Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: kelebek1705
Eser Sıra Numarası: 160214eser08


                                            ON SEKİZ YAŞINDAKİ BEBEKLER
      Dün matematik sınavım vardı, ondan önceki günde fizik sınavı olduk. Bir sürü ödevim var. Seneye üniversite sınavım var ve hazırlanmam gerek. Bugün kimya sınavına hazırlanmalıyım. Ailemle, sevdiklerimle çok az vakit geçirebiliyorum.Aynı evin içinde ailemi özlüyorum. Maalesef geç saatlere kadar çalışıp sabah erken kalkmalıyım. Yarın yedi saat dersim var ve daha sonra iki saat etüdüm var.
Ben henüz on yedi yaşındayım ve çok meşgulüm. Sınıfımda, okulumda, ülkemde gördüğüm tek şey: hepimizin tek isteği üniversite sınavını kazanmak. Bazen arkadaşlarımı izliyorum ve görüyorum ki sadece ders çalışıyorlar.Ah!Unutmuşum, çalışmayanlarda var tabi. Herkes göze alamıyor bu ağır çalışma programını. Ben bizleri izlerken korkuyorum açıkçası. Aslında hepimiz robotlaştırılıyoruz, buna mecbur bırakılıyoruz. Sanki maratoncu gibi koşuyoruz, soluk soluğa… Peki ya çok hızlı koşmuyor muyuz? Koşarak gittiğimiz bu yolda yürüyerek öğrenebileceğimiz birçok şeyi kaybetmiyor muyuz?
Bir sınav mı belirler hayatı? Öyle denildi değil mi bizlere? "Her şey sizin geleceğiniz için. Sınavı kazanırsanız hayatınız kurtulacak." Sınavın sanki hayatımızın miladıymış gibi kabul edilmesini yanlış buluyorum. Bu yaşımızı hiçe saymak değil mi? Doğru ya, bu yaşımıza geldik ama söylesenize derslerden iyi bildiğimiz ne var? Unutmamalıyız ki sınav bir hayat fakat hayat da bir sınav. Bizlerse sadece bize söylenene odaklanıyoruz ve gerçek hayatımızı unutuyoruz. Sonra da " Ah ahh! Yıllar ne çabuk geçti. " diyoruz. Bizler bize denileni sebepsiz-sonuçsuz hiç sorgulamadan yapıyoruz.
Şikayetçi olduğum şey çalışmak veya sınava girmek değil; hayatımızı bir sınava bağlamaktan şikayetçiyim. Kişiliğimizin ve hayatımızın tam da şimdi oturacağı bu zamanlarda bunu başarmaya fırsatımızın bile olmamasından şikayetçiyim.Eminim ki gerçek hayatı derslerden daha az öğreniyoruz. Bize denilen ve öğretilenleri hemen kabulleniyor ve bunu bir amaç haline getiriyoruz. Gerçek hayat hakkında bir endişemiz yok çünkü bu mücadele bizim hayatımız oluvermiş. Ya kazanacağız ya da kaybedeceğiz. Peki ya sonra ne olacak?Yıllardır çabalayan ve milat olarak kabul ettikleri bu sınavı kazanmak için eğitilen on sekiz yaşındaki bu bebekler ne yapacak şimdi?
     Ülkemizin sorgulamayan, gerçek hayattan haberi olmayan gençlerle dolmasından ve bu oranın gitgide artmasından endişeleniyorum. Düşünemeyen, sorgulamayan sadece amaçlayan bir gençlikten korkuyorum.