Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: bilimseven1996
Eser Sıra Numarası: 271213eser01


                                                           YOK OLAN GELECEK
   O güzel günler çok uzun yıllar önce yarım hatırladığım bir rüya gibi. O günleri geceleri rüyalarımda gündüzleri anılarımda yaşatıyorum.
 Yıl 2013…
Geçmişten günümüze günümüzden geleceğe adlı bir seminerde konuşmacı olarak sahnedeyim. Dünyada ki insan nüfusu arttıkça doğal kaynakların kullanımı artmıştır. Doğal kaynakların bilinçsiz ve aşırı kullanılması, doğanın dengesini bozmuş ve çevre sorunlarını oluşturmuştur. Küresel ısınma topraklarda aşırı buharlaşmaya sebep olmuş ve bu durum sonucunda kurak ortamların sayısı  ve büyüklüğü artmıştır. Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, nükleer kirlilik insan için yaratılan bu eşsiz gezegeni kendi ellerimizle yok etmek demektir. Şimdi birbirimize dönelim, birlik ve beraberlik ile geleceğimiz için, çocuklarımız için, torunlarımız için daha güzel bir dünya nasıl bırakabiliriz diye düşünelim ve gerçekleştirelim.
Yıl 2030…
Bundan on yedi yıl önce yer aldığım seminer kaydını buldum çekmecemde. Nükleer kirliliğin gezegenin büyük bölümünü yaşanmaz hale getirmeden önce ki gezegenden kopup gelen o anları hatırlamama neden oldu. İstanbul, New York, Paris, Tokyo, Şam, Kahire bir zamanlar yaşamak için en cazip şehirlerin eski hallerinden eser yok şimdilerde. Depremler, yanlış sanayileşme, ekolojik dengede ki büyük çöküş, ülkeler arasındaki rekabetin nükleer silahların kullanılmasını getirmesi dünya’yı yaşanmaz hale getirmiş ve geri dönülemez bir felakete sürüklemişti. Yiyecek ve su kıtlığı artışı olağan bir durum. Ülkelerin belirli bölgeleri yaşanamaz halde. Tüm dünyanın geri dönüşü olmayan bir yok oluşun eşiğinden sonra tekrar hayatta kalma mücadelesi verdiği bir dönem. Devletler bu savaşın bir yere varamayacağını  anladı fakat artık çok geç…
Eski dünyadan bir parça bulabilmek, anılarımı yaşatmak için çocukluğumun geçtiği o küçük köye doğru yol alıyorum. Bir an için gözlerimi kısarak, bir zamanlar masmavi olan gökyüzüne doğru bakıyorum. Etraf ıssız, insanların birkaçı yollarda. Kimileri ailesini arıyor çaresizce. Yolunu kaybetmiş yabancı gibi bu dünyada tek başına kalmış çocuklar…
   Soğuk havadan derin bir nefes alıyorum ve batıya güneşin battığı yere doğru ilerliyorum. Rüzgar saçlarımın arasında dolaşır. Güneşin son ışınları tenimi okşar ve bilmediğim kaderime doğru yol alırım çaresizce…