Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: faanahtarı1962
Eser Sıra Numarası: 230214eser21


                                             HAYALLERİMİZİN KAHRAMANI
       Yaşadığımız bu yerde hatta dünyanın başka yerlerindeki tüm genç insanoğlu parlak bir gelecek arayışıyla, belki de bir kaçış yolu bulma umuduyla evlerinden ayrılıp uzaklara doğru yol alıyorlar. Bu genç insanlar yolculuklarının çoğunu umdukları saygınlık beklentisi, zafer kazanma arzuları ve kazanılması kolay servet umutları üzerine kuruyorlar. İçinde bulunduğumuz bu süreçte, bizlere bu yolculukta eşlik eden endişelerimiz ve belli başlı sınırlarımızla birlikte önümüze konulan bu yollardan birine davet ediliyoruz. İşte bu sürprizlerle dolu olacak yolculuğumuz, hedefleyeceğimiz yolu seçtiğimizde başlamış sayılıyor.
Çoğu zaman seçeceğimiz bu yollar bizi isteklerimiz ve hayallerimiz dışında daha çok mantıksal bir anlam arayışı içine yönlendiriyor. Yolculuğumuza başladığımız günden bu yana da bu anlam arayışı içinde uğraşmamız bekleniyor. Bu nedenle yaşadığımız hayatta her şey bizlerin durmak bilmeyen anlam peşinde koşmamızı ve sayısız anlam biriktirmemizi desteklediğinden bizi biz yapan isteklerimizden emin olmak oldukça zorlaşabiliyor. Oysa biraz olsun kendimize ve düşüncelerimize zaman ayırabilsek belki de fark edebileceğiz anlamsız sandığımız onca şeyde aslında ne kadar anlam saklı olduğunu. İşte benim değineceğim geleceğe yönelik endişelerim bu noktada başlıyor.
Kimilerimiz belli bir kadere inanır. Kimilerimiz ise en ufak bir his veya sezginin tüm hayatımızı değiştirebileceğine inanır. Genellikle bu kadere inananlar kafalarında oluşturdukları hayata sahip olmadığında, yaşadığı hayatı beğenmeyip vazgeçenlerdir. Ben ise eğer arzuladığım ve umut ettiğim gibi bir hayata sahip değilsem onu değiştirenlerdenim. İnandığım; bizim için belirlenmiş bir kader değil de, bizim için sınırlanmış bir zaman olduğudur. Bu zaman sürecinde yaptığımız işlerle, inandığımız yeni şeylerle, hissettiğimiz duygularla hayatımıza yön veririz. Bu konudaki en büyük endişem ise bize verilen bu zamanı hak ettiği değerde değerlendirebilecek miyim? İsteklerimin doğrultusunda doğru yolu bulabilecek miyim? Kendi yolumu yaratabilecek güce sahip olabilecek miyim?
Tüm bunlara cevap ararken bir yandan da bu sorulara eşlik eden olumsuzlukları düşünüyordum. Her ne kadar hayallerimle bu uzak kaldığım hayatın gerçeklerinin beni etkilemesine izin vermek istemesem de bazen kontrolün tamamen benim elimde olmadığını anlıyordum. Fakat kafamda oluşturduğum dünya bambaşkaydı. Bir kahraman olacağımı ummuştum. Hayallerimin ve umutlarımın kahramanı olacağımı sanmıştım. Fakat daha sonra fark ettim ki burada, benim dünyamda, böyle bir durum yoktu. Hayallerimin yalnız ve kirli olmaya başlamış dünyalarında hiçbir kahramanları yoktu artık. Biraz geç kalınmışlık, biraz da yorulmuşluk vardı. İşte böylece benim yeni dünyamda endişelerim bu noktada başladı. Ya tüm karşıtlıklara karşı inanmakta ısrar ettiğim beni ben ve farklı kılan şeylere rağmen hayatımın geri kalan parçalarını herkes gibi yaşayıp sürünün bir parçası olacaktım ya da bunca zaman bir sütlü kahvenin bile bana tattırdığı binlerce duyguyla sanata adadığım hayatıma ihanet etmeyip yine gerçekten yaşayabildiğimi hissettiğim bu hayatı seçecektim. Bu noktadan sonra yapılabilecek tek bir şey kalıyordu.
Kimi zaman tüm hayatım boyunca bana öğretilen bilgi ve kazanımlar ile tamamlandığımı, kimi zaman da bunlarla kendime yeni bir yol çizmeye çalıştığımı sansam da bu sadece bazen kararlarımın arasında kaybolmaya ve gerçekten boşluktaymış gibi hissettirdi. Bunun en tuhaf tarafı ise bunu kimse öğretmemişti, öğretemezdi. Hepimiz yalnızdık kendi savaşımızda. Bizler oldurulmaya çalışıldığımız şeyler ve görmemizi istedikleri şeylerle o kadar meşguldük ki ne hislerimizden emin olabildik ne de bizi biz yapan şeylere zaman ayırabildik. Aslında benim içinde bulunduğum durum tam olarak şöyleydi: yeni bir şeyler yapmaya, kimsenin gidemeyip de bana asla yolu öğretemeyeceği bir ormana dalmaya çağrılıyordum. Odağımın sadece geleceğe yönelik olduruluşunun bir basamak değil aksine bir engel olduğunu fark ettiğimde ise bu ormana hiç girmemiş olmayı dileyeceğimin farkındaydım. Bu yüzden gelecekten çok yaşadığım zamanı göz önünde tutarak ve yanımda taşıdığım bu endişeleri göz ardı ederek kimsenin cesaret edemediği, kendi çizdiğim bir ormana dalmaya hazırlanıyorum.
       Şimdi yavaş yavaş sona geldiğimin az çok farkındayım. Tüm yapmam gereken; kendime, tüm hünerlerime yakışan bir masal bulacağım. Sevgiden ilham, tutkudan güç alarak tek hedefim olan bu masalı gerçek yapmak üzere, endişe duyduğum bu şeyleri geride bırakıp yola çıkacağım. Yolculuğum elbette bir yığın tehlike ile dolu olacak.Fakat ödülünün paha biçilemez olduğunu anladığımda yapmış olduklarımın ve kararlarımın pişmanlığını yaşamayacağım ve ben kendime söz verdiğim gibi tek bir olumsuzluğu düşünmeden hayallerimin kahramanı olacağım.