Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: nazlı1997
Eser Sıra Numarası: 230214eser65


                                                             GERÇEK YARINLAR
                Gelecek kaygısı…İstisnasız hepimizin korkusu, endişesi yarınlara sapasağlam basabilmek.Hayat içindeki en büyük mücadeleyi de bunun için vermiyor muyuz zaten? Biz yarınlarımızı ayakta tutabilmek, gelecek nesillere güzel yarınlar verebilmek için bu kaygıları içimizde barındırırken, teknoloji de bunlarla birlikte hızla gelişiyor. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar, tabletler, televizyonlar…Bir evin olmazsa olmazı hepsi. Bugün gidin, ev ev gezin, televizyonsuz bir ev bulamazsınız.Ya da insanların ceplerine bakın, telefon kullanmayan kişi yoktur herhalde. Teknolojinin bu denli gelişmesi ve teknolojiye bu denli hakim olmamız güzel bir şey elbette. Fakat teknolojinin getirdiği gelecek kaygılarının farkında mıyız?
İnsan sosyal bir varlıktır. Tek bir kelime etmeden tamamlayamaz gününü. Eskiden akşam olurdu, güneş batınca aile fertleri gaz lambasının başına toplanır sohbet ederdi. Günümüzde ise akşam oluyor, ışıklar açılıyor, doğru televizyon başına. Her akşam için bir dizimiz var. Fakat ailemiz için edecek tek kelimemiz yok. İşin kötüsü, vaktimizi öldürdüğümüz gibi kültürümüzü de öldürüyoruz bu mucizevi kutu karşısında. Televizyonda gördüğümüz kurmacalıkları, farkında olmadan uyguluyoruz hayatımıza. Aynı odada ebeveynler televizyon izliyor, çocuklar ya bilgisayarda  ya da telefonlarıyla vakit öldürüyor. Hatta yavaş yavaş sofra adetimizi de kaybediyoruz. Yemekler bilgisayar karşısında yeniyor. Sohbetler bilgisayardan ediliyor. Farklı odalarda olmalarına karşın anne kızını yemeğe mesaj atarak çağırıyor. Biz böyle böyle kültürümüzü kaybediyoruz. Fakat aslında benliğimizi kaybediyoruz da  farkında değiliz.
Teknolojinin böyle vaktimizi çalmasına razı olduğumuzdan çok, geleceğimizi de tüketmesinden korkuyorum. Konuşmayı unutmaktan, aile değerlerimizi kaybetmekten, sanal dünyaya kapılıp gitmekten korkuyorum. Sonuçta hangi televizyon bir deniz manzarasından daha canlı bir görüntü verebilir ki? Hangi film annenin anlattığı masaldan daha iyi olabilir? Hiçbir görüntülü konuşma onu aylar sonra görmenin yerini tutamaz sonuçta. Yolda lise arkadaşınla karşılaşmak, onu internette bulmaktan daha iyi değil mi? Dünyanın en iyi ses sistemi kızının sesini duyduğun anki kadar mutlu edemez ki seni. Bir navigasyon sistemi babadan daha iyi yol gösterebilir mi?
Artık sanal dünyadan çıkın ve çevrenize bakının. Yoksa gelecekte bize aşılanan duygular etkili olmaya başlayacak: mutsuzluk, sosyalleşmeme ve hareketsizlik. Şu an çoğu genç zengin olup çevresinde popüler olmayı umut ediyordur belki de. Çünkü bize gösterilen bu. Belki de sosyal medyada hesabı olmayan dışlanıyordur. Artık iki gün üst üste aynı kıyafeti giymek bile toplumda hoş karşılanmazken. Caminin önünde soğuktan donarak ölen çocuktan bahsetmiyorum bile... Şu an belki de kaç genç akıllı telefonu olmadığı için babasına ondan nefret ettiğini söylüyor, babasının gözlerinin altındaki torbalar biraz daha yoğunlaşıyordur. İnsanlar zevki olmadığı halde yabancı müzikleri dinlemek moda olduğundan insanlara göstermeye çalışırcasına bangır bangır o müziği dinliyordur. Mis gibi kitap kokusu varken, insanlar sadece fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmak için o kitabı satın alır oldu.
Eskiden en azından sanalla gerçekliği ayırt edebiliyorduk. Artık bu da pek mümkün değil. Bir dizi de başrol oyuncusu ölüyor, tüm Türkiye yasa boğuluyor. Fakat vatanını savunurken ölen bir şehit naaşı geliyor, insanlar vah vah, çok yazık deyip geçiyor. Farkında değiliz ama, tüm bunlar televizyon fark ettirmeden yönlendirmesiyle oldu. Bilgisayarda gezindiğimiz gerçeklikle alakası olmayan sosyal medyadan kaynaklandı. Eskiden Türklerde hiçbir Batılıda olmayan aile kavramı vardır. Yüzyıllardır bizi ayakta tutan da aileye verilen değerdir zaten. Bu kavramı da bizden çalmaya çalışıyorlar. Biz buna izin vermeyelim ve gelecek bize hükmedeceğine biz geleceğe hükmedelim.
Unutmayın, karşınızdaki neyse siz de osunuz. Bugünlerde karşımızda neler var hiç düşündünüz mü? Teknoloji elbette çağın en büyük mucizelerindendir ve insanlara faydalı olması için üretilir. Fakat her şeyin olduğu gibi teknolojinin de azı yarar, çoğu zarar. Sonuçta kim televizyonda belgesel ya da bilgi programı izler ki? İşte biz bu bilinçsizliği üstümüzden atalım, kendi evimizden başlayalım teknolojiyi kullanmanın sınırlarını belirlemeye.Yoksa benim geleceğe dair en büyük korkum, aile kavramının tükenip, o muhteşem kültürümüzü kaybetmemiz.Teknolojinin size hükmetmesine izin vermeyin. Siz teknolojiye hükmedin!
   Gerçek yarınları yaşamanız dileğiyle…