Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: gölge1703
Eser Sıra Numarası: 160214eser09


                                    YALNIZLIĞIMLA BİRLİKTE BENDE YAŞLANDIM…
    İnsan endişeleriyle, korkularıyla yaşar. Onlarla birlikte yaşlanır. Ben hep korkularımla, endişelerimle yüzleşmekten çekindim. Çünkü benim en büyük korkum “benliğimi” kaybetmek. Eğer bir gün gerçek beni kaybedersem işte o zaman artık aldığım nefesin bile bana ait olmayacağını bilirim. Yavaş yavaş varlığıma dair her bir kanıtın yok olacağını…
Benim önümde çok uzun bir yol var. Yüzümde geçmişin izini taşıyarak sebepsizce yarına varmaya çalışıyorum. Tüm gerçekleri unutarak, susarak… Bazen izliyorum hayatımı, çırpınışlarımı, bir yerden bir yere savruluşumu… Beni bu hale getiren endişelerim mi yoksa küskünlüğümle kaplı koca bir çığın, yenildiğim zaman her bir tanesinin yavaş yavaş, acı vere vere üzerime düşüşünün verdiği çaresizlik mi? Bilmiyorum… Ya da vereceğim cevaplarla birlikte kaybolmaktan korkuyorum. Onlarla birlikte yaşamın en derinliklerine saklanmaktan… Bazen sesim yalnızlığımda kayboluyor. O yalnızlıkta kaybettiğim umutlarımı, gözyaşlarımı, boş bir sayfayı dolduran haykırışlarımı görüyorum. Bana anılarımı hatırlatıyorlar. Anılarım bile bana sırtını çevirip gitmesini… Altında ezildiğim yıkık dökük harabelerde suskunluğumla yüzleşmeye korkarken çığlıklarımda boğuluyorum. Bazen aynada yansımasını gördüğüm umutlarıma, arkamdan geçip giden hayata gülümsüyorum. 
Geçmişimde buğulu camlar ardından baktığım geleceğimi görüyorum…  Sonra gerçekten özlüyorum kuru kuru yağan her bir damlasını, bembeyaz kar tanelerinin saçlarımdan süzülüp gitmesini.İnsanlar kendi hatalarının cezalarını çekerler. Ben kendi ateşimde yandım, kendi yalnızlığımda dışlandım, kendi sessizliğimde boğuldum. Sadece çaresizce nefes almak için, doya doya bağırmak için çırpındım. Aslında şimdi daha iyi anlıyorum. Ben “yalnızlık” tan korkuyorum.Hayallerimden bile daha karanlık bir yerde bir başıma kalmaktan…O uzun yolun her adımında düşmekten, kapkaranlık bir boşlukta kaybolmaktan, ayrılığın hayatımın tam ortasına yerleşmesinden korkuyorum. Rüyalarımda acıyı, kederi tadarken kaçtığım şeyin hayat değil gerçeklerim olduğunu anlıyorum. Gökleri kirleten o sahte pişmanlık duygusunda karanlık bana gülerken, ben gecenin getirdiği aydınlıkla ısınıyorum, hayata tutunuyorum. Sevindiğim şeylerin gerçek üzüntülerim olması beni daha da acımasız kılıyor. Sadece dünün siyahlığında yarına beyaz bir sayfa açamıyorum. Çünkü kalbim atarken duran nefesim acılarımı örtmeye yetmiyor.Toprağın altına gömdüğüm duygularım benden bu kadar uzakken gözlerimi kaplayan nefreti gizleyemiyorum. İnsan bakarken anlar; doğruyu, yanlışı…Bakarken hisseder, görür, duyar…Gerçeğiyle yaşar, suskunluğunun hançerlerinden kurtulur. Belki de bu yüzden korkuyorum yalnızlıktan. Bakıp görememekten, işitip duyamamaktan… 
İnsanın gözleri geleceğe bakar, kalbi ise geçmişe. Sanırım o yüzden gözler gülerken kalp her zaman ağlar. Aslında bütün insanlar farklıdır. Kimi yolda hızlı hızlı yürümeyi, kimi ise yavaş yavaş yürümeyi seçer. Kimi sadece içten sevmekle yetinirken, kimi haykırarak belli eder sevgisini. Ve en önemlisi kimi ağlarken kimi güler.Bence bir insan ağlarken diğerinin gülmesi hayata ve onun getirdiği acımasızlıklara haksızlık olur. Yarınını bilmediğimiz bu cehennemde alevler benden tüm güzellikleri sakladı. Kimsesizliğimle baş başa olduğum bu hayatta, yok olduğum düşlerin içine dalıyorum.Anlayın işte korkuyorum; hayallerimden, gözyaşlarımdan, acılarımdan, kederlerimden…Korkuyorum; yalnızlığımla kaybolmaktan, beni yok eden cümlelerde var olmaktan…   
     Ben insanları her zaman güçlü olduğuma inandırdım. Yorgunluğumu hiçbir zaman belli etmedim. Sessizliğime gömdüğüm hayallerimi tek tek yaşadım içimden. Ama sadece içimden, kimse görmeden, kimseye acı vermeden…