Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: misafir0001
Eser Sıra Numarası: 230214eser38


                                                   BİLİNMEZLER KUŞAĞINDA GELECEK
         Gelecek bilinmeyendir ve bilgi bugüne, hatta geçmişe aittir. Geçmiş yaşlı bir ağaçtır, bu dünyadan alacağını almış, nefesinin sayısı artık bitmiş ve o azını bırakarak meyvelerinin, çoğunu da sürükleyerek peşinden, yitip gitmiştir. “Şimdi” ise bir fidandır, nefes alıp veren, verecek olan ya da olmayan. Gelecekse henüz bir tohum. Ve en güçlü öngörü bile o tohumdan hangi meyvenin çıkacağını kesin olarak kestiremez.
İnsanoğlu kendisine verileni, kendisine verilecek olana ayna olarak kullanmak ister. Bazı aynalar hafifçe çatlamıştır, bazıları tuzla buz olmuştur. Sonunu bilme merakındaki  insanoğlu hiçbir vakit sağlam bir ayna bulma imkanına kavuşamamıştır. Fakat bu demek değildir ki bu aynalar görevlerini yapmıyor. Her aynadan kalplere bir şeyler süzülür. Bazen bir sevinç, bir heyecan… Ama çoğu zaman… Endişe.
Herkesin olduğu gibi benim de endişelerim var muhakkak. Ama herkesinki gibi mi? İşte orası biraz muamma. Üniversite sınavını kazanmak…Bunun hakkında endişeleniyor muyum acaba? Sanırım, çünkü ara sıra kalbimde akislerini hissediyorum ama geldiği gibi de gidiyor, pek fazla iz bırakmadan.
İnsan olabilmek… İnsan kalabilmek… İnsanca yaşayabilmek… İşte benim asıl endişem. Ya zaman fark ettirmeden çalarsa benden bir şeyleri? Topyekün bir hırsızlığa soyunmaz belki. Ama ya damla damla akıtırsa masumiyetimi? Yahut ben açık unutursam iyi niyet musluklarımı? Tükenir mi acaba? Acaba tüketen ben mi olurum veya ben tükenirim de ben olmayanlar mı tüketir beni?
Peki ya dünya…Ben durdukça dünya da duracak mı yerinde? Yoksa yıllarca kanla yıkanmış topraklar yüzyıllar sonra yine kanla mı yıkanacak? Ya orada yetimlerin babası, öksüzlerin annesi kim olacak? Büyük büyük insanlar küçük küçük şeylerle yetinmeyi öğrenebilecek mi? Yoksa bu doyumsuz hırs toprak cesetle doyana kadar devam mı edecek? Komşusu açken tok yatanlar saltanatı hangi omuzlarda yükselecek arşa? Ya da belki bir umut, insanlar yalnız Hakk’a tapacak. Maddi sorunları olanlar ve bir de maddece doymuş ama manen aç olanlar…Ya onlara ne olacak? Kim bilir belki de gün gelecek herkes doyacak.
Dedim ya gelecek bilinmeyendir.Ve belki de insanın hayallerinden en imkansız olanı geleceğe gitmektir. Çünkü o sonsuza açılan yolun sonlu yolcuları, güneşe bakamayan göz misali, bilmemesi gerekeni bilmeyi kaldıramaz. Ve aslında geleceği bilmek bir istek değil, geleceği bilmek bir endişedir.
Öngörüde bulunmaya çalışmak…Sınırlının sınırsızda kaybolması gibi… Kaybolmaktır endişe labirentlerinde. Ve benim bir endişem de o labirentlerde kaybolanlardan olmaktır.
Şimdi bir kuş yaklaşsa bir ağaca…Ben o kuşun nasıl konacağını bilmeden, her bir kötü olasılık için ayrı ayrı, teker teker endişe ederim.
Ben yolda olmaktan endişeliyim.Eğer bitmiş olsa endişe de olmazdı.Ama ne zaman, nasıl, kiminle biteceğini bilememek…Bir dahaki sonbaharı görmek veya görememek…Şimdi hayır konuşan bu dil acaba bir gün şer konuşur mu? Bilememek…Ve hatta öğrenememek…
        Endişeliyim doğru ama en çok da bilmediğimi bilmek istemekten endişeliyim.