Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: eskalibur1453
Eser Sıra Numarası: 220214eser44


          TEKNOLOJİYE PARALEL ŞEKİLDE İNSAN DUYGULARININ KULLANILMASI

     "Duygunun yanında , akıl daima adi kalır" der Balzac. Ne kadar da güzel sergiler insanın en büyük zaafını bu sözle. Evet, kanımca insanın en büyük zaafıdır "duyguları".Zaaf demek ise her zaman tehlikenin anahtarı demektir. İnsanın duygularıyla arasındaki ilişkiyi Özdemir Asaf Şöyle açıklar : "Duygum varlığım değil, varlığım duygumdur".Bu da insanın duygularının varlığa yönelik saldırılarda kullanışa en uygun şey olduğunu gösterir.Çünkü bir insan en kolay "zaaflarıyla" kullanılabilir. Gelişen teknolojinin kötü nimetlerinden -ki bence en tehlikelerinden – biri de insanların duyguları üzerinden kullanılmasının kolaylaşmasıdır.

Siyasi,politik,ekonomik,sanatsal ve kültürel alanlarda teknolojinin ilerlemesi , insanın duyguları üzerinden oynanmayı da kolaylaştırır. Bir kaç somut ve yakın örnek vermek gerekirse Gezi olaylarında "Ağaçlar kesiliyor" diyerek , yani halkın ağaç ve yeşil sevgisini ,hasretini ; gençlerin senelerdir okuduğu"Yeşili koruyalım" sloganlı yazıları ve bundan doğan halkın samimi duyguları "ağaç" bahanesiyle insanları dışarı toplamış , bu toplanış zamanla asıl amacı olan "iktidarı devirmek" amacına doğru ilerlemiştir. Yine Gezi olaylarında yaşanan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Benim başörtülü bacıma saldırdılar" sözüyle Gezi'ye katılmayan, dindar ve muhafazakar kesimin duyguları -eğer o görüntüler gerçek ve ortada öyle bir durum yok ise- yine aynı tez için geçerli bir örnektir.

Mustafa Denizli'nin Milli Takım'ın başında olduğu zamanlarda İrlanda maçı öncesinde kullandığı şu söz , Türk litaratürüne geçen en önemli kavramlardan biri oldu : "İçimizdeki İrlandalılar" Maalesef bizim içimizdeki "İrlandalılar" bizden çok. Daha doğrusu etkileri ve yetkileri daha yüksek. Twitter'dan gündem belirleyen gazeteler ve haber kanalları artmaya başladı. Fakat unutulan çok şey var . Mesela twitter veya facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinde gündemler bu işi ticarete dökmüş sitelerle ortaklaşarak  istenildiği zaman değiştirilebiliyor. Bu hem bizim hem de halkımız için çok büyük bir tehdit. Çünkü çevremdeki 250 kişi üzerinde yaptığım ankete göre ; internette dolaşanların %80'inden fazlası sosyal medyada gördüğü bir haber veya bilgiyi araştırma ihtiyacı duymadan kabulleniyor. Bu rakam ise beni ciddi ciddi düşündürüyor çünkü sosyal medya gibi kontrolsüz ve iftiraların , hakaretlerin ve en önemlisi "İçimizdeki İrlandalıların" uçuştuğu bir ortamda insanların duyguları kullanılarak nasıl hareket ettirildiğini anlamamız için daha büyük pencerelerden bakabilmeliyiz.

"Büyük Pencereden Bakma" olayını bir örnekla açıklamak istiyorum. BBC'nin Sherlock adında 2010 yılında yayınlanmaya başlamış bir dizisi var.  Şu ana kadar  sadece 7 vaka (bölüm) tamamlandı. Dizinin bir bölümünde,Sherlock ve Dr. Watson yeni tanışmışlardır ki ,Sherlock 4 tane art arda işlenen esrarengiz cinayetlerin peşine düşer. Bu cinayetlerden birini incelemeye giderken Dr. Watson'u da yanında götürür. Sherlock yerde ölü durumdaki kadını incelerken , Dr. Watson ise onun ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışır. Onun bu halini gören Sherlock , onu bir doktor olarak kadını incelemeye davet eder. Watson ise bir anlık dalgınlığına gelerek "Yerde ölü bir kadın var !" der. Sherlock ise fırsatı kaçırır mı ,taşı hemen gediğine koyar : "Çok sağlam bir teşhis Dr.Watson.Ama ben sizden daha iyisini beklerdim."
Gelecekte ise teknolojiye paralel olarak duyguların kullanılmasının çok daha artacağını ve korkunç seviyelere gelebileceğinden endişeleniyorum. Bunun için şu an adım atmazsak,yarın hem bizim hem de çevremizdekiler için çok geç olabilir. Bu konuda bilinçlenmemiz ve insanları bilinçlendirmemiz çok önemli. Bilinçlendikçe olaylara daha da "büyük pencerelerden" bakma yeteneği kazırız.Bu yetenek ise bizim en azından duygularımızı kontrol edebilmemizi sağlar.Peki ne yapmalıyız ? Bunu yapmanın eğlenceli yolları var. Başlangıç seviyesinde de olsa "düşünmeyi" ve "mantık" açığımızı kapatmayı sağlayacak olan eğlenceli dizi ve filmler mevcut. Bunlardan birkaçını sıralamak istiyorum :       
               
1-House MD : Bu çerçevede ilk akla gelen dizilerden biri Doctor  House'dur. ABD'deki özel bir hastanede teşhis uzmanı olarak çalışan Doctor House , nadir görülen , çözülmesi zor vakalarla ilgilenir. Dizinin her bölümünde zor ve nadir görülen vakalar birer birer işlenir bu vakalar hakkında sürekli olarak teşhisler ve tahminler yapılarak sonuca varılmaya çalışılır. House MD,sağlıklı ve bilinçli bir şekilde izlendiğinde bu konuda bize en çok yardımcı olacak olan dizilerden biri.

 2-The Good Wife : Hukuk ; okuduğunu anlama,yorumlama, soyutlama ve bu doğrultuda akıl yürütme gibi yeteneklerin en öneme sahip olduğu branşlar arasındadır. Dizinin özellikle mahkeme sahneleri bize bu konuda bir çok argüman sunar.

 3-Pi ve The Aura gibi filmlerde aynı doğrultuda olan filmlerdir.
 Bundan sonraki aşama ise ; çok iyi bir Türkçe ve İngilizce,mantık ve yöntem öğrenmektir.Bunlar benim gelecek hakkındaki endişelerimi engelleyebilecek etmenler.

        Umarım ben yanılıyorumdur.Umarım benim korktuğum gibi olmaz.Ama eğer olursa da,buna karşı hazırlıklı olmalıyız.