Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: mango1021
Eser Sıra Numarası: 230214eser45


                                                        YAĞMUR ÜZERİNE
     Okul biteli çok bir zaman olmamıştı.Ev arkadaşımla ayrılmıştık artık yalnız yaşıyordum iki odalı,ara sokakta kalan eski ve küçük evimizde.Yeni aldığım kahve oldukça güzel kokuyordu.Bu kahve şirketi işini biliyor.Birçok şirkete başvurmuştum ama sanırım bu aralar psikoloğa pek ihtiyaç duyulmuyordu.Son çare hastaneye başvurmak diye geçti aklımdan.Düşüncelere dalmışken cama yalnızlığa vurur gibi çarpan yağmur bir an duraksamama neden oldu.Attila İlhan’dan birkaç söz anımsadım.Sonrasında Aynanın İçindekiler..Gerçekten neden psikoloji istemiştim?Unvan,para,yardım etme içgüdüsü?Keşke sonuncusu olabilseydi.Yanlış mı yapmıştım acaba?Hayattaki gayem insanları dinleyip onlara yardımcı olmak mıydı yoksa gelecekte yönetici kadromuzu oluşturacak genç beyinleri yöneltmek mi?Böyle anlarda hep o hocamı hatırlarım.Bana “Edebiyat öğretmeni olmalısın.” derdi.Dinlemeli miydim?Nitekim bu saatten sonra hiçbir mantığı olmayan o sınava tekrar girmek akıl kârı mıydı?.Tartışılır belki ama bir şekilde bu yola girmiştim ve ha deyince kariyerimi değiştiremezdim.Hayatımı ne kadar mükemmelleştirebilirdim ki?
Hala camın kenarında elimde kahvemle yağmuru izliyorum.Hızlı hızlı ama incitmeden yağıyor.Biraz dinlenin der gibi.3.kattaki küçük pencereli dairemden herkesi görebiliyorum.Yağmurdan kaçmaya çalışanlar ve yağmurun tadını çıkartanlar.Sokak ikiye ayrılmış durumda.Beklentisi olanlar ve olmayanlar..
Hızla koşanlara bakıyorum;bir yere yetişmeye çalışıyorlar.Hayatta önem verdikleri şeyler var.Belki bir ailesi,çocuğu var,belki henüz öğrenci ve gelecekte iyi yerlerde olmak istiyor.Hepimiz o gayeyle yola çıkmadık mı sanki?Çok güzel bir mesleğim olsun,iyi bir yerde olayım,eşim ve çocuklarım olsun.Nitekim o kadar endişe,plan,program tek bir sınava bakıyor.Geleceğimiz birkaç dakika ve sorudan oluşan bir sınavla belirmiyor sanki?Her şey uçup gidebiliyor,o kadar emek,çaba..Dönemin gençlerinin en büyük endişesi de bu değil mi zaten?”Ya o kadar çalışıp hiçbir şey yapamazsam?”Bu bakışı biliyorum ve şu anda gördüğüm en üzücü bakışlardan biri o.
Bir de dönüp sakince yürüyenlere bakıyorum.Aslında en kötü durumda olanlar onlar değil mi?O sakin gidenler arasında yalnızca gençleri görüyorum.Bir çoğunda kulaklık,kafalar önde.İşte o çocuklar endişeden,korkudan,suçlamadan bıkmış,usanmış,yorulmuşlar.Daha genç yaşta o kadar yük yükleniyor ki omuzlarına ne yapacaklarını bilemiyorlar.Sonrası yalnızlık,üzüntü,depresyon.
Ve sonra,hala şansım var,diyorum.Hala beni endişelendirebilen şeyler varsa bu hayatta hala mutlu olabilirim.”Üzüntünün de umudu olur mu?” der insan haklı olarak.Önemli olan hüzne yenik düşüp düşmemek.İnsan hayatında endişe olmalı,diyorum kendi kendime.Geçmişte olmayan o hislerime kızıyorum.Şu an bir Anadolu Lisesi’ne atanmış,öğrencilerime sınav kağıdı hazırlıyor olabilirdim.Evet bunun için geç kaldım ama hayatımı yoluna sokmak için hala yeterli zamanım var.O anda aklıma geldi.Üniversitede hocamızın bir hastasının sorunu fazla endişeli olmasıydı.Nasıl da atlamışım bu ayrıntıyı?Onun hayatı bir çoğumuzun hayalini süslüyordu.Herkes şımarıklık diyordu onun bu haline.Ama o sadece hayatını mükemmelleştirmeye çalışıyordu.
     Ben bu düşüncelere dalmışken kahvemi unuttuğumu fark ettim.Bir daha ki endişem “Kahvem yine soğur mu?” olmuştu.



önceki eser / sonraki eser