Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: delikaymakam0007
Eser Sıra Numarası: 220214eser50


                                                 ENDİŞELERİMİZ
Endişe, insanın doğduğu andan itibaren içinde bulunduğu toplumun kurallarına uyamama korkusudur. Toplumun bu dayatan kuralları yüzünü, konuşmaya başladığımız zamanlardan itibaren göstermeye başlar: ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ ‘Komşunun oğlu Ali gibi çalışsana!’ ‘Yemeğini yemeden dışarı çıkamazsın!’ gibi soru ve uyarılarla kuşatılırız. İlk defa bir vazo kırmışsak azar işitir ve daha dikkatli olmamız konusunda korkutuluruz. Tıpkı etki-tepki kanunu gibi.Yanlış bir davranışın sonunda cezalanınca aynısını tekrarlamak, bizde gelecek olan cezanın korkusunu yaşatır. O korku endişedir.Lise birinci sınıf öğrencisi olarak benim de kendimce hayata karşı birçok endişem var. Bu endişeler gerek küçük gerek büyük, gün içinde aklımı kurcalar durur. Yarın sınav varsa başarısızlığın sonuçları beni korkutur. Endişelerim hakkında bir kompozisyon yetiştirmek de ayrı bir derttir. Herkes başarısızlığı en az bir kez tattığından getirdiği sonuçları da az çok tahmin eder. Ancak olaylara biraz daha kuş bakışı baktığımızda aslında çok kısa ve basit bir oyunun içinde olduğumuzu görürüz. Aynı gemisine dalgalar çarpan bir kaptanmış gibi. Aslında gemi biraz sağa biraz sola sallanır ama o geminin içinde olmak ölümle burun burunaymış hissi verir. Hayatımız ne kadar çalkantılı olursa olsun olaylara kuş bakışı bakabilmek hayatımıza büyük bir huzur getirecektir.Karşılaştığımız problemler çoğu zaman aşılmaz görünür. Onları düşündükçe biri bin yapar, işin içinden çıkılamaz hale getiririz. Bir gün yakın arkadaşım Tolga’nın kız kardeşini kaybettiği haberini aldım. O gün gerçek acının yakınlarından birini kaybetmek olduğunu öğrendim. Bunu bizzat yaşamadan öğrendiğim için çok şanslıyım. İnsan trajik bir olay ardından öteki sorunlardan uzaklaşma imkanı buluyor ve anladım ki bu koca oyunun içindeki piyonlar olarak toplumun bize dayattıklarıyla uğraşmaktansa kendi mutluluğumuzun peşinde koşmanın hayatı daha yaşanır kıldığını anladım.
Hayat onu değiştirip şekillendirince bir anlam kazanıyor. Hiçbir sebep olmadan acelesi olana sıranı vermek, etrafındaki insanları iltifatlar ve jestlerle mutlu etmek, hırs içinde toplumla yarış içine girip kendimizi hırpalayarak yarattığımız kişilikten çok daha üstündür. Önemli olan hayata karşı doğru tavrı alabilmekte. Yaşananlara uzaktan bakmak etrafımızda küçük detaylar sandığımız güzellikleri fark etmemizi sağlayacaktır, hayatımıza biraz anlam katan da onlar değil midir?