Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: güneş1453
Eser Sıra Numarası: 230214eser25



                                                         NEDEN OLMASIN Kİ!
     Hepimizin gelecek için mutlaka hayalleri vardır. Bu hayalleri yeşerten bir gün gerçekleşeceğini düşündüren umutlarımız da vardır. Umutlarımızın yeşerip, hayal olması için toprağının sulanması gerekmez mi?
Aslında kalbimizin sesidir umudumuzu yeşertip hayal kurmamızı sağlayan.
Peki, kalbimizin sesi ne diyor?
Sesler duyuyorum içimde… Neden korkuyorsun? Niye yapmıyorsun? Seni engelleyen ne ki? Yapmak istediklerin senin eserlerin olacak bir başkasını ilgilendirmez ki! Yap!
Bir müddet sonra bu sesler birbirine karışıyor ve duyamaz oluyorum. Tıkanıyorum, nefes alamıyorum. Söylemek istediğim çok şey var ama susuyorum. Boğazım düğümleniyor ve bu bana çok acı veriyor. Endişelerim var :”Şuan konuşamıyorsam, kendimi ifade edemiyorsam artık hiç edemem.”diye. Bildiklerimden emin olduğumu düşündüğüm an göğsümü gere gere anlatmak istiyorum ama içimden başka bir ses “Yanlış biliyorsun!”deyip şüphe denen şeyi damarlarımdan tüm vücuduma dağıtıyor. Korkuyorum! Ben şuan bile içimde savaşırken, doğruları bilemezken, dışa dönük kendi dünyamda nefes alabilecek miyim? Neyin doğru olduğunu bilebilecek miyim? Doğru yollarda ilerleyebilecek miyim?
İçimdeki çığlıkları arka plana atıp, dönüyorum yüzümü Dünya’ya. Bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum… Ve sonunda görüyorum, hayallerimi ve kendimi. İstediğim her şey olmuş. Güzel bir meslek sahibiyim, param var, arabam var, evim var. Her şeyim var denecek kadar her şeyim var…                                                       

Kendime yaklaşıyorum, yüzüme daha iyi bakabilmek için. Yüzüme bir karanlık çökmüş; ağlamaklıyım, gözyaşlarımı tutup bir kaba koyuyorum.Mutsuzum, mutsuzluğumun sebebini anlamak için zorlanmıyorum. Bir anda kendimi göremiyorum ve gökyüzüne yükselip uçuyorum. Bir diğer hayalimi gerçekleştiriyorum. Dünyayı geziyorum…Her şeyi, herkesi tek tek inceliyorum. Biz insanlar, farklı farklı ırklardan olsak da hepimizin aynı kaderi yaşayabileceğini görüyorum. İnsanların yüzleri mutsuzluktan kararmış, tüm insanlığı -zengini, fakiri-Dünya hastalığı sarmış. Bir tarafta çatışmalar, bir tarafta kazalar, bir tarafta insanlıktan yoksun kalmış vicdanlar…Dünyayı görmezden gelmeye çalışıyorum ama yapamıyorum. Her yer siyaha bürünmüş, her yer kurumuş kalmış, insanlar nefes almakta zorlanıyor. Herkes vahşileşmiş, birbirlerine zarar vermekten keyif alıyorlar.
Bu manzaraları gördükçe içinde bulunduğum durumdan kurtulmak istiyorum. Bir yandan içimde konuşan sesi susturmaya çalışıyorum, bir yandan nefes almaya çalışıyorum, bir yandan özgürlüğümü geri almak istiyorum. Hapiste hücreye atılmış mahkûm gibiyim, kurtulmak istiyorum bu azaptan.
Yine nefesim daralıyor, konuşmak istiyorum, konuşamıyorum.  Aynı sesi duyuyorum. Artık o sesi susturmak için uğraşmıyorum. Konuşsun, ne söyleyecekse söylesin. Bu yalnızlığın içinden kurtulmak istiyorum.”Buradan kurtulabilirsin, bir yol bulabilirsin, mutlaka bir çıkış yolu vardır.” “Kurtarıcını bekleme! Kendi kurtarıcın kendin ol. Sadece kendine değil, insanlığa yararlı ol.” Diyor. Ve bir daha gelmeyeceğini kalp ritmimin düzelmesinden anlıyorum. O sesin söylediklerini içimden tekrar ediyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Bir umut doğuyor içime istemsizce. Engel olmak istemiyorum. Çünkü iyiliği, güzelliği görebiliyorum. Bir an damarlarımdaki kanın sıcaklığını hissediyorum. Gözlerimi açıyorum ve bir ışık gözümü alıyor, bir müddet göremiyorum. Aniden kapı açılıveriyor. Kendimi hücreden dışarı atıyorum. Nefes alıyorum, rahatlıyorum. Karşımdaki ışığı takip ediyorum ve çıkışı buluyorum. Bir müddet sonra yine kendimi görüyorum. Gördüklerime bir türlü inanasım gelmiyor. Kendime yaklaşıyorum, yüzüme bakıyorum. Yüzümde beni kör edecek parlaklıkta aydınlığı görüyorum. Hemen çevreme bakınıyorum. Dünyaya renk gelmiş, her yer ışıl ışıl, cıvıl cıvıl… İnsanlara, insanlığa bakıyorum; herkes mutlu, huzurlu. Bakmaya bir türlü doyamıyorum. İnsanlar birbirleriyle kardeş gibi, hiç kimse kimseyle kavga etmiyor. Sonra gözlerimi yine ışık alıyor ve bu ışığın, birden fazla olduğunu ışığın şiddetinden anlıyorum. Kendimi ve çevremdeki milyonlarca insanı görüyorum. Ben olduğunu zannettiğim ışık bedenime giriyor ve kendimi o insanların karşısında konuşurken buluveriyorum. İşte sonunda söylemek isteyip de söyleyemediklerimi söylüyorum insanlığa!
-Madem bizler birer ışığız, umutlarımız da artık yeşermişken niye duruyoruz? Hayallerimizin iplerini asılmaya devam!  
Ve birden istemsizce daha önce içimdeki sesin bana söylemiş olduklarını yineliyorum:
-Kurtarıcını bekleme! Kendi kurtarıcın kendin ol. Sadece kendine değil, insanlığa yararlı ol.
Konuşmam bittikten sonra karşımdaki aydınlık daha da artıyor ve beni uzunca bir uykuya daldırıyor.
      Aniden gözlerim açılıyor ve çevreme bakınıyorum. Bu çevreye çok yabancıymışım gibi kalakalıyorum öylece. Sonra kendi yatağımda yatmış olduğumu fark ediyorum ve yattığım yerden kalkıyorum. Penceremi açıyorum ve dışarıya bakınıyorum. Ilık bir rüzgâr saçlarımı savuruyor ve ürperiyorum. Gözlerim o rüzgârın hoşnutluğuyla kendiliğinden kapanıyor ve yüksek sesle şöyle diyorum:

-Neden olmasın ki!