Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: fizik1453
Eser Sıra Numarası: 230214eser88


                                              DÜŞÜNCE DENEYİ
"Korkuyorum." demiş birisi,"Bir gün biri çıkıp "Ey insanlar!" diyecek ve kimse üzerine alınmayacak." diye de devam etmiş. Ne kadar doğru söylüyor bilemeyiz ancak bu sözlerin üstünde derin bir muhakeme yapmak gerekir-.'Günü geldiğinde insanoğlu kendisine verilen bu ismi unutacak mı gerçekten? Bir yazdığını en fazla kaç kere okuyacak, okusa dahi hangi duygulardan eser kalacak geriye ? Onu bir şeyler yapmaya zorlayan güç ve buna direnç göstererek engel olmaya çalışan bir diğer güçten hangisi galip gelecek? Yargıcı olduğu kendi mahkemesinde , sorgusuz ve sualsiz daha kaç cinayete göz yumacak? Etraftan duyduğu seslere daha ne kadar seçici olacak? Yalnız bakmak yetmez oysa, görmeyi unutan gözlere ne zaman hatırlatacak asıl işlevini? Ve insanlar durup bir dakika düşünmeyi ne zaman akıl edecekler?

 Şimdi kendinizi sorgulamaya itecek 'Düşünce Deneyi'ne hazır mısınız?"Ön yargılı olmak" adı üstünde yargıyı yani kesin kararı önceden vermiş olmaktır. Bir şeyi anlamadan, dinlemeden ve en önemlisi kendini onun yerinde hissetmeden kesin hükümler vermektir. En muhteşem akla sahip insanoğluna ne kadar yakışabilir bu fiil ? Bir fikir, bir insan demektir. O fikri düşünmeden yok saymak ya da kendi prensiplerine uygun olmadığı için saçma bulmak insanın egosunun gittikçe zirvelere ulaşması ve bencillik tacını takmasından başka hiçbir şey değildir. Bu, aynı zamanda farklılıklara saygıyı hiçe saymaktır. Fakat her insan farklıdır. Farklı düşünür, farklı yaşar. Siz hiç on parmağın da aynı işi yaptığını gördünüz mü? Bu da ondan farklı değildir. Ön yargı, hiç olmayacak yollara saptırır insanlığı.

Yeni doğan bir bebeğin hayatını baştan karartır. Anne ve baba sırf inatçı ön yargılarıyla kimbilir neler aşılarlar çocuklarına. Ve çocuklar o masum defterlerine ilk lekeyi çok güvendikleri ailelerinden alırlar. Belki de ilk kez aklı başında biri olarak insan içine çıktığında anne ve babasının öğrettiği gibi ilk cinayetini işler.Bu böyle devam eder yaşam boyu. Kim cesaret eder ki bunun yanlış olduğunu söylemeye? Bu sefer de "Bu cahil, bir şey bilmiyor." deyip alaşağı ederler. Oysa insanlık belki de kırılan son dallarına tutunuyordur, uçurumun dibinde. Ya da insanlar hiçbir tepki vermezler olup bitene. "Monoton bir hayat nasılsa geçip gidiyor zaman." derler. Öyle değil işte. Sen burada sadece misafirsin ve elbet birgün gideceksin. 

Senden sonra gelecek o kadar insan var dünyaya. Daha doğmamış çocukların bedduaları var omuzlarında ."Her şey gelecek nesiller için." denir ve bu maske altında nice duygular yıpranır. "Anne, senin zamanında güneş bu kadar ısıtıyor muydu? O bembeyaz karları sabah görünce kimbilir ne kadar seviniyordun. Ben sana o kır çiçeklerinden hiç taç yapmadım, ve sen baharı olağan güzelliğiyle yaşıyordun değil mi anne?" diye soran birisi olsaydı karşınızda ona nasıl cevaplar verirdiniz? iki seçenek var karşınızda: Ya kendinizi kandırırsınız, ya da ruhu çalınmış bir dünya bıraktığınız nesilleri. Kendi evladını kurtardığını sandığı bir anda tüm insanlığı ne derece zor bir duruma soktuğunun farkına olmaz insanoğlu. 

Tek sorun budur belki: Farkında olmamak.Şimdi anlatmak istediğim şey yazılanların hep sözde kalması. "Neden hala bu haldeyiz?" diye sormaktan alıkoyamıyor insan kendini. Demek ki bir şeyler hep eksik hayatımızda. Duyduklarımız bir kulağımızdan giriyor ve başka bir organa uğramadan çıkıp gidiyor bizden. Oysa dinlemeliydik ve hala geç sayılmaz , dinleyebiliriz duyduklarımızı.Mesela herhangi bir şeye baktığınızda sadece bakmayın. Bazı şeyleri bir yarışın içindeymiş gibi (İnsanlığı kurtarma yarışı) herkesten önce görmeye çalışın. Aynı tutamazsınız bu iki kelimeyi. Birini herkes yapabilir ama diğeri daha derin düşünce ister. Artık insanlar doğan güneşe bakmamalı, her günün yeni bir fırsat olduğunu bilmeliler.Her şeyin başlangıcı olan ve tüm insanlığı öldürmek manasına gelen o 'bir' kelimedeyiz. 

Her geçen gün biraz daha unutuldu geçmiş. Görmediler gözlerinin önünde olup bitenleri . Bir dizide ölen kahramana ağladıkları kadar ağlamadılar gerçekte ölen insanlar için. "Neden?" diye soranlara da "Kendi milletimizden,dinimizden,ırkımızdan değil." dediler. Oysa asıl ölen "İnsanlık"tı. Son nefesini veriyordu belki de söylenen bu sözler karşısında. Bencillik aynasında dev olan insanoğlu, insanlıktan nasibini kaybetmeye başlıyordu. Ama buna dahi ağlamadılar.
     Ön yargı ile gözlerini açtı insan dünyaya ve böyle büyüdü. Sonra "sosyal olmaya" başladığı bir anda tüm duyularını kaybetti ve görmek yerine bakmayı seçti, işte o zaman bencil olmaya başladı. İlk cinayetini işlediğinde haklı oldu kendi dünyasında, sosyal olmasına rağmen gittikçe yalnızlaştığı bir dünyada yere göğe sığdıramadı kendisini.Şimdi geriye baktığında ne görecek ? Ne yazık ki hiçbir şey gözükmüyor. İnsanlık çok ilerlemiş olmalı, ufuklarda görünmüyor.