Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: mavi8888
Eser Sıra Numarası: 210214eser10



                                                KAYBOLAN YAŞAMLAR
        Hoyratça tüketilen şu yaşamlarda yerimiz nedir? Etrafımızdan geçip giden kalabalıklarda biz neredeyiz?  Hiç sorguladınız mı?Yaşamlarımız sürekli bir koşturmacanın döngüsünde kendini tekrarlar. Hep bir şeylere yetişme telaşı içerisinde hızlıca yaşadığımız hapsedilmiş yaşamlarımız…
Okul ile başlar yaşamın bu bitmek bilmeyen koşturmacası. Hep daha iyisi olmak, daha fazlasını kazanmak için bir kanguru gibi ilerleriz yaşamda. Öyle bir yaşam ki, bu yürümeyi dahi unutturur bize. Peki tüm bu koşturmaca ne için? Kimin için? Daha iyi bir okulda okumak için mi? Yoksa işimizde daha yüksek bir mevkiye yükselip daha çok para kazanabilmek için mi? İyi bir okuldan mezun olup nitelikli bir işe sahip olup, zengin bir yaşam sürmek mi olabileceğimizin bütünü? Neden? Tüm bunları şu görünmez hayat sahnesinin gerisine çekilip sorguluyorum çoğu zaman. “Neden?” diyorum. Bizi; bunları yapmaya iten, tüm bu döngünün kalıplaşmasını sağlayan güç ne? Yapmamaktan korktuklarımız aslında toplumun bize dayattığı inanç ve gelenekleriyle kuşattığı düşünceler mi? İnanç nedir peki? Kimedir? Benliğimiz yok olurken suskunluğumuz niyedir?Peki ya fikirler…O lafı gelince “kurşun geçirmez” dediğimiz fikirlerimiz nerede?Günden güne gelişen şu teknoloji çağında kaybolup gittiler mi? Parşömenimin yerini alan soğuk metaller…Raflara fırlatılıp atılan kitaplarımın yerini küçük bilgisayarlar aldı.Fikirlerimi dört-beş cümleyle hapsettiler küçük kutulara.
Ağaçlarımın güzel yeşilliği de yok etrafta, mis kokulu çiçekler de yok. Şu gördüğünüz grilik, şu gökdelenler, onlar var benim yeşillerimin yerinde.Ve maalesef yaşamlarımız teknolojinin dayattıkları etrafında şekilleniyor. Dünyada bir iz bırakmadan, bu kalıpları yıkmadan, insanları şu aynılaşmış yaşamlarından uyandırmadan yani bir farkındalık yaratamadan ayrılma düşüncesi beni deli ediyor.
Bence herkesin dünyaya gelişinin bir amacı vardır. Ve mutlaka o amaca hizmet ederek yaşar insan, farkında olsa da olmasa da. Asıl sorun kim olduğumuzun, ne istediğimizin farkına varıp kendi isteklerimiz doğrultusunda yaşamaktır. Bizim dışımızdaki insanların bizi sokmaya çalıştığı kalıplara direnmek,sığamamaktır.Öldükten sonra ardımızda kalan sadece çocuklarımız ve klasikliğin dışına çıkamamış yaşamlarımız olmamalıdır.Hiç yaşanmamış günlere özlem duymadan, hiç söylenmemiş sözcüklerde takılıp kalmadan “Ben her şeyi yaşadım.” rahatlığıyla kucaklanabilmeli ölüm.Velhasıl etrafımdaki çoğu insanın gelecek endişesi en başta belirttiğim gibi maddi plan, çıkar döngüsünden ibaret.Bu, beni düşündürdüğü kadar hayal kırıklığına da uğratıyor. Farklı ağızlardan dinlediğim aynı gelecek endişeleri… 
       Bana kızıp “Başka nasıl yaşanır bu dünyada?”diye sitem edeceksinizdir belki de.Ya da şartlar bunu gerektiriyor diyeceksinizdir kim bilir. Oysa benim gibi sizler de sahnenin dışına çıkıp etrafınızı gözlemlediğinizde aynılaşmanın dayattığı kalıpların farkına varacak; bizlerin kapatılmaya çalıştığı sanal kafesleri göreceksiniz. Küçük yaşamların değer yargılarında bağnaz mahkemelerinde yargılanmamalı fikirlerimiz.       Özgürce hayat bulmalı yaşamlarda.Yani bizler hayatı yaşamalıyız hayat bizleri harcamadan.Koyduğunuz kurallarla, kalıplara soktuğunuz yaşamlarınızla, hayat denilen bu koca labirentte kaybettiğiniz benliklerinizle, sizlersiniz. Benim endişem sizsiniz.