Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: darvin1809
Eser Sıra Numarası: 230214eser87


                                                   GELECEK KAYGISI

             Dünya üzerinde yaşam başladı.Hayat devindi ve hastalıklı insanoğlu gezegeni sardı.Bir düş görüldü,bir amaç belirlendi,bir şey kırıldı,bir adam hayatına devam etti,nedenini sorgulamadı,sadece ilerledi.Uygarlık denilen düşünce salındı havaya,plastik duygular pompalayan yüreklerden ve faydacı gözler gelişini çok uzaklardan bile gördü.İnsanın doğası bulundu ve onca duygu içinden açığa açgözlülük çıktı ve hiç yitirilmedi,hiç kaybolmadı.Havamıza karıştı ve aldığımız her nefeste bizi uyardı.Ölüm geldi ve biz onu görmedik.Aynı zamanda onu kabullenemeyecek kadar pekgözdük.Bir çocuk doğdu,açtı gözlerini,havayı kokladı,içine çekti ve o da bizden biri oldu.

Hayatının geri kalanında göstereceği tek çaba tüm nefeslerini,içine çektiği ilk nefese kadar içinden söküp atmaktı belki de.Bıraktı her şeyi bir yana,hayatının keyfini çıkardı,açgözlülüğü sadece hayal gücü kadardı.Büyüdü,bir sabah uyandı,gözlerini açtığı dünyaya çok çabuk getirilmişti,çocukluk evresi çabucak geçiştirilmişti.O sabah bir amacı vardı.Buna iyi hazırlanmıştı.Diğer askerlerle beraber bir eğitim yuvasına konuldu.Herkes şaşkındı.Geldikleri yerin yanlış olduğunu içten içe bilseler de onlara öyle öğretilmemişti.Biricik tanrıları olan deneyimli askere,yani ailelerine,inandılar.Ve uyumsuz olanları dışlayıp sağlayabilecekleri uyumla gurur duydular.Aileleri bu dünyanın deviniminde bir çark olabilmişti,olabildikleri sadece bu olduğu için bunu sevmekteydiler.Onlar da böyle doğmuştu,böyle koşullandırılmışlardı.Hayat bir çukur gibiydi ve tırmanma çabaları nafileydi.İnsanlarsa çukur içine bir sistem kurmuşlardı.Orada varolan bir görüş,bir arayıştı çukur.Tek sorunu çukurun güneşe bakan kısmına varamadıkları için çukuru daha da dibe taşımalarıydı.
Çocuk etrafına baktı.Her sabah tanıdığı ve tanımadığı tüm insanlar bu hayat düzeni içinde savaş veriyorlardı.Tanıdığı başka bir dünya düzeni yoktu;çünkü çok azları tarafından hissedilmişti ve anlatılamazdı,anlatılmıyordu.Hayatının üçte birini bildiği tek şeyi yaparak geçirdi:Öğrenerek.Zaman geçtikçe çoğu insanın görmeyi reddettiği bir gerçeği gördü:insanoğlu açgözlüydü.Her sabah insanlık bir diğerine üstünlük sağlamak için uyanıyordu ve gece yattığında bu amacı gerçekleştirdiği kadar mutluydu.Dediğim gibi insanlık devindi,dünya,yaşlı çocuk,yürüdü ve çocuk bir çıkış yolu bulamadı.Bu ilerlemeyi reddetse de ona razı oldu,bir çokları gibi...Hayatına baktığında açgözlülüğün sadece kendisini öldürdüğünü fark etti.Yaşam anlamsızdır,onu anlamlı kılan küçük anlardan başka bir şeyimiz yoktur.Ve bu anlamsızlık içinde yuvarlanırken en azından açgözlülük duygumuzu bir kenara bırakabiliriz.
Yaşamımıza dönüp baktığımızda gördüğümüz şeyler gerçekten hissetmeyi başarabildiğimiz zamanlar olup tüm o sahte zaferler ruhumuzdan silindiğinde anlarız.Ruhu içinde yaşamalı bir insan;ama ne yazık ki ruhunu demirden bir yolda yürürken ayaklarında sürükleyen insanlardan oluşan bir dünyadayız.Yegane zafer,zafer algımızın içe döndüğü anda başlayacak.İnsanlığın hırsı son nefeslerini verirken her zaman yanında olan ve hiç kucaklamadığı mutluluğa dönüp bakacak damarlı,savaşmaktan bıkmış,altları şişmiş ruhuyla insan.İşte görüyorsunuz;sorun gelecekle değil,gelecek kaygısı denen şey sadece yeterince yaşayamamaktan doğan vicdan azabıdır.