Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: bsrev0098
Eser Sıra Numarası: 180214eser06


                                                         TEKNOLOJİ NİMETTİR(!)
       Hafif rüzgârlı hava, güneş çok yakmıyor. Kitabımı alıyorum elime iniyorum sahile. Denizin karşısına oturup martıların sesleri eşliğinde okuyacağım. Bakınıyorum şöyle bir etrafıma, oturacak bir yer arıyor gözlerim. Gözüm orta yaşlı bir kadıncağızla on altı on yedisinde bir delikanlıya takılıyor. Kadın konuşuyor, nasihat eder gibi bir hali var. Delikanlı gömülmüş  telefonuna arada bir şeyler mırıldanıyor. Ah bu gençlik, deyip kafamı çeviriyorum. Ağaç altına oturmuş üç beş  kız gözler telefonda, başlarını hiç kaldırmadan konuşuyorlar. “Gördün mü Selin  Twitter’da  ne paylaşmış?” diyor yeşilli olan. “Aa bu gün Demet’in doğum günüymüş  Facebook’ta öyle yazıyor” İçlerinden biri ağlamaya başlıyor. Yeşilli dönüp bakıyor, “Ne oldu Lale?” adı Lale imiş. Hıçkırarak : “Ayşe’nin profil fotoğrafının altmış beğenisi var. Benim ki hala kırk yedide!” Gülüyorum hallerine şu gençliğin ağlanacak haline gülüyorum yalancı bir kahkaha ile.
Teknoloji evet, büyük nimet. Ama bu bağımlılıkta fazla değil mi? Elimizden düşmüyor telefon. Amacını aştı artık. Şimdiki gençlik telefonla konuşmuyor; mesajlaşıyor, oyun oynuyor, internete giriyor, müzik dinleyip fotoğraf çekiyor. Yan yana oturup birbirlerine mesaj atıyorlar. Birbirlerinin sıkıntılarını sosyal medyada paylaştıkları şeylerden anlıyor, yanına gidip dertleşmeyi bırakın bir telefon açmak yerine sosyal medyada yorumlaşıyorlar. Adı sosyal medya ama oluşturduğu asosyal gençlik. Moralim bozuluyor eve gidiyorum. İçeri giriyorum, annemle babam kurulmuşlar koltuğa televizyon izliyorlar. Anlatacak oluyorum şu gördüklerimi, teknolojinin gençliğimize ettiklerini. “Şist sus” diyorlar  “En heyecanlı yeri.”
       Evlerimizdeki sohbeti öldürüyor televizyon. Herkes sus pus pür dikkat izleniyor Hürrem’le Süleyman. Kurmaca kişilerin  yaptıkları, konuşmaları, ilişkileri gerçek insanlardan(bizlerden) çok daha önemli oluyor, oldu. Onlarla yatıp onlarla kalkıyor; Onlar için ağlayıp yine onlar için seviniyoruz. Yan odaya geçiyorum. Kardeşim Ömer çizgi film izliyor, örümcek adam. Bir an korkuyorum, acaba diyorum acaba Ömer’de… Geçenlerde okuduğum bir gazete haberi geliyor aklıma. Sekiz yaşında bir çocuk Arda, babasının doğum gününde aldığı örümcek adam kostümünü giymiş. Uçabilirim sanmış, pencereden atlamış. Sonuç hüsran. Seksenin üzerinde kemiği kırılmış, beyin kanamasından vefat etmiş çocukcağız. Şimdi oturdum Ömer’i izliyorum. Yasaklamak istiyorum, izleme diyebilmek. Ama biliyorum ki yasaklanmış olan hep daha güzel daha çekicidir. Düşünüyorum bir yol bulacağım. Koruyacağım kardeşimi. Vermeyeceğim teknolojinin kanlı ellerine. Ben Ömer’i koruyacağım, kurtaracağım da ya diğer Ömer’ler...Onlara ne olacak, onları kim koruyacak?..
       Yaşlı genç dinlemiyor teknoloji çekiyor ağına, hapsediyor bizi küçük ekranlara.Öylesine kabullenmişiz ki teknolojinin köleleri olmayı, çıkmıyor sesimiz. Saatlerce kalkmıyoruz başından, bırakmıyoruz televizyonu, bilgisayarı, telefonu. Teşhis konulmuştur. Bizler teknoloji hastalarıyız. Hepimizi birden kurtaracak olan tedavi ise henüz bulunamadı ve korkarım bulunamayacak!..