Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: durusu9999
Eser Sıra Numarası: 220214eser46


                                                        BİZİM ZAMANIMIZDA
     Geçmişi yaşamak zordur. Ona sahip olmak, onunla özleşmek, ona benzemek... "Bizim zamanımızda" kelimesi ne kadar büyülü değil mi baba? Dışarıdan sadece iki kelime gibi gözükmesine rağmen içinde bir asrı taşıyan Dedem hep "bizim zamanımızda " diye başlayan cümleler kurduğunda ailecek bir gülümseme olurdu suratımızda.
Bazen kahkahalara boğulurduk. Sevgilerini anlatırdı, aşklarını, umutlarını, heyecanlarını anlatırdı dedem. Ne kadar eski yaşanmışlık olsa da hülyalara daldırırdı bizi. Uzun uzun düşünerek hayal ederdik o zamanı. Eski oyunları, tulumbaları, elma ağaçlarını, akşamsefalarını… Korkuyorum, çünkü bizim anlatacak hikâyemiz yok baba. İlerde ben de dede olacağım ama anlatacağım güzel yaşanmışlıklarım yok. "Bizim zamanımızda" diyeceğim cümlelerim yok.Aşklarım, mutluluklarım, sevgilerim...
 Dedem , "Bizim zamanımızda evimizin etrafı bomboştu, oyun oynardık arkadaşlarımızla. Oyun deyip geçmeyin he " , derdi. Çanak çömlek, dokuztaş, topaç, çayda çıra, misket, seksek, uzuneşek oo say say bitmez. "Sonra gecelere kadar oturur şarkı söylerdik birbirimize. Çiçekler çıkınca toplar, annemize götürürdük. Çok sevinirler, birer tane buse kondururlardı yanaklarımıza, çok gururlanırdık. Sanki kocaman adam olmuş gibi gururlanırdık. O, bizim tüm gün boyunca mutlu olmamıza yeterdi. Televizyon, bilgisayar yoktu ama mutluyduk  " , derdi hep.  Dedemden bunları duymak bile gülümsetirdi beni. Keşke o dönemde yaşananları biz de bugün yaşayabilseydik.
Eskiden evlerin önü, sokaklar, bahçeler çocukların oyun oynarken attıkları sevinç çığlıklarıyla doluymuş. Çocuklar atlayıp, zıplarlarmış, uzun bir değneği alıp at yaparlarmış, taşları üst üste dizer, ağaçların arkasına saklanarak oyunlar oynarlarmış. Oyuncakları olmadıkları için çamurdan çaydanlık yapar, hep beraber evcilik oynarlarmış. Ne güzelmiş değil mi baba?
Dedemden dinlediklerimi yaşamayı hayal edip kendimi sokağa atıyorum. Hevesle apartmandaki kapıların zillerine basıyorum. Haydi diyorum! Sokağa gelin. Bir neşeyle iniyoruz sokağa sonra... Sonra gerçeklerimizle yüzleşiyoruz.  Hayallerimiz, nerdeler? Nerede çocukların çığlıkları, nerede çamurlarımız, nerede bahçelerimiz, ağaçlarımız, sokaklarımız...Bizim olan her şey nerede? Dedemden bize yadigâr kalanlar bunlar mı? Beton yığınları, araba katarları ve egzoz kokuları... 
Kötü bir dede olacağım ben, baba. Torunlarıma anlatacağım güzel anılarım olmayacak.  Çok üzülüyorum, baba. Ben böyle hayat istemiyorum. Varsın televizyon, bilgisayar hiçbiri, hem de hiçbiri olmasın, istemiyorum. Umutsuz yarınlarla yaşamak istemiyorum ben baba, endişelerle yaşamak istemiyorum. Çocuklarımın, torunlarımın mutsuz olmasını medya kölesi olarak yaşamalarını istemiyorum.
Bir hayalim var baba!
Kocaman bir evim olacak, kocaman bir de bahçem. İçinde papatyalarım, güllerim, akşam sefalarımla...   Mutluluklarım olacak, aşklarım, sevgilerim, oyunlarım. İçinde güzellik bulunan her şey. Herkes kullanabilecek "benim zamanımda " kelimesini.
O zaman dedem gibi olurum değil mi baba? Dedem kadar güzel bir dede olurum değil mi?