Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: leli2836
Eser Sıra Numarası: 220214eser41


                                                     GELECEK GELECEK Mİ?
         
             Gelecek mi dedi birisi? Gelecek gelecek ama bizi burada  bulabilecek mi bilmem?Günümüzü, dünyamızı nasıl harcadığımız malum, anımızın kıymetini bilmeyen bizler geleceğimize nasıl sahip çıkacağız birisi açıklayabilir mi bana? Sizlere çok basit bir hikaye ile bu konuyu özetlemek isterim: Hastane odalarında yatmaktan bıkmış psikolojik rahatsızlıkları olan bir genç kızın hikayesidir bu.Her ne kadar kendisi kabullenmese de sorunları olduğu aşikardı.Elindekinlerin kıymetini bilmeyi ,etrafının değerini anlamayı ve en önemlisi kendine saygı ve sevgi duymaktan bir hayli uzaktı.Günlük rutin kontrolleri yapıldıktan sonra köşesine çekilir gerçek hayattan uzaklaşır kendi yaşamak istediği dünyaya dalardı.Herşeyin mükemmel olduğu bir yerdi burası.Doğa, insanlar hatta düzen bile dört dörtlüktü.Yalandan bir dünya yani anlayacağınız. Kim istemezdi ki böyle bir ortamı? Fakat orada da bulurdu sorunlar onu.Ee içinde huzuru olmayan insan dışında da huzur bulamaz diye bir söz vardır bilmem bilir misiniz? Ama her seferinde bir şey oluyor kopuyordu o hayal dünyasından. Belki de doğru değildi başka alemlerde yaşamak belki de önce buradaki sorunları halledip sonra oraya gitmesi gerekirdi kim bilebilirdi ki? Neyse yine bir karanlık ve kasvetli kış sabahına aralamıştı gözlerini Mira. Bir an içinin dışa yansıdığını fark etti ve irkildi. Korktu ansızın, çekindi kendinden  ama korkunun ecele faydası yok derler ne yazıkkı Mira bunu sonunda anlayacaktı . Orasına burasına takılmış kablolar yüzünden sıkıntıdaydı  rahata huzura kavuşamıyordu. Bir an sanki o duvarlar kadar soğuk ve yalnız hissetti kendini bir o kadar da değersiz fakat bilemiyordu işte gerçekleri. Bilemiyordu onun ne kadar değerli ve özel birisi olduğunu.. Etrafıdaki herkes onun gözünün içine bakıyordu adeta.

Az sonra kapıdan içeriye Pembe hemşire girdi. Pembe hemsire yine her zamanki (mübalağasız )kocaman gülüşüyle sıcacık yapı vermişti hemen o odayı. Mira ne çok severdi Pembe hemşiresini. Hele hele ona çarşambaları bir oyunlar oynardı... Miranın kendine gururu ve güveni gelsin diye ellerinden geleni artlarına koymayan hemşireleri canla başla çalışıyorlardı.  Bugün günlerden neydi acaba? Yoksa çarşamba mıydı? Mira sevinsin mi üzülsün mü bilemedi. Sevinecekti tabii çünkü bugün Pembe hemşirenin günüydü! Uzun uzun izledi Mira Pembe hemşiresinin yaptıklarını aklından da taklit ediyordu gördüklerini. Ne çok eğlenmiştiler o gün. Akşama kadar Pembe hemşire Miranın yanı başından ayrılmadı. Ee durum böyle olunca Miranında koltukları kabarı verdi. (Pembe hemşire onun yattığı bölümün en çok rağbet gören hemşiresiydi..) günler geçti daha çok oyunlar oynandı çok sözler edildi ve sonunda ulaşılmak istenilen yere ulaşıldı. Mira artık korktuğu çekindiği hayata göğüs gerebilen sorunlarla başa çıkabilen arkadaşları arasında rahatça uyum sağlayabilen bir birey olup çıkıverdi..En önemlisi de,her geçirdiği anın kıymetini bilen tadını çıkaran bir kız oldu.
 Hastaneden ayrılışı tam bir Türk filmiydi.. Pembe hemşire ve kabilesi ağlar Mira camdan bakar ve sonsuza kadar el sallaşılırdı. Ama herkes biliyordu Mira ‘ya yapılan her şeyin iyi geldiğini tek bir sözcüğün bile heba olmadığını…

         Evet hikayemiz burada bitti fakat benim söyleyeceklerim daha bitmedi.  Bilmem anlatabildim mi anlatmak istediğimi .Hayat çok kısa , onu üzmeye kırmaya gelemeyecek kadar kısa ...Yaşadığımız her anın tadını çıkarmayı ileride bunların bizlere birer hazine olarak kalacağını bilmeyi öğrenmemiz lazım. Geriye dönüp baktığımızda hayatımızda izler görmek istiyorsak yaşadıklarımızdan haz alıp onlara sahip çıkmalıyız. Küçücük bir şey bile bazen bütün günümüzü gün edebiliyor.Ondan dostalarım siz siz olun hayatın tadını çıkarın! Ardınızda kalanlara da değer vermeyi  sakın unutmayın..