Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: ozanca1954
Eser Sıra Numarası: 220214eser13



                                                         GÜNEŞİ BEKLERKEN
            Gelecek mutluluğunun ıslığını duydum uzaklardan. Başımı o yöne çevirirken oralarda gördüm güneşin gözlerini.  Kaybetmemek için çırpınır dururum, güneşe doğru çizerim geleceğimi. Lakin ışık, aydınlık, saydamlık ister hep yüreğim.Soru işaretleri, bilinmezlikler, karanlıklar ürkütür benliğimi. Yaslarım sırtımı ışığa, başlarım düşlerimi kurmaya.
Çocukluktan gençliğe attığım ilk adım heyecanımı anımsadım. On altı yaşındaki kalbimin korkuyla çarpışını. O anı anımsayınca yatağımda doğruldum. Güneş doğmak üzereydi. Işık büyüyordu biraz daha, biraz daha. Büyüdükçe o anın korkusu da büyüyordu. İçimdeki heyecanla bağırmak istiyordum avaz avaz. Sesim yettiğince bağırmak.Evde herkes uyuyordu. Bütün kapalı odalar sessizlikle doluydu. Sırtımı duvara dayayıp pencereden karanlığın aydınlığa dönüşünü izledim.Yüreğimin atışının duvarda yansımasını duyuyordum.
Ilık bir sabaha merhaba diyorduk. İçeri serin bir rüzgar sızıyordu.Üşüdüm, yorganımı çeneme kadar çektim. Gözlerim ışıl ışıl,dün yaşadıklarımı yansıtıyordu. Yüreğim inançlarımla sevgi doluydu. Ama  hüzünlerim biraz daha büyümüş bir çocuğun hüzünleriydi.
Dünü düşünmeye başladım.Koca bir meydanı dolduran onlarca genci. Yüzleri pırıl pırıl heyecanla özgüven içinde demokrasi istiyorlardı.O coşkulu kalabalıkla kendi sesimin de yükseldiğini duydum.  ‘’Demokrasi, Özgürlük’’
Ve bir an durakladım. Atatürk cumhuriyetinde bunlar yok muydu? Neden istiyorlardı bunu? Bir ozanın sözcükleri döküldü dudaklarımdan:
Söz verdiğimiz yerde buluştuk.
Söz verdiğimiz zamanda değil.
Ben yirmi yıl erken gelip bekledim.
Sen geldin yirmi yıl geç.
Ben seni beklemekten yaşlıyım
Sense beklettiğin genç.
Beynimde çakan şimşek artık sorunlara seyirci kalmak yerine çözüm üretmek gerektiğini haykırdı bana. Neler yapabilirdik gençler olarak endişelerimizden kurtulmak için?
Dünya değişiyor ve bu değişim sürecinde ayakta kalabilmek, söz sahibi olmak istiyorsak kendimizi yenilemeye ve duyarlı düşünmeye mecburuz.
Biz gençler demokratik haklarımızın olmasını istiyoruz. Baskıcı ortamdan hoşlanmıyoruz. Hayatın her alanında söz sahibi olmak, düşüncelerimize değer verildiğini bilmek istiyoruz. Bunları ifade ederken şiddete başvurmadan bizi anlamalarını istiyoruz.
Dünyada sınırlar kalkıyor. Dünyanın en uç noktasındaki olayları bile duyup görebiliyoruz. Ötekileştirmeden sorunları konuşarak diyalog içinde harekete geçebileceğimize inanıyoruz.
Bugün ülkemiz, geçmişte canlarını yok sayarak emperyalizme karşı savaşan gençlerin döneminden daha da geriye gitmiştir. Değer yargılarımızın uğradığı erozyon herkesi korkutmaktadır. Bağımsızlığımız ve toprak bütünlüğümüz tehdit altındadır.
Bu boyunduruktan kurtulmamız, gençlerin mevcut siyasal kesimlerin beklentilerini değil kendi özgüven ve başarılı atılımlarını öne sürmeleri ile gerçekleşecektir. Geçmişte bu gerçeği gören genç abilerimizin boynuna bağlanan ip, şimdi Atatürk’ün ilke ve devrimlerine bağlanmıştır.
O halde bir ağaç gibi tek ama bir orman gibi kardeşçe birleşip demokratik haklarımıza, güzel ülkemizin geleceği için adalet sistemimize sahip çıkmalıyız.
Kanunlarımızı örümcek ağı gibi düzenleyip güçlü sineklerin delip geçtiği, zavallıların takılı kaldığı sistemden çıkarıp özgür, eşit, gerçek bir adalet sistemi haline getirilmeliyiz.
Bu yürek, bu beyin, bu özgüvenle Türk gençliği her sorunun üstesinden gelecek ve her daim dimdik duracaktır.
İşsizlik korkusu, hak ve özgürlük yolunda eşitlik, okuma hakkı, insan gibi yaşama haklarımız için hep birlikte omuz omuza mücadele etmeliyiz. Ve yine ozanın dediği gibi:
"Düşmesin bizimle yola
Evinde ağlayanların gözyaşlarını
Boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar.."