Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: çileli7009
Eser Sıra Numarası: 220214eser22


HÂKİMİYETTEN   ÖZENTİYE
      Meydanlarda ordularının bileği bükülmeyen Türk Milleti’nin kültürü,  zamana karşı savaşta aynı başarıyı gösterebilecek midir? Zorlu bir coğrafyada yaşam mücadelesi veren Türkler; devletler kurdular, yıkıldılar, esir düştüler ve bağımsızlıklarını kazandılar. Şüphesiz bu milletin bu başarıları kazanmasında kültürünün etkisi büyüktür.Türk kültürü birçok yapıdan oluşmakla beraber kanaatimce asıl temeli üç yapıdan oluşur. Bunlar Türk Dili, Türk kültüründe kadının yeri ve Türk aile yapısıdır. Benim geleceğe dair endişem Türk Kültürü’nün unutulması ve gelecek kuşakların bu kültürden habersiz yetişecek olmasıdır.Orta Asya’daki Sayan Dağları’nın eteklerinden tıpkı bir akarsu gibi Anadolu’ya süzülen Türkler, kültürlerini hem diğer milletlere aktarmışlar hem de başka milletlere kendi kültürlerini aşılamışlardır. Eski çağlarda atın evcilleştirilmesi, demirin işlenmesi ve kullanılması, Türkler’in medeniyete katkılarından bazılarıdır. Yahya Kemal’in belirttiği gibi “Kökü mazide olan ati” bir millet olmuşlardır.
Yirminci yüzyıla kadar Türk Dili ve Türk aile yapısı büyük ölçüde korunmuştur. Fakat Türk kültürü Sanayi Devrimi’nin sonucunda teknolojinin gelişmesiyle beraber yozlaşmaya başlamıştır. Teknolojik aletlerin dış devletler tarafından icat edilmesi; bizim ise sadece tüketici konumunda olmamız ve Batı Kültürü’ne özenmemiz  sonucunda dilimize çok fazla yabancı sözcük girmiş, Türk Dili yıpranmıştır. Özellikle biz gençler yabancı kültürlerin dillerine özenip dilimizi unuttuk, benliğimizi kaybettik. Günlük yaşamımızda kullandığımız ‘yes, okey, cafe’ gibi kelimelerin öz Türkçe karşılıkları bulunmasına rağmen hayatımıza yerleştirdik.Diğer bir kültür ögesi olan Türk aile yapısı, köyden şehre göçün artmasıyla beraber değişime uğradı. Herkesin birbiriyle iş bölümü içerisinde bulunduğu eski Türk aile yapısı bugün çok farklı bir şekilde karşımızdadır. Herkesin kararlarda söz sahibi olduğu ve işbölümünün olduğu düzen yerine, bugünkü Türk ailelerinde, evin büyükleri evi geçindirirken hiçbir sorumluluk almayan çocuklar, kendini hazıra alışmış hissetmekte ve aynı zamanda atalarına hürmeti bilmemektedirler. Her şeyin maddiyata döküldüğü yeni düzende ailenin en büyükleri olan ninelerimiz ve dedelerimiz huzur evlerinde yaşamaktadır. Çocuklarının ve torunlarının bayramlarda gelmesini beklemektedir. Eskiden olan ataya hürmet bugün yok olmaya yüz tutmaktadır.Diğer önemli konu ise Türk Kültürü’nde kadının önemi ve rolüdür. Türk kadını Orta Asya’da savaşta, yaşamda ve kurultayda erkeği ile omuz omuza bazen de daha önde idi. Türklerin Anadolu’ya gelip Ortadoğu’daki diğer milletlerin kültüründen etkilenmesi ile Türk kadını önemini yitirip geri plana itilmiştir. Zaman zaman Osmanlı’ da hanım sultanlar kararlar verse de bunlar münferit hadiselerdir. Türk kadını geri itilmişliğine rağmen Kurtuluş Savaşı’nda ülkesinin ölüm kalım mücadelesinde adeta küllerinden yeniden doğmuştur. Usta şair Nazım Hikmet’in dediği gibi “Soframızdaki yeri, öküzümüzden sonra gelen kadınlarımız.” Bu kadınlarımız kağnılarda, öküzlerle beraber mermi taşıyan kadınlarımızdı. Bu kadınlar Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında büyük rol oynamışlardır. Türk kadının bu kahramanlığı, ilerleyen zamanlarda demokrasiye örnek olduğu düşünülen çoğu devletten önce, seçme ve seçilme hakkına kavuşarak taçlandırılmıştır.
     Kültür, bir milleti ayakta tutan asıl unsurdur. Bugün adını tarihe kazımış bir millet olarak nereden geldiğimizi unutmamalıyız ve kültürümüze sahip çıkmalıyız. Benliğimizi yitirmemek için biz gençlere daha büyük görevler düşmektedir. Tarihimizi, edebiyatımızı, kültürümüzü iyi öğrenelim. Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde bu kuvveti bulacaktır. Büyük önderimizin de dediği gibi “Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.”.