Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: kartal1903
Eser Sıra Numarası: 230214eser79


                                        DAHA KAÇ YIL DAYANABİLİRİZ?
         Dünya, bildiği ama önem vermediği pek çok büyük sorunla karşı karşıya…Tükenen enerji kaynakları, su kaynakları, küresel ısınma, çevre kirliliği,  soyu tükenen canlılar vb…  Bir de  aldırış edilmeyen, yok sayılan, üstünde fazla durulmayan küçük sorunlar da var ki insanların bilinçsizliğiyle bunlar her geçen gün büyüdükçe büyüyor ve gelecekte  hayatımızı tehlikeye atacak bir boyuta doğru  ilerliyor. Bilim ve teknolojiye paralarını yatıran küresel güçler,  çok kârlı büyük buluşların peşinden koşarken insanlığın bugün de en önemli sorunu olan “açlık” için yeterince kaygılanmıyor.  Yedi buçuk milyara yetmeyen besin kaynakları her geçen gün azalırken bir  de buna  arı popülasyonunun hızla yok oluşu ekleniyor.
Arılar, ekosistemin yürümesinde dünyanın kaderine etki edecek kadar  büyük bir pay sahibi. Her ne kadar bilinmese de arılar, dünyanın yaşanır bir yer olmasını sağlayan en  önemli canlılar. Yıllar önce Albert Einstein bu konuda ağır bir dille uyarmış insanları: “Arılar yeryüzünden kaybolursa, insanların sadece dört yıl ömrü kalır. Arı olmazsa döllenme, bitki ve hayvan olmaz.” Einstein’ın bu sözü, dünyanın arılarsız nasıl bir yer haline geleceğini göstermektedir. Einstein’ın bu teorisini günümüzde de Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zooteknik Bölümü Öğretim Üyesi Yardımcı Doçent Doktor Recep Sıralı “Artık biz insanlar arıları küçük bir böcek olarak değil, yaşamın devamı için görevlendirilmiş kutsal bir hayvan olarak görmeliyiz.” ifadesiyle desteklemiş ve insanlığın nasıl bir sorunla karşı karşıya olduğunu vurgulamıştır.
Arılar,  tozlaşmayı gerçekleştirerek  130 bin farklı bitki türünün yeryüzünde  çoğalmasını sağlamaktadır. Fakat son yıllarda arı popülasyonu %35 düşüş göstermiştir. Bu da demek oluyor ki, arılar azaldıkça insanların ve diğer canlıların yaşamı tehlikeye giriyor. İsrail gazetesi Haaretz'te yer alan bir habere göre, dünya arı popülasyonunun hızla düşmesi nedeniyle bu ülkede bir konferans yapılmış ve  konferansta  yayınlanan bir  raporda son beş  yıldır toplu arı ölümlerine bağlı olarak bal üretiminin yüzde %20 oranında düştüğü açıklanmış. Bu da insan vücudu için gerekli olan bal ihtiyacının yeteri kadar karşılanamaması anlamına geliyor.
Arılar, tarım endüstrisi üzerinde de büyük bir etkiye sahip.Ülkelerin ekonomilerini etkileyen faktörler arasında önemli bir  yer alıyor. İngiltere Arı Birliği “2018 yılında İngiltere sınırlarında tek bir arı bile kalmayabilir. 330 milyon dolarlık tarım endüstrisi çökebilir.” uyarısıyla ülkesinin ve dünyanın dikkatini bu konuya çekmeye çalışmış.  Amerikan Bal Üreticileri Birliği arıların yok oluşu tehlikesinin yaratacağı sonucu “Trilyon dolarlık tarım endüstrisi tek bir sendelemede parça parça olmaya hazır kristal gibi.” açıklamasıyla ortaya koymuş.  
 Eğer ivedilikle önlem almazsak arı popülasyonunun bu denli hızla azalması, ileride dünya ekosistemini yerle bir edebilir. Her gün yok olan üç canlı türü sayısı, arıların eklenmesiyle daha da artabilir. Bitki ve hayvan türleri daha da hızlı yok olabilir. Kıtlık, kuraklık, açlıkla insan ölümleri artabilir ve dünya giderek yaşanmaz bir yer olabilir.  
      Gelecek yıllarda yaşayacak olan insanlar;  belki bizim çocuklarımız, torunlarımız, bizim duyarsızlığımızdan ve sorumsuzluğumuzdan dolayı bu sorunu nasıl öngöremediğimizi anlamakta güçlük çekecekler. Bizim yaptığımız hataları telafi etmeye uğraşacaklar. Böyle bir felaket için kaygılanmamak elde değil. Açlık en büyük felaket insanlık için. Ancak sadece bu felaketi öngörmek yetmiyor. Doğanın kendi doğallığı ve dengesi içinde yaşamasına izin vermek zorundayız. Dünyadaki her türlü varlığın birbirini etkilediğini unutmamalıyız. Hiçbirimizin “ Benden sonrası tufan!”demeye hakkı yok.