğünü –görmek istediğini- bilmemesidir. Kendi geleceğini tam olarak şekillendirmemiş, kendisine belirli bir yol çizmemiş ve bu yolda doğru bir şekilde ilerleyebilmesi için yapması gerekenleri bilmeyen bir birey, öngördüğü belirsizlik karşısında kaybolup gideceği için endişelenir.
 Benim endişelerim ise çizdiğim yolun bitiş çizgisini gördüğüm an başlar. Hedefime beni yaklaştıran son adımlarımın bana verdiği mutluluk, ani bir tedirginliğe dönüşür.  Yaptığım yolculuğun gerçekten hakkını verip veremediğimi düşünmeye başlar, atladığım bir şeylerin olup olmadığını bilememe duygusu da beni yiyip bitirir.Bir süre sonra, adımlarımı yönetenin mantığım değil, korkularım olduğunu duyumsarım. Acaba bütün meyvelerin tadına baktım mı gördüğüm? Bütün çürükleri yiyip tükürdüm mü hemencecik?  Karış karış gezdiğim bu yolları ezberledim mi? İşte, geleceğime yolculuk yaptığımda kara bir gölge gibi önüme çıkan, beni bir kurt gibi kemiren endişelerim:
Elime gitarımı her aldığımda, ilk kez ona dokunduğumdaki heyecan ve tedirginliği hissederim.Ne yapacağını, yapmaya çalıştığını bilemeyen parmaklarımın klavyenin üzerinde oluşturduğu ilk melodi zihnimde canlanır bir anda. Bazen gözlerimi kapatır, sadece kendimi ve gitarımı dinlerim.Kendi bastığım notalar birleşip birer tümce oluverir, bu tümceler birleşir uzun uzun paragraflar oluşturur.Sadece ben ve gitarımın olduğu bir ortamda olumsuz insani duygularımı tamamen bir köşeye bırakırım,dünyevi sorunları olabildiğince düşünmemeye çalışır; özüme inerim. Benim yarattığım ve her şeyin güzel olduğu bir dünyada bulurum kendimi melodiler sardıkça etrafımı. Ne kadar zaman geçse de beni bırakıp gitmeyeceğine inandığım tek dostum olur müzik …Ya o da bir gün yok olup giderse?
Belki de yıllar sonra gördüğüm tek şey, bir tahta parçası üzerinden geçen farklı kalınlıktaki altı tel olacak. Gençlik yıllarımda bana hissettirdiklerini sözcüklerin anlatmaya yetmediğini düşündüğüm her şey, o zaman bana kıymetsiz gelecek. Dinleyerek büyüdüğüm müzikler değersiz, sanatçılar da muhtemelen ölü olacak. Korkularımın derininde yatan endişe, müziğin anlamını büyüdükçe kaybedeceğimi düşünmemdir. Müziğin hayatımdan tamamen çıkacağını kesinlikle düşünmüyorum; fakat benim için bugün ifade ettikleri, otuzlu yaşlarımda da beni aynı şekilde heyecanlandıracak mı? İlk günkü heyecanımı sürdürebilecek miyim ve bu kadar hevesli olacak mıyım o zamanlar?
       Korktuğum şeyin yanıtını, yalnızca zaman gibi sert ve amansız  bir yolun verebilecek olması beni daha da ürkütüyor.  Elimden gelen bir şey olmadığını bildiğim için bekliyorum, bekleyeceğim.O zamana kadar da can dostumu elimden bir gün olsun düşürmeyeceğim.