Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: leylak1111
Eser Sıra Numarası: 140214eser03



                                               GELECEK MEVSİMİ
Gelecek sözcüğünün anlamı o kadar kolay olmasına rağmen içinde taşıdığı duygular o kadar farklı ki. İki saniye sonra ne olacağını bilmeden, gelecek endişesiyle hiç bitmeyen o kaygıyla yaşıyoruz. İçimizi kemiren hep bir endişe, hep bir kaygı, hep bir mutsuzluk…Nereye kadar sürecek, nereye kadar bu duyguları içimizde büyütmeye devam edeceğiz. Keşke hiç büyümesek hep bu masum çocukluğumuzla ailemiz hep yanımızda olsa diyoruz. Çünkü hayatı anlamaya başlayınca onun ne kadar zor ve karmakarışık bir yapıya sahip olduğunu fark ediyoruz. Benim de herkes gibi gelecekle ilgili kocaman endişelerim var. Hiç bitmeyecek endişelerim, bazen bunlardan sıyrılıyorum ama bu genelde on dakika bazen altmış dakika; asla yirmi dört saat olacağını tahmin etmiyorum edemiyorum.Çünkü bir şekilde o duygular hep bizimle olur, hayatımızdan çıkmazlar.Ama umut denen o güzel şey de bunlarla birlikte gelir, bizi asla yalnız bırakmaz. İçimizdeki o küçük umudumuz bile bu zor zamanlarımızda bize pozitif enerji veren, bizi mutlu eden o küçük ama bir o kadar da büyük umudumuz…
Gelecek,kaygı,umut ve hayaller…Güzel bir gelecek istiyorum; ailemin yanımda olduğu güzel bir gelecek..Kaygının olmamasını istiyorum beni hüsrana sürükleyen.Umudum bitmesin, bitmesin ki hayallerime bir adım daha yakın olayım istiyorum.
Endişelerim hep var olacak aslında küçüklükten başladı endişelerim.Okula ilk gittiğim günlerde endişede neymiş! Gül, oyna, zıpla yeri geldi mi ödevlerini yap. Sınav nedir bilmiyoruz; bizim geleceğimizi belirleyen o endişeyi, her an hatırlatan sınavları ama bir şeyi her zaman çok iyi biliyoruz dünyamızı. Nasıl, ne zaman bu kadar kötü oldu dünya? Kaygım budur işte, endişem budur. Savaş olan yerde yaşanabilir mi?  Soruyorum size. Savaşlar, ülke sorunları düşmüyor gündemden bu nereye kadar sürecek. Sadece savaşlar mı? Peki, hayır. Bir tane dünyamız var ve biz ona da iyi bakamıyoruz ve dünyamızın değerini bilmiyoruz. İnsan bir şeyin değerini kaybedince anlar ama söz konusu dünya olduğundan böyle bir lüksümüz yok. Dünyaya iyi baktığımız zaman o da bize iyi bakacaktır.Hava, çevre, ışık kirliliği ve bunlar gibi bir sürü dünyamıza zarar veren unsurlar… Elimizden bazı şeyler gelebilir aslında ona iyi bakmak adına ufak şeyler de olsa bunlar birleşerek büyük bir kartopu haline gelebilir.

Yaşımız büyüdükçe sorunlarımız, endişe ve kaygılarımız da bizler gibi büyüyor. Ve tabi ki her kişinin geleceği ile ilgili girdiği sınavlar… Sınav kaygısı.Unutmak ne mümkün.Okulda, evde her yerde bu endişe. İnsanın gelecek endişesinden biri de budur. Aylarca sınava çalışırsın acaba olacak mı? Acaba kazanır mıyım? Acaba bana güvenenlerinin güvenini boşa çıkarır mıyım? Acabalar, acabalar… Ailemiz en iyi şekilde okumamız için ellerinde geleni yapıyor, onların yüzünü kara çıkarmak, onların verdiği emeği boşa çıkarmak ne kadar da kötü. Yazarken bile hatta düşüncesi bile insanın kötü olmasına yetiyor. Küçüklükten itibaren belli hedeflerin peşinden koşar dururuz. Onları yakalamaya çalışırız, yeri geldi mi bıkarız, sıkılırız hatta pes ederiz. En kötüsü pes etmek, yenilmek, gelecek hayallerinin olmaması çok kötüdür. Gelecek endişesinin en büyük düşmanı, umuttur. Umudunu kaybetme asla! Engellerle, sıkıntılarla mücadele ettikçe insan olgunlaşır, kendini tanır, hangi durumda ne yapacağını bilir. Hayat yabancı gelmez. Hayat, karşımıza hep bir sınavla çıkıyor, biz bu sınavlarda bazen yeniliyor, bazen kazanıyoruz. Kazanmalıyız. Çünkü ortada bir gelecek var, bize ait olan kendimizin inşa edeceği bir gelecek.

Dünya ileride nasıl olacak, çok kötü bir yer mi olacak, sınavı kazanabilecek miyim, aileme bakabilecek miyim, geleceğim nasıl olacak? Daha niceleri…Umudumla her şeye başa çıkabileceğimin de farkındayım ve biraz da çaba…Kaç yaşında olursak olalım; nerede, nasıl olduğumuz önemsiz, hep bir şeylerle savaşmamız gerekecek hep bir kaygı endişe içinde olacağız.Umudumuz hep olsun, umutsuz bir kaygı hüsrana sürükler.Kaygısız bir umut ise insanı güdülemez, umarsızlaştırır.Böyle de olmamalıyız, tamam umudumuz olsun ama boş bir umut değil. Kaygımızla beraber onu aşabileceğimiz bir umut, endişelerimizi yeneceğimiz bir umu olmalı. Ve şu söz gerçekten çok güzel “Asla umudunu yitirme, çünkü sen de birilerinin umudu olabilirsin.” Kendinize umut olmanız gerekir önce diye düşünüyorum.Dün ile ilgili tükenmişlikler olabilir, ancak muhakkak işimize yarayacak şeyler de olmuştur, kazandıklarımız da olmuştur, farkında olur, onları değerlendirirsek bugünü, yarını inşa etmek için kullanabiliriz.
Endişe ediyoruz, kaygılanıyoruz.Peki, hayatınızı hiç düşündünüz mü? Bunca sorun gibi gözüken endişelerimiz arasında geleceği düşünerek yaşıyoruz bu yüzden anı yaşamadan bir sonraki güne atlıyoruz. Ne zaman kendiniz için bir şey yaptınız ya da başka birine ne zaman bu düşüncelerden sıyrılıp hayatı tatmaya başlayacaksınız.Çırpınmak için çırpınma.Gerçekten senin ve sevdiklerin için çırpın. Endişeler bitmez, bitmeyecektir.Onlar devrilmesi gereken bir tabudur, bu yüzden onlarla pozitif şekilde yaşamayı öğrenmek gerekir.Ve artık endişenin yanında mutlu da olun.
        Işıkları kapatalım. Çünkü biraz karanlık içimizdeki ışığı bulmamıza yardımcı olacaktır. Güzel bir dünya, güzel bir gelecek, güzel bir hayat ve güzel endişeler dileğiyle…