Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: gezgin0778
Eser Sıra Numarası: 190214eser10


                                       ENDİŞELER VE DÜŞÜNCELER
          İnsanları diğer canlılardan ayıran en belirgin özelliği düşünebilmesi ; insanlarıysa kendi aralarında ayıran özellikleri kendi düşünceleri ve buradaki farklılıklarıdır. Aslında insanlar arasındaki farklar  ne fiziksel , ne de yüzeyseldir ; zihinseldir. Arkadaşlıklar, sosyal kulüpler, siyasi partiler, hatta evlilikler bile aynı düşünceleri paylaşan insanlar tarafından oluşturulur.
“Düşünüyorum, öyleyse varım.” Sözünün doğruluğu elbet ki tartışılmaz ama bir süre sonra bu düşünceler de kendi içinde ayrılı; pişmanlıklar, istekler , hayaller ve tabi ki de endişeler…
Endişeler, endişelerimiz her ne kadar bizi düşündürüp, çoğu zaman huzursuz da etse, herkes sahiptir onlara. Geleceğe yönelik endişeler ,maddi endişeler ; bunlara her yaşta her insan doğal olarak sahip olabilir ama sadece yaş ilerledikçe bu endişeler daha da belirginleşir; özellikle de geleceğe yönelik olan endişeler…
Yaşadığımız yıl, ay hatta gün bunlar bizim için eskiden gelecek değil miydi? Aslında yaşadığımız her gün bizim geleceğimiz olmadı mı eskisi için? İnsandaki endişenin kaynağı da aradan zaman geçecek olmasına rağmen hala aynı yerde kalıp, hayal ve istekleri gerçekleştiremeyecek olma korkusudur. Sonuçta insan kendine küçük de olsa geleceğe yönelik hedefler belirler ve zaman geçip de baktığında bu hedeflerin gerçekleşmemiş oluşu akıllarına şu soruyu getirir “Ya ilerde de aynısı olursa?Ya hep yerimde sayarsam?”
Endişe dediğimiz an aklımıza illa da uzak gelecek gelmek zorunda değil, mesela benim endişelerim tüm zaman dilimlerini kapsayabiliyor; “Bu yazı nasıl olacak?” “Bugün eve erken gider miyim?” “Acaba karnem nasıl gelecek?”.Tabi tüm bunların yanında sürekli aklımda olan “Çalışmalarımın karşılığını alıp istediğim işe,üniversiteye girecek miyim?Sağlıklı ve uzun bir hayatım olacak mı?” gibi biraz klişe sayılacak endişelerim de yok değil…Bazen öyle zamanlar oluyor ki insanlar bana ne kadar endişeli olduğumdan,sürekli en ufak olayları bile kafama takıp kendimi yorduğumdan yakınıyor, işte ben küçük ve kısa zamanlı endişelerini dışa vuran ama büyük endişelerini içinde yaşayanlardanım.
Benim en büyük endişelerimden birisi de aradan uzun yıllar geçip de yaşlandığım zaman hayatımın nasıl geçtiğini birisi bana sorduğunda anlattıklarımla önce kendimi sonra da bana bunu soran kişiyi az da olsa gülümsetememek ; yani hayatı dolu dolu yaşayamamış olmak , artık elim ayağım tutmadığı zaman,belki de hayatımın sonuna yaklaştığım zaman gerçekleştiremediğim hayallerimin olması , zamanında elime geçen fırsatları iyi değerlendirememiş; kimi zamansa elime geçen o şansları boşa harcamış olmam…
Endişelerimiz bazen sadece kendimiz için olacağı gibi bazen de başkalarına yönelik olabilir.Öğrencilik yıllarımızda yaşadığımız başarımızla ilgili endişelerimizi de açıklamaz mı zaten bu?Ailemize karşı hissettiğimiz sorumluluk.Onların bizden beklentileri,bizim için harcadıkları tüm o emeğin karşılığını bize belli etmeden de olsa görme isteği.. Belki şu an yaşım yüzümden böyle düşünüyorum ama bana göre hayatımızın en güzel ve genç yıllarını çalışarak geçiriyoruz. Tabi ki de bu çalışmalarımızın tamamı sorumluluk duygusu üzerine kurulu ve bizi geleceğimize taşıyor ama ara da sıra da “Neden çalışmak zorundayım?” dedirtiyor.
         Endişelerimiz bizi hiç bırakmayacağı gibi, zaman geçtikçe yaşlarımız ve yaşadıklarımızla da birlikte büyüyüp, sorumluluk duygumuzla birleşecekler ve belki de bu sayede olgunlaşacağız biz de yavaş yavaş…