Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: efendi1452
Eser Sıra Numarası: 230214eser94


                                                    SAKLI TUTTUKLARIM

Saklımdakileri seriyorum gönlümün gözlerine. Aydınlığıma bırakıyorum en saklı tuttuklarımı. Kalabalık bir kervandır baharı gecikmiş düş(ünce)ler. Yorgun zamanlarda yürüyüşümdür şimdilerde beni tutan. Endişelerim birikir içimde. İnsanlığın gün be gün büyümesi, kendi içine çekilmesi ve ardına kadar kapatması kapılarını, insancıllığa dair…Saklımdakileri izliyorum.Unutkanlıklara hapsedilenleri...Mesela yeşil, yokluğundan şikâyetçi; kitaplar kimsesizliğinden…Pencere kenarları soğuktan haber veriyor; kuşların, çiçeklerin yokluğundan. Kalemler yazmayı bekler günlükleri, anayla babaya hatırı ve hasbihali, sevgiliye özlemleri…Eş, dost, sevgili eli yerine sürekli telefon tutan ellerdir gördüğüm.Sanal âlemlere kilitli gözler, bir ziyareti değil de yalnızlığı adımlayan ayaklar...Zihnimin dünyasında havalar soğuyor. Yağmura hazırlanır bulutlar… Endişelerim dökülür bembeyaz sayfama şimdi. Anlayacağım “havada bir umutsuzluk hissi var.”
Korkularımdan damıttıklarımdır bunlar…Kirlenmesin isterim beyazlarım umutsuzlukla. Korkularıma sıkıştırıp atasım gelir umutsuzluğu. Yine de geleceğin korkulu dünyası çepeçevre sarıyor beni. Kimselerden haberi olmayacak ya birilerinin, yazdıklarım ısıtıyor içimi.Tehlike anında herkes kendi kapısının ardında, dışarıdan habersiz…Gözler ileriden, nefesler birbirinden uzak ve daha çok üşüyecek herkes, habersiz… Yağmur da yağacak. Sohbet sıcaklığından, paylaşma mutluluğundan yoksun kalan insanlara yalnızlık yağacak. Sarıldığı araç-gereçlerle yine yalnız kalacak insan? Soğuk metaller, konuşamaz teknolojiler ısıtabilecek mi muhabbetin yokluğunu? Ya da çıkarıp alabilecek mi umutlarımdan karamsarlığı?Günaydınlar azalıyor zihnimin dünyasında. Tarlası boş bırakılıyor umutların, gönül dünyalarında.  Selamlar bitiyor, ekranlardaki, hoş geldiniz, yazısını okuyor her sabah uyku mahmuru gözler. Memleket istemiyor artık Cahit Sıtkılar. Hani şu göğü mavi, tarlası sarı olandan… Kardeş kavgası nihayetsiz suskunluktan, kardeşlerin birbirlerini unutmasından bitiyor.
İçimin her daralışında, yanı başımda hissiyattan yoksun eşyalar birikiyor.Biriktikçe birikiyor duygularım. . Dertler artıyor, dertleşmeler bitiyor.Ve bir dertmiş gibi huzurevlerine atılıyor ana-babalar. Aile kavramından ve sıcaklığından uzaklaşıyoruz, kendi içimizden habersizce...Kıymetler sön(dürül)üyor içimize sızan yabancılaşma duygusuyla, hevesiyle.Olmadığımız gibi görünmek ve göründüğümüz gibi olmamak mahareti(!) için yarışıyoruz adeta.
Bir bilgisayar, bir telefon ömür boyu dost oluyor girdiği her hayata. İnsanlar kimsesizliklerinin vaktini öldürüyor. Hep ertelenen sözlere sıkıştırılıyor hayat. Denizi daha az görüyor insanlar. Martının beyaz olduğunu biliyor mu şimdiki çocuklar? Ve duyabilecek mi kimseler kuşların sesini birkaç zaman sonra?Kalabalıklarda bir tebessüm bulmak ya da birine gülümsemek yerine sadece önümüzü görmeye çalışacağız. Dolu dolu sokaklarda değerli bir eşya arayacak bütün bakışlar. Korkum o ki insansadece gülümseyen yüzünü görecek yaptığı teknolojide.Zaman bizi sürüklerken geleceğe, gökyüzünün rengini merak da etmeyecek kimse. Kalabalıklar halinde at(ı)lıyoruz yalnızlıklara.
