Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: fnr1697
Eser Sıra Numarası: 230214eser50


                                                        SON GÜNÜM
         “Saat 5.15. Hava yavaş yavaş aydınlanmaya başlıyor. Her sabah olduğu gibi saklandığı yerden çıkıyor güneş. Yeryüzü uykusundan uyanıyor. Yemyeşil ağaçlar, köpük köpük dalgalar, evimin karşısında eşsiz heybetiyle duran dağlar… Hepsi günaydın diyor sabaha. Sanki her gün bu anı ilk defa yaşıyormuş gibi heyecanlanıyorum. Çayımın suyunu az önce koydum. Birazdan kaynar. Yumurtayı da haşladım. Sanırım günün keyfini çıkarmak için her şey hazır. Az kalsın unutuyordum; radyo… Müziksiz bir kahvaltıya ben kahvaltı demem, diyemem. Bir de en sevdiğim şarkı çalarsa benden mutlusu, huzurlusu olamaz herhalde.”
Defterin yıpranmış sayfalarını narince çevirdim. Oldukça kalın ve eski bir defterdi; içindekiler kadar eski ve yaşanmışlık kokan. Okuduğum her satırda sanki yaşıyordum o anı. Dedemin günlüğünü geçen sabah eşyalarımızı toparlarken babamın dolabında buldum. Sanırım babam da okumuştu ve saklıyordu dedemin günlüğünü. Ona sormadan gizlice aldım. Okumaya başladım. Aslında dedemi hiç görmemiştim. Ben küçükken kanser yüzünden ölmüş. Eğer şimdi yaşamış olsaydı çoktan kurtulmuştu o hastalıktan. O kadar çok tedavi yöntemi var ki kanser için. Ama ne yazık ki dedem için artık çok geç. Hayatının çoğunu hasta olarak geçirmiş.Ama yazdıkları o kadar hayat dolu ki onun hasta bir adam olduğuna kimseyi inandıramam. Ayrıca günlüğünde de hiç hastalığından bahsetmemiş.
Defterin sayfalarını çevirirken birkaç fotoğraf buldum.Dedemin fotoğraflarıydı bunlar. Üniforma giymişti. Sanırım askerdi. Fotoğrafın arkasında bir tarih yazıyordu: ”13 Nisan 2058- 3.Dünya Savaşı’ndan” Dedem savaşa katılmıştı. Hemen bilgisayarımı açtım ve araştırmaya başladım savaşı. Milyonlarca insan ve canlı ölmüş bu savaşta. Nükleer silahlar yüzünden birçok canlının soyu tükenmiş, sağ kalanlar ise dedem gibi kansere yakalanmışlar. Kazanan birkaç ülke, kaybeden ise tüm dünya oldu.Savaş ile ilgili yazıları okurken babam beni çağırdı. Sanırım artık gitme vaktimiz geldi. Bugün dünyadaki son günüm. Artık dünya yaşanılmaz bir yer haline dönüştü. Yeryüzünde yeşile dair tek bir şey bile kalmadı. İçi boş devasa binalar, sayamayacağım kadar araba… Dışarıda görebildiğim tek şey bunlar. Son bir defa penceremden dışarıya baktım. Dedemi her sabah büyüleyen o anı hayal ettim. Güneşin doğuşunu,  rengarenk çiçekleri, kuşların cıvıltısıyla beraber dans eden dalgaları, hepsini hayal ettim. Gözlerimi açtığımda sadece güneş vardı. Kuru, renksiz yeryüzünün üzerine sessizce doğuyordu. Sanki o da eski günlerini özler gibi isteksizce saçıyordu ışıklarını. O an keşke dedemin yanına gidip çimenlerin üzerinde güneşin doğuşunu izleyebilseydim diye geçirdim içimden.
Günlüğümü ve bilgisayarımı alıp aşağı indim. Eşyalarımızı roketimize yerleştirdikten sonra son bir kez daha dünyaya baktım ve bir dilek tuttum. Umarım dedem gibi insanlar kalmıştır ve  tekrar yeşertip eski haline getiriler dünyayı; dedemin anlattığı gibi zevkini çıkarabileceğimiz bir dünyaya. Araca bindim. Kemerlerimizi bağladık ve hareket etmeye başladık.
      Günlüğün yıpranmış sayfalarını yeniden okumaya başladım. Dedemin satırlarında onun gözünden dünyayı yaşarken yavaş yavaş uzaklaşıp dünyadan ayrıldık.