Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: hayalperest1997
Eser Sıra Numarası: 220214eser59


                                                        İNSAN OLMA YETENEĞİ
            Hayal kurmak, insan olmanın en güzel yanlarından biridir bence.Çünkü hayal kurarken kısa bir süreliğine de olsa hayatımızdaki zorlukları ve mutsuzlukları unuturuz. Hayatın bize yüklediği oldukça ağır olan sorumluluklarımız, sadece hayal kurarken hafif gelir.Hayal kurarken oluşturduğumuz dünya yalnızca bize aittir. Bu dünyanın mimarı olarak tasarladığımız olaylar, isteklerimizi ve tutkularımız yansıtır.Muhteşem bir şekilde yaratılmış bu dünyanın bir parçası olmak, bizi mutlu eder.Hayal kurmayı bırakıp gerçek dünya ile yüzleştiğimiz an endişelerimiz devreye girer. Tüm hayal güzümüzle tasarladığımız dünyadaki eserlerimizin eksik yönleri kendilerini göstermeye başlar. Mesela ben iyi bir üniversiteye gitmek istiyorum.Zaman zaman bu isteğim doğrultusunda hayaller kuruyorum. “Üniversitenin ilk günü. Kampüsün bahçesindeki ağaçlar sayesinde tertemiz olan havayı içime çekiyorum. Farklı yaşam biçimlerini yansıtan giyimleriyle farklı gençler bahçenin her yerinde. Biraz heyecanlıyım, tatlı bir heyecan. Yani ortama girmiş olmanın bir getirisi.” Evet, yarattığım bu dünya çok güzel. Ama aklıma takılan bir soru var. “Ya üniversite sınavında yeterli puanı alamayıp, istediğim okulu kazanamazsam?” İşte bu soru, inşa ettiğim tüm dünyayı bir kenara itmeye yeter. İnsan, hayal dünyasından sıyrılıp gerçeklikle yüzleşince, endişe duymaya başlar. Hayallerimizi endişelerimiz rehin alır ve kötü ihtimalleri de düşünmek zorunda kalırız.
Ben her insanın içinde bir zaman makinesi olduğuna inanırım. Geçmişi – geleceği düşündükçe, anılarımız canlandıkça, ya da hayal kurdukça zamanda yolculuk yapmış olmaz mıyız? Hatırlayamadığımız anılar, hatırlamak istemediğimiz pişmanlıklar, hayal etmekten korktuğumuz gelecek… Bunlarda zamanın paradokslarıdır belki. Şimdi sizleri zaman makinemle bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Zamana göre değişen endişelerimi göstereceğim.
2011. 3 yıl öncesi.
“İlköğretim son sınıf öğrencisiyim. Çalıma masamda test çözüyorum. Amacım iyi bir liseye gidebilmek. Liseye gitme heyecanı o zamandan içimde. Sandalyeme yaslanıyorum. Aklıma takılan ve beni huzursuz eden bir şey var. Ya istediğim liseyi kazanamazsam?”
2022. Biraz da geleceğime bakalım.
 “ İş arıyorum ve bir görüşmem var. Çok önemli bir iş. Eğer kazanırsam para kazanmaya başlayacağım. Ciddi ve şık kıyafetimle hızlıca yürüyorum. Kendimden çok eminim ama içimde bir endişe var. Ya bu işi alamazsam?”
Genelde endişelerimiz bunlardır. İyi bir okul kazanamamak, iş bulamamak, parasız kalmak, sevdiklerimizi kaybetmek… Bunlar insan olmanın bir parçası. İnsan geleceğini düşündükçe, hayaller kurup tahminler yürüttükçe, ister istemez olumsuz şeyleri düşünüp endişe duyacak. Maalesef bu küçük endişeleri büyütüp, asıl endişelenmemiz gereken şeyleri göremiyoruz. Zaman makinemizle dünyanın yaratılışından itibaren hangi zamana gidersek gidelim, gelecek için endişe duyacağımız bir gerçek var. Bu insanlığın yok olduğu gerçeği. “İnsanlık” kelimesini nezaket, saygı ve sevgi kavramları için kullandım. İnsanlar, yani bizler, hayatımıza devam ederken sürekli bir açlık, bir yetmezlik yaşıyoruz. Bu yüzden her şeyin daha fazlasını ve daha iyisini istiyoruz. Bu tuhaf istek büyüdükçe, kendimizi bir yarışın içinde buluyoruz. “Daha iyi olma yarışı.” Bu yarışın içindekiler diğerlerinin sahip olduklarından daha iyilerine sahip olmak için çabalıyorlar. Herkesten iyi olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Sadece kendisini yenmek varken, neden başkalarına yenilmeyi seçer ki insan? Neden herkese iyi olduğumuzu göstermek zorundayız? Neden her zaman her şeyin daha fazlasına sahip olmalıyız? Şunu söyleyebilirim ki, bu yarışın bir sonu yok.İnsan iyiyi elde ettikçe daha fazla isteyecek ve bu yarışa devam edecek.Yarışın her adımında daha da hırslanacak ve çevresindeki kimseyi umursamayacak. Büyüyen ego ve hırs ile insan olma yeteneğini kaybetmiş bambaşka biri olacak. İşte benim endişem tam olarak bu.Yaşadığımız hayata bağlı olarak duyduğumuz endişelere öyle takılıyoruz ki, asıl endişe duymamız gereken şeyleri unutuyoruz. Herkes yavaşça insan olmaktan uzaklaşıyor ve bunu farkında bile değiller.Ya çevremdeki herkes bu yarışın içine girerse? Ya ben de onlar gibi bu yarışın içinde bulursam kendimi?
Yıllardır yavaş yavaş anlamlarını yitiren sevgi, saygı, güven dürüstlük, arkadaşlık, kardeşlik,mutluluk gibi kavramların kaçını hayatımızda görebiliyoruz? Ya da kaçını doğru bir şekilde uygulayabiliyoruz?Kendimi ve çevremdekileri izleyerek gelecekte olacakları düşünmek hiç zor değil. Kendi benliklerini unutup tamamen hırslarına yenilmiş insanlar çok kötü savaşlara neden olacaklar. Bu savaşlar sonucunda ölümler, açlık, hastalıklar ortaya çıkacak. İnsan olma yeteneğini kaybetmiş insanlarla dolu dünya, felakete sürüklenecek.
Geleceğe yönelik çok endişem var ama en büyüğü bu. Sırlarımı anlatacağım, duygularımı paylaşacağım, yanında mutlu olabileceğim insanlar olmadıktan sonra yarışta birinci olsam ne olacak ki? Parasız kalırsam ya da istediğim okula gidemezsem daha çok şey mi kaybedeceğim? Hayır. Bu yüzden önce kendimi sorgulamalıyım. Hayatın sadece daha çok şeye sahip olmak olmadığını, vicdanı rahat bir insan olabilmek olduğunu kendime hatırlatmalıyım.
      İnsanlar ellerinde bu kadar değer varken, daha fazlasına sahip olmak yerine onlarla mutlu olmalı. Bu kendimiz ve çevremizdekileri unutmamanın tek yolu. Her zaman kendimizi sorgulayıp, doğru olanı yaptığımızdan emin olmalıyız. Umarım bizler gelecekte “insan” olabiliriz.