Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: dinç1234
Eser Sıra Numarası: 220214eser31


                                       HASRETİNİ ÇEKTİĞİMİZ İNSAN
        Yıllar yılı bizi kurtaracak insanın hasretini çekip durduk…Yaramızı saracak,derdimize derman olacak insanın hasretini…Hele havanın iyiden iyiye karardığı ve yolların karmaşıklaştığı günümüzde,O,bizim için hava oldu;âb-ı hayat oldu.Vaslına erme ümidini yitirecek hale gelsek bile,yine o ‘mahbub-u muntazar’ı herkese soracak ve her yerde onun türküsünü söyleyeceğiz.
 Diyojen kendi toplumuna karşı en korkunç kötümserlik içinde,adam yokluğunu ilan ediyordu.Bilmem ki,bizim toplumumuz bu acı gerçeği kabul edecek kadar kendinde midir?Biz milletçe bir şeye aç muhtacız:Bizi bağrına basacak,acılarımızı dindirecek,çevresinde olan hadiseleri çok iyi müşahede edecek ‘Başyüce’insana.Aslında dünden bugüne,çekilen bütün ızdırapların arkasında da,hep bu aranan insanın bulunamayışı vardır.Yaşatma yolunda yaşama zevkini unutan,başı yüce dağlar gibi dumanlı,sinesi lavların kaynaştığı kor yığını,’muzdarip insan’ın bulunamayışı…
Yakın geçmişimiz içinde,bu cinsten kaç insan gösterebilirsiniz…? Kaç insan gösterebilirsiniz ki, etrafındaki mülahazaları kavramış? İnsanlığa yardımcı olma inceliğine âşina bulunmaktadır?
Evet, aradığımız insan her şeyden evvel bir aksiyonerdir.Hayatın her lahzasında karşılaştığı muammaları,varlığın her parçasına soran ve her sorusuna cevap almaya çalışan yüksek mefkurelere dilbeste olan bir aksiyonere…
İlme karşı alakasız kalan laubalîler,birkaç kitap bile eline alıp okuyamayan tali’sizler,iç dünyalarının derinliklerinden ve kendinden habersiz yaşayan nâdanlar,hiçbir zaman hasretini çektiğimiz insanın yerini dolduramamışlardır.Ne var ki,sahnedeki boşluklardan istifade ederek,halkın karşısına çıkan sahte oyuncular gibi, insanımızın karşısına,çeşitli devirlerde pek çok oyuncu çıkmış ve onunla eğlenmiştir.Ama hiçbir zaman onun gönlüne taht kuramamış ve onun beklediği insan olma iltifatını görememiştir.
Onun, gönül vermeye teşne bulunduğu insan, ilmi temaşalarıyla, mana cevherlerini yakalayan özüyle bütünleşen; zerre iken güneş,katre iken derya,parça iken bütün olmasını bilen, okuyup anlayan,irfanla özleşen düşünce adamı…
Kalk! Tarihin boynuna vurulan bu korkunç kemende bir kılıç indir; kördüğümü bozar gibi bu sihri boz ve milletin bahtsızlığını gider! Soluk soluğa Balkanlara tırmandığın, üveyik olup Trablusgarp’lara uçtuğun, Hint’tir,Yemen’dir deyip her bucakta at oynattığın ve bir baştan bir başa adını cihana duyurduğun gibi…
Ülkenin çölleştiği, yabancı ellerin ‘ekskavatör’ler gibi milli bünyeni yarıp yarıp geçtiği nesilleri önüne katıp sürüklediği; bestesi de Çin’den,Maçin’den gelmiş âğyar türkülerinin,senin insanını sarhoş ettiği şu kara günlerde gel artık…!
Gel!Yıllar yılı hep eski destanlarla avunup duran ve yeni dünyanın bin bir hokkabazlıkları karşısında şaşırıp kalan şu kendi nesline,yeni türküler söyle; seni ve beni anlatan yep yeni türküler…Bestesi senin kadar duru ve yüce,Malazgirt gibi içten,büyük fetih gibi,zamana yeni nam getirici ve âlemşümul,kurtuluş kavgan gibi yürekten ve cansiperâne olsun…!
Şahsi menfaat ve zümre çıkarları, hiçbir zaman onun ufkunu kirletemez.Kinler,nefretler hiçbir zaman bakışını bulandıramaz.Bu irfan erinin nazarında, sevmek,affetmek ve sevdiklerinden gelenlere sabretmek en yüce idealdir.
İnsanlığa vaad ettikleri saadeti kanla,irinle getirmek isteyenlere gelince onlar, dört kitabın da reddettiği bir yola girmiş çocuk ruhlu sefillerdir.
     Keşke insanımız,bu entelektüel cücelerin aktörlüklerini idrak edebilseydi.Belki o zaman,bu musallatlara karşı ‘Savulun!’diyebilirdi.Ama heyhât!O henüz böyle bir varoluşun hakkını vermekten çok uzak bulunmaktadır.