Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: firu2836
Eser Sıra Numarası: 220214eser40


                                                         KURTÇUKLARIM(IZ)
           Ben Almanya’dan Adalard. Çekiniyorum istemekten. Çünkü ne zaman istesem , kısa zamanda kemirmeye başlıyor beynimi farklı türden kurtçuklar.O kurtçuklara Türkçe’de kaygı  diyorsunuz , endişe diyorsunuz.Başka dillerde kim bilir daha neler diyorsunuz. Ben onlara bir şey demiyorum , herkesin farklı tanınması gereken bazı şeyler olduğunu düşündüğümden. Oynaklığından ve belki içimde uyandırdığı histen ,ben kurtçuk demeyi tercih ediyorum onlara. Sayıları , büyüklükleri kimi zaman gözümü korkutsa da , gerçekçi hayaller kurmanın gerekliliğinin öğütlendiği bir neslin çocuğu olarak bazen taktir ediyorum onları , toz pembeleri namümkün kıldıkları için hayatımda.
Ben Arabistan’dan Faridah. Nasıl bir insan olduğumu bildiğimi sanmıyorum ama nasıl biri olmak istediğime karar verdiğimi anlıyorum yeni yeni. Ondan bundan bir şeyler katmak istiyorum bünyeme: Ama “benzemek”adı altında kalsın istemiyorum bu özelliklerin. Etraftaki taklitçiler kervanına katılmak ihtimali, öznel cümlelere “bencede! “yanıtını vermekten geri çekiyor beni. Benliğimde oluşacak değişikliklerden sonra aynada göreceğim kişiye gururla “ bu benim.” diyememek fikriyle dehşete düşüyorum. Varoluşçuluğun yalnızca kaba tabirini bilen ben , tüm bunların gereksiz , yalnızca varlığımın aslolduğu fikrine ısınmaya çalışarak arka plana itiyorum kemirme seslerini.
Ben Çin’den Zixin. Belki gülecek , “bu mu yani?” diyeceksiniz , çünkü bende gülüyorum ve “bu mu yani ?” diyorum kendime , çünkü hepimizin koskocaman problemleri var ; ama ilerde fiziksel görüntümün beklentilerimi karşılamama olasılığı asıyor suratımı en çok .Herkesin farklı bir güzellik anlayışı olduğunu ve bu anlayışın medyanın dayattığı güzellikten çok farklı olabileceğini çok kesin bir dille savunan biri olsam da , beğenilmeme “kurtçuğu’nun”  yeri bende bir hayli büyük.”Bu yaşta normal böyle şeyler.” Biliyorum ; insanlığın , zarafetin , iyiliğin ölçütünü kimsenin bir çift uzvuyla alakalı olmadığının farkındayım . Yalnızca çok iyimser olmadığım ihtimali kalıyor o zaman , bu da buluğ çağının vazgeçilmezlerindendir diyorlar,pembeleri bir ton daha koyulaştırıyorlar.
Ben İspanya’dan Veta. İyi bir öğrenci olduğum söyleniyor ve çoğu zaman akademik başarılarımla tanımlanıyorum farklı çevrelerde.”Bizimkinin modeli yeni, kısa devre yapamıyor.”demek gibi geliyor bana böyle şeylerle övünmek. Ailelerin gurur tablosu notlardan oluşuyor. Oysa benim vazgeçilmezlerimin kitaplar ve müzik olduğu gün gibi ortada. Buna rağmen kitaplarla geçen saatlerimin sonunda, ülke bilmem kaçıncası olduğumla ölçülüyor zekam, ismim rakamlara dönüşüyor. İnsanlar insanlıklarını, insanlar insanları yitiriyor dünyada. Ben de başkalarını yitirmekten korkuyorum böyle,”Asla yapmam!”dediklerimin en büyük örneği haline gelmekten korkuyorum. “ Yaşlandıkça rakamlarla övünmek huyunu edinirsem bunu nasıl anlarım?”diye soruyorum sonra. Bilmiyorum. En sevdiğim şarkının değişmesi gibi dönemsel olmamalı diyorum böyle önemli şeyler. Koltuklarımı o zaman da insanlık kabartsın istiyorum, şimdiki gibi.
Ben İrlanda’dan Aisling.Hekes gibi bir şeyler istiyorum hayatttan. Gerçekleşseler, ah bir gerçekleştirebilsem onları, eminim çok mutlu olacağım! Ancak hiçbir şeyin garantsinin olmadığı söylendi bana. Harekete geçmem gerektiği, insanın kendisinin yarattığı söylendi. O zamandan beri ürküyorum bir şeylere girişmekten. Gerçekten istediklerini elde eden insanların sayısının az oluşu az ulaşılmış hayallere “ imkansız” hakaretinin edilmesi motivasyonuma yöneltiyor kurtçularımın, hedeflerim için bir yola baş koyamıyorum. Büyük pişmanlıklarım yok henüz ve yaşımda bu kadar ilerisi hakkında kurtçuklara sahip olmak için fazlasıyla küçük ; ancak her fırsatın altın değerinde olduğu öğretildi bize. Olur da bu öğretiye uymazsam, uyamazsam, beni uzun süre gülümsetecek şeyleri kaçıracağımı söyleyen kurtçuklar zaman zaman uykumu kaçırıyor.
      Ben Türkiyeden Umut, hayatta bulunduğum on altı sene boyunca bir şeyler diledim. Gerçekleşenlerin yerini yeni dilekler, gerçekleşmeyenlerin yerini ise kurtçuklar aldı. Onlardan kurtulmanın tek yolunun istemekten, hayal etmekten vazgeçmek olduğunu öğrendiğimden beri,onlarla yaşamam gerektiğini,ne kadar can sıkıcı olsa da kabulleniyorum. En azından bencil bir “yalnız değilim”düşüncesi içimi rahatlatıyor. Bir Faridah düşlüyorum Arabistan Yarımadası’ndan, ya da ta Çin’den bir Zixin, aldıkları ismin aksine benim gibi kurtçukları olan insanlar. Çünkü hayalsiz, dolayısıyla kurtsuz, insan olmaz, olursa onun adı insan olmaz fikrimce. Kemirilmeye değer bir hayat yaşamalı o halde, mümkün olduğunca koyu pembelerde. İnsanlığı kaybetmeden, hayallerden vazgeçmeden ve en önemlisi, kendimizce.