Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: kahve kokulu1556
Eser Sıra Numarası: 110214eser02


                                                            ANKSİYETE
     Lise çağlarında insanı esir alıp, sonrasında farklı nedenlerle devam eden kaygıdır anksiyete. Kendisine güvenmeyen, altyapısı olmayan kişilerin en ufak sorunlarında ortaya çıkan, kişileri karamsar psikolojiye sürükleyen “benden hiçbir şey olmaz” dedirten, can yakan kaygıdır. Gelecek kaygısı bir hastalık mıdır? Yoksa takıntı mı? Her insanın içini kemiren, umursamıyormuş gibi davranan bir bireyi bile kendine düşüren ruh hali. Gelecek kaygısı. Anksiyete; insanlarda gözlenen devamlı kaygı, korku, gerilim ve sıkıntı halidir. Sürekli başına kötü bir şey geleceğini düşüme, rezil olmaktan veya komik duruma düşmekten korkma gibi durumları düşünen pek çok insan anksiyete mağdurudur. Peki, bu gerçekten hastalık mıdır? Teşhis herkese konur mu?
Şu an ülkemizdeki işsizliği göz önüne alarak bir gencin gelecek hakkındaki düşüncelerini tahmin etmek kolay olsa gerek. Veya “ne olacaksın?”, “hedefin ne” demek yeterli olur diye düşünüyorum. Belki de hayatımızın en güzel döneminde rastlıyoruz bu kaygıya. Bizim için aşk, mutluluk, dostluk kavramları birden korkulara dönüşüyor. İnsanı yiyip bitiren kaygılar yaş ilerledikçe gelecek hakkında şekillenmeye başlıyor. Giderek zorlaşan yaşam şartları bunun en büyük etkeni tabii. Lisede üniversite telaşına düşeriz, üniversiteden mezun olduktan sonra  diplomamızı elimize alıp iş aramaya başlarız. İş buluruz. İyi veya kötü.  Sonrasında evlilik gelir. Çocuk telaşı, çocuğa bırakılacak hayat, mal, mülk. Yaş ilerledikçe artar kaygılar. Çünkü gelecek kaygısı, insanın kaybedeceği şeyleri çoğaldıkça artan, insanı sömüren bir korkudur. Daha iyisini isteye isteye yılları geride bırakırız. Ve tabii kaygılar kesilmez bunun farkına varırız. Zaman geçtikçe yollar ayrılır. Kimi iş kaygısına, kimi sevdiğini kaybetme korkusuna düşer. Ve kimi ise yalnız kalacağından korkar. Peki ben? Lise öğrencisi olarak ödev, proje, ders stresi bir yana o her öğrenciyi korkutan üniversite sınavı stresindeyim. Üniversiteyi kazanmak bir yana sanırım hala kendime bir hedef belirleyemedim. İnsanın hedefi olmaması kadar kötü bir şey olamaz sanırım. Her ne kadar psikoloji okumak istesem de bunu gerçekten istiyor muyum, emin olamıyorum. Belki böyle yaparım belki şöyle diyerek liseyi bitirmeme ramak kaldı. Düşündükçe ortaya farklı olaylar çıkıyor. Her şey birbirine bağlıdır mesela. Okul, sınav, iş, para ve evlilik bunları mutlu bir hayatın zinciri olarak görürsek eğer bir halka koptuğunda ne olacağını düşündünüz mü hiç? Ben çok düşündüm. Ve vardığım tek sonuç; geleceğin her zaman en kötü tarafını düşünüyor ve kendimizi korkutuyor olmamız. Belki de kendimizi hayatın güzel tarafını düşünmeye zorlamalıyızdır.
     İnsan, gelecek kaygısından kurtulur mu bilmem.Fakat az hasarla kurtulmamızı sağlayan durumlar vardır illaki. Bunların başında mutlu olmak gelir.Mutlu olmak ve her zaman pozitif düşünmek.Belki böylelikle başımıza gelen olayları kendimiz şekillendirebilir, yön verebiliriz. Belki de gelecek kaygımızın bu kadar yoğun olmasının nedeni her zaman agresif, sinirli ve korkak oluşumuzdan kaynaklanıyordur.Ve belki de hala bunu kabul etmiyor olmamız da bir etkendir. Belki de yarını düşünmek yerine bugüne odaklanmalı daha iyi bir hayat istiyorsak temelleri şimdiden kendimiz oluşturmalıyız. Samuel Johnson’ın da dediği gibi “Geleceği satın alabilecek tek şey, bugündür.”