Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: gülkatibi3227
Eser Sıra Numarası: 230214eser36


                                                                        GELECEĞİMİZ
         Siz hiç betondan toprak, kiremitten bir gül gördünüz mü? Bu ihtimalin gerçekleşme olasılığını düşündükçe kanım donuyor. Uykularım bilinmezlik deryasında kayboluyor. Şöyle bir hayal  edin:Kasvetli griden bir gökyüzü ,betonlar arasına sinmiş gölge tenli çocuklar,yeşilin tanımsız kaldığı bir dünya… 
Çarpık kentleşme ve bilinçsiz orman kayıplarının sonunda ortaya bu korkunç senaryo çıkıyor. İnsanın doğayı yendiğini sandığı anda, yenilen kendisidir aslında. İnsanlar akıllıcı düşünmediği sürece hep bir kısır döngü içerisindedir. Teknolojiyi her geçen gün bir basamak yükseltirken ayaklarının altına doğayı aldıklarının farkında olmayan insanlar, doğayı her geçen gün bilinçsizce ölüme zorluyor.
Teknoloji geliştikçe yeni yeni icatlar ortaya çıkıyor. Bu ürünler insanların hayatını kolaylaştırırken zamandan tasarruf sağlıyor. Fakat kimse bu işin karanlık yüzüyle ilgilenmiyor. Oysa bir açıp baksalar madalyonun diğer yüzünü insanlığın kayboluş tablosuyla karşılaşırlar. Bunu şu şekilde örneklendirebiliriz. Yiyeceklerimizi muhafaza etsin diye içine konulan cicili bicili jelatinler, poşetler bilinçsizce doğaya bırakıldığında doğaya sıkılmış bir kurşun gibi toprağın bağrında onulmaz yaralar açılıyor. Aylar, günler, yıllar hatta yüzyıllar geçse bile çözünmeyerek doğayı adeta atık çukuruna çevirirler. Ya gösteriş için alınan pahalı, beygir gücü yüksek, benzinli lüks araçlara ne denilmeli? Her bir ölüm makinesi niteliğinde. Doğaya saldıkları zehirli gazlar ozon tabakasında ciddi hasarlara neden oluyor. Ozon tabakasının delinmesiyle de küresel ısınma denen önlenemez bir sona yaklaşılıyor.
İklim dengelerinin alt üst olduğu bir dünyada bundan nasibini almamış bir tek canlı türünün kalması olanaksızdır. Bundan en çok etkilenen de insandır. Dünyanın bir yerinde su bolluğu içinde yaşayan topluluklar, öte yandan bir damla suya hasret küçücük çocuklar bu karmaşanın göstergesidir.
Fidan gibi yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımızın duyguları betonlar arasında ezilmiş durumda. Yeşili görmeyen, maviden yoksun bir çocuk nasıl olur da geleceğe umutla bakar? Makineleşmiş dünyada soyut duyguların boynu vurulmuş, hayaller hep yarınlara kıstırılmış. Gelecekten umudu kesenler ne şiir yazar, ne şair olur.Olsa olsa makineleşmiş dünyada robotlaşmış canlı bir ten olur. Kimse istemez elbet karanlık dünyanın karanlık çocukları olsun. Duygudan yoksun çocuklar hiçbir toplumun geleceğini kuracak nitelikte değildir. Geleceğimizi kimin ellerine teslim ettiğimize dikkat etmeliyiz.
Şimdi bu korkunç senaryoları bir kenara bırakalım hala bugündeyiz ve geleceğimizi kurtarabilecek konumdayız. Şimdiden renkleri biriktirirsek ileride gökkuşağı misali renk cümbüşü bir dünyaya sahip oluruz. Gül bahçelerimizi, gelinciklerimiz, hatme çiçeklerimiz olur. Maviden bir atlasımız, rengarenk dünyamız… Hiçbir şey için geç kalınmış olmadığını en azından sizde benim kadar biliyorsunuz.
Teknoloji ve doğa özünde kardeştir aslında. Onlara yanlış anlayan ve birbirine düşman eden insandır. Oysaki bilmezler mi organik yakıtlar, organik yapılı maddeler doğadan bir parça olup teknoloji harikasıdır.
       Gelecek endişelerimizi bir kenara bırakıp, geleceğimizin ufkuna doğru umut gemimizle yol almalıyız.Umutlarımız geleceğimizin temelidir.    


önceki eser / sonraki eser