Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: rüzgar1779
Eser Sıra Numarası: 210214eser25



                                                              FERDA-İ MUAMMA
     Başlı başına bir muamma olan gelecek denir ya hep , bir gün gelecek.Nedir bu emin tavır zamana karşı?Hakimiyet kurmaya çalışmak zaman organizasyonunun üzerinde? Hayır, gelecek belki de hiç gelmeyecek hiç olmayacak yarınlarımız.Üzerinde planlar yaptığımız hatta daha da ileri gidip saati saatine programlar döşediğimiz yarın hiç gelmeyebilir de.Fakat bunu bilmemize rağmen istediğimiz gibi gitmeyebilecek şeyler için bile endişeleniriz.Hatta bazı geceler uykumuzun canına kıyar katil endişelerimiz.Yıllar sonrasına ait planlar kurcalar hislerimiz ve kendimizi yersiz endişelerle yıpratırız.Eminim ki geleceğe ait endişelerini yok edebilme erdemine ulaşabilmiş pek insan yoktur toplumumuzda.İşte ben de onlardan biri olarak akıtıyorum duygularım kalemimden bembeyaz, masum kağıda.
Gelecek,benim için her zaman tertemiz ve dokunulmamış bir sonsuzluktur.Bu sonsuzluk deryasının dalgasız ipek gibi yüzeyi her bakışımda eşsiz bir huzur verir yüreğime.Ve geleceğim için bir şeyler yapma sorumluluğu…Peki ya tek ümidimiz olan geleceğimiz tertemiz bir deniz olmaktan çıkıp bataklığa dönüşürse?Tüm ihtimallar mümkündür değil mi?İşte tam bu noktada başlamakta benim bıçak gibi keskin endişelerim.Bir ustura edasıyla yırtar toz pembe , çarşaf çarşaf hayallerimiz.Ve artık gelecek bir belirsizlik atlası.Bu belirsizlik atlasına birer yağmur damlası gibi düşen gençler...Kimi yolunu bulur kavuşur tertemiz denizine , kimiyse bir talihsizlik eseri çamur olur zarar verir çevresine.
"Ab-ı hayat olmak varken nedir bu zillete iştiyak?
Bir kısım kötüye giderken bir kısım iyiye müştak".
İşte geleceğimiz olan gençlerimiz yanlış sapaklara yönelip bir elmas değerinde olan zatlarını kaybedip kömür karasına boyarlar hislerini.Oysa elmas ve kömür birbirine bu kadar yakın olup bu kadar uzakken , aradaki çizgi endişelerin ağarttığı bir saç telinden bile inceyken