Gelişmeye devam ediyoruz ve içimin dünyası saatleri kırma, yelkovanların sesini kısma uğraşında. Zaman dursun ya da geriye aksın.Beş dakikalık mesafeler bile yürünmeyecek artık, bahçelerde çiçekler koklanmayacak, büyüklerin anıları doldurmayacak küçüklerin kulağını. Söze de hacet olmayacak, görüngü ve elbiseler konuşurken.İnsan olduğu için giyinmeyecek, giyindiği için insan olacak belki de.Ve fakirin sözü kara bir leke olacak sohbetlere. Sohbetler biterken fakirlik de bitecek.Kimse bilmeyecek kapı komşunun açlığını. Modern dünya dedikleri bir yerlerde ve bir zamanda kölelik bitecek(!), herkes sahip olduğunun kölesi olacak. Bir tas çorbayı paylaşmayı insanlar ayıp bilecek.Anlayacağım, kendimize dair umudumuz ve kırlangıçlarla olan uyumumuz yitip gidecekKorkularımın gerçeğe doğru koştuğu her dakika biraz daha yalnızlaşıyor herkes, biraz daha başkalaşıyor. Yaratılmışların efendisi, en şereflisi insanoğlu; elleriyle yarattığının tutsağı olacak. Geliştikçe ve büyüdükçe çelişeceğiz yaratıldığımızın gayesiyle. Muhabbetle, sevgiyle… Düşünmek, sevmek, inanmak ve imar etmek için gelmiştirinsanoğlu dünyaya. Bunu J.J Rousseau söylüyor. Her yeni imarımızda daha çok harap olacağız.Korktuğum şey ilk unutacağı “düşünmek” olacak insanın. Sevgiye inanç azalacak, inanca sevgi tükenecek.
Yazıyorum, mektuplarımıza artık mürekkep dökmeyecek,uzun yollar ardından hasretlik de getiremeyecek kalemlerle… Hem özlemek diye bir şey de kalmayacak belki? Birbirlerini hep gördüler insanlar çünkü. Bir telefonda ses de geldi görüntü de. Belki bu yüzden sıkıldılar insanlar kendilerinden bile.Tükeniyoruz, ömürle beraber. Sabah, akşam, bir daha sabah ve bir daha akşam… Biten ömre kim verecek ek süreyi? Gittikçe artan mal ve meta tutkusu mu? Gelişen teknoloji mi? Eksikliğinde yönümüzü şaşırdığımız araçlarımız mı? Devamını hayat getirecek tasalarımın.  Kımıldamadan düşünüyorum şimdi. Zamanı durdurur gibiyim…Zor oluyor zihni yormak bu hantal zamanda. İlerleyen zamanda ise hiç yorulmayacak beyinler düşünüyorum. Robotlaşmış, sert makinelere dönmüş insanlar dinlenme ihtiyacı da duymayacak.Sakladığım endişelerim dolduruyor beyazlarımı.Polyanacılık bilmem ben. Geleceğe umutlar ekmek yapmacık gelir bana. Yine de bir “umut”  büyüyor içimde insanoğluyum diye…Verdiği korkuyla, endişeyle bendeki varlığını sürdüren geleceğin dünyası; bir şekle, bir renge giremedi hala. Diretiyor yer edinmek için düşlerimin en ücra köşelerinde bile. Bunları yazmamı da istemiyor belki.İçimizdeki yarımları tamamlamadan ya da tamamen silmeden devam ediyoruz yaşamaya.

Artık inanmak istiyorum, bütün zamanları barındıran bütün bir yürekle. Topallayan hayallerimle, atası olacağım neslin de inancı olsun  istiyorum. Korkularıma rağmen geleceğe gündüzlerden bir koku duyumsatıp, beyazlardan bir görüntü aksettiriyorum. 

“Geçmişin tehlikelerinden biri köle olmaktı
Geleceğin ki robot olmak...”
                                  Erich FROMM