Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: nokta1994
Eser Sıra Numarası: 190214eser08


MAVİ NOKTA, BEN VE ENDİŞELERİM
21. yüzyılda dünya. Her tarafında açlık, kıtlık ve kaos. Artık sadece ülkeler savaşmıyor. Savaş evlerimize hatta zihinlerimize kadar geldi. Düşüncelerimizde bile kendimizle savaş halindeyiz. İşte bu ortamda zihnimiz bize bazı şeylerden endişe duymamızı söylerken kalbimiz bunun tam tersini söyleyebiliyor.Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, dünyayı ve içindekileri tanımaya başladığımdan beri onunla ilgili fikirlerim pek de iyimser gelişmedi.Bunun en büyük nedeni televizyon kanallarını her açtığımda karşıma ya bir savaş karesi ya da birbirine tahammül edemeyen insanların ortaya çıkardığı akıl almaz görüntülerin çıkması belki de.Benim endişelerim bunlardan şekillendi.Ve endişelerim neler? Fakat bu cevap verilmesi zor bir soru.İlk olarak endişe algımızdan bahsetmek istiyorum.Çocukluğumuzda endişelerimiz daha sığ.Örneğin aç kalmaktan veya ailemizden ayrı düşmekten endişe ediyoruz.Yaşımız ilerledikçe bu değişiyor.Önceleri annesinin dizinin dibinden ayrılmayan o çocuk bir de bakıyorsunuz hayatının merkezine arkadaşlarını, toplumu alıyor.Ve Arkadaşlarını kaybetmekten, toplum tarafından dışlanmaktan veya iyi bir üniversite kazanamamaktan endişe ediyor. Orta yaşlara geldi mi zengin olma endişesi, yaşı ilerleyip yaşlılık safhasına ulaştığındaysa ölüm endişesi taşıyor.
Bu sıralama belki de her insanın hayat boyu taşıdığı endişelerin bir serüveni ama bence hayat hiçte bu kadar basit değil. Ben savaşın ve kargaşanın hiç eksik olmadığı bir bölgenin evladıyım. Benim yaşadığım dünyada saydığım endişeler sadece cevizin kabuğunu oluşturuyor. Ancak bu endişelerin altında her insan çok daha büyük endişeler taşıyor. En azından ben taşıdıklarını düşünüyorum. Devam etmeden önce biraz insanlığın geçmişine bakalım. Çok değil yüz-yüz elli yıl öncesine gidiyoruz. Dünya, Sanayi İnkılabının etkisiyle kalkınıyor ve büyük bir değişim geçiriyor. Güçlü kurt zayıf kurdu hiç olmadığı kadar hızlı ve acımasızca parçalıyor. İnsanlığın dengeleri yeniden şekilleniyor. Tam bu sırada ortaya yeni bir oyuncu çıkıyor; petrol. İnsanlık son yüz yılda daha önceki binlerce yılda insanlığın yaşamadığı büyük bir değişime tanıklık ediyor. Artık zaman, insanlık, para, hayat, yiyecek ve su hiç olmadığı kadar hızlı ve savurganca tüketiliyor. İzlediğim bir belgeselden ilginç bir deyim aklıma geliyor “hızlıdan daha hızlı”. İşte insanlığın şu an ki durumunu en iyi bu deyim ifade ediyor bence. Tüketmeye, bir şeyleri harcamaya o kadar odaklanıyoruz ki çalmaya başlayan tehlike çanlarını bir türlü fark edemiyoruz veya fark etsek de bu durumu değiştirmek için harekete geçmiyoruz.
Merak ediyorum ne zaman uyanacağız? Kişisel endişelerimizi bir kenara bırakıp bu gemide hep beraber yol aldığımızı ne zaman fark edeceğiz? Endişeleniyorum çünkü insan birkaç yüzyıldır üzerinde yaşadığı gezegene ihanet ediyor.  30-40 yıl sonra dünyamızın tatlı su kaynağı olan buzullar, Hollanda’nın muhteşem lale bahçelerini sular altında bırakacak. Endişeleniyorum çünkü insan her anlamda ileri bir medeniyet inşa ettiğine inanıyor. Robotlar hastalıklarımızı tedavi ediyorken biz kök hücre yöntemiyle kanseri ve pek çok hastalığı ortadan kaldırmak için çalışıyoruz. Peki, insanlığın en büyük hastalığı “açlık” için ne yapıyoruz? Dünyanın en fakir kıtası Afrika’da her gün ölen binlerce çocuğa yüz binlercesi eklenmeye devam ediyor. Tabi bu durum bazılarını hiç etkilemeyecek. Onlar var olan pişkinlikleriyle dünyaya demokrasi nutukları atıp, insanlık manifestoları yayınlamaya ve sözde hakları olanı hak sahiplerinden sömürmeye devam edecekler. Var olan insanlık değerlerini yok ettikleri yetmezmiş gibi bir de masum insanların hayatlarını mahvederek, var olan ufacık huzuru da yok etmek için çırpınıp duracaklar.Peki, ben bütün bunların neresindeyim?Ben bütün bu olanların neyi etkilediği ve neleri etkileyebileceği noktasındayım. Bugün yaptıklarımızın geleceğimizi ne hale getireceğinin endişesindeyim. Hatalarımızın cezasını kimlerin çekeceği, hangi masumların bu hataların kurbanı olacağının korkusundayım. Elimizde dünyayı daha iyi bir yer yapma fırsatı varken hala neyi beklediğimizin ve hayatlarını kendi çıkarları üzerine kuran insanlara kimin ne zaman dur diyeceğinin merakındayım.
Artık benim yaşadığım dünyada bireysel kaygı ve endişelere yer yok. Biz bu hakkı dünyayı demir ağlarla, okyanusların altından geçirdiğimiz internet kablolarıyla ve gök kubbeye yerleştirdiğimiz yüzlerce uyduyla kaybettik. Artık hiçbir şey birbirinden bağımsız değil. Her olayın sonucu bir başka olayın nedeni ve attığımız her yanlış adım gelecek kuşakların felaketi. Kendi adıma endişelenmeyi çoktan bıraktım. Artık ben yaşadığımız evrendeki bu küçük mavi nokta için endişe ediyorum.