Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: evren1234
Eser Sıra Numarası: 210214eser07


                                                        DÜN, BUGÜN VE YARIN
        Maziye dönüp baktığımda “Nerede o eski günler, nerede sokakta oynayan çocuklar, ağaçta öten kuşlar nerede, nerede komşular ve dostlar?” diye düşünüyorum. “O eski bayramlar nerede, şeker toplamak için gelen çocuklar nerede?”  “Bayramınız mübarek olsun” diyen akrabalar nerede diye soruyorum hep kendi kendime. Sonra dönüp baktığımda nerede oldukların ı anlıyor ve derin bir ah çekiyorum.
Eski günler çok ama çok geride. Artık evin önünde oyun oynayan çocuklar yok. Bahçede öten kuşlar yok. Çünkü çocuklara oynayacak yer, kuşlara konacak ağaç kalmadı. Sokakları son model arabalar, yemyeşil ağaçların yerini yüksek binalar, kuş seslerinin yerini ise korna sesleri aldı. Şimdi sokakta oynayan çocuk, gölgesinde dinleneceğimiz ağaç ve o ağaçlardaki kuş sesleri azaldı artık. Fakat yakında ne sokakta oynayan çocukların sesini, ne de ağaç üzerindeki kuş seslerini duyacağız. Çocuklar internet kafeleri doldururken, kuşlar konacak ağaç bulabilmek için çok uzaklara uçacak. Çocuklar bilgisayar başında gününü gün ederken, kuşlar konacak ağaç bulamayıp acı bir şekilde can verecekler. Gerideyse ne çocuk sesi kalacak, ne de kuş sesi.  Yakında ne bir ağaç kalacak, ne de bir çiçek. Çiçeklerin üstüne beton yığılacak. Şehre sığamayan insanlar ormanları yok etmeye başlayacak. Deniz kenarlarındaki fabrika sayıları artacak. Sonunda masmavi deniz fabrika atıklarıyla dolup taşarken, balıklar da can verecek. Konacak ağaç bulamayıp göç etmek isteyen kuşlar fabrika dumanlarının içinde ölecekler. Geriye ne orman kalacak, ne deniz.
Bazen kendimi kapıya bakarken buluyorum. Bir komşu ya da bir dost gelse de sohbet etsek, dertleşsek ne güzel olurdu. Fakat kapıyı ne bir komşu çalar, ne de bir dost. Ve bu bekleyiş kocaman bir hüzne dönüşür. Bazen bir komşu çıkagelir. Sevinirsin sen de sohbet edecek birini buldum diye ama dizi başlayınca sevincin yerini koca bir hayal kırıklığı kaplar. Dizi bitene kadar ne gözünü ayırır televizyondan, ne de bir kelime çıkar ağzından. Yakında her bir odada bir televizyon olacağı için hiç kimse gelmeyecek misafirliğe. Evin içinde kara kutuya hapsolup yeni taşınan komşuya bile gidilmeyecek. Herkes bir birine yabancı gibi davranacak. Arada bir misafirliğe gelen olmayacak artık. Çünkü ne komşun kalacak ne de dostların.
Eski bayramlarda yok artık. Neşeyle geçirdiğimiz bayramlar, avuç avuç şeker dağıttığımız çocuklar, teker teker elini öptüğümüz akrabalar neredeyse yok artık. Eskiden bayram için gelip odalara sığmayan akrabaları arar oldu gözlerimiz, şekerler azalmaz oldu şekerdanlıktan. Ne elini öptüren kaldı, nede elimizi öpen. Şimdiki bayramlar böyle ise geleceği tahmin etmek pekte zor değil aslında. Şimdi şeker toplayan çocuklar, ziyarete gelen akrabalar birkaç kişi iken korkarım gelecekte hiç olmayacak.
Eskiden tüm aile bir arada yaşardık. Tüm öğünleri ailecek yapardık. “ Herkes gelmeden başlamayın,” derdik çocuklara. İftar sofralarının ayrı bir yeri vardı bizim için. Herkes masaya oturup dakikaları sayardı. Top patlayınca sofraya huzur ve bereket gelirdi. Böyle geçerdi her günümüz. Fakat şimdi ne huzur kaldı ne bereket. Ne evlat kaldı ne torun. Ne ana kaldı ne baba. Analar çocuklarını bayramdan bayrama görür oldu. Evlat, babanın çocuğu uğruna yaptığı fedakârlıkları unuttu şimdiden. Yakında ana baba da unutulacak. Bırakın hafta sonunu bayramda bile uğramaz olacak. Uğrasa bile bir yabancıymış gibi birkaç saat kalıp kalkacak. Ara sıra telefon edecek baba ama “Şu an müsait değilim, sonra ara” diyecek evladı. Fakat onun müsait anı olmayacak hiç. Sen sürekli arayacaksın, o sürekli kapayacak telefonu. Sen bıkmayacaksın aramaktan ama o bıkacak. Sen yine de “Olsun, en azından sesini duyuyorum” diyeceksin. İşte böyle bir gelecek bekliyor bizleri. Biliyorum düşüncesi bile korkunç. Bir bilinmezliğe doğru sürükleniyoruz. Bir defa çekti mi bizi içine geri dönüşü kolay olmayabilir. 
      Çok geç olmadan hepimiz el ele vererek olacakların karşısına geçip mücadele etmeliyiz. Ben sizlere güveniyorum ve sözlerimi burada noktalıyorum. Sıra sizde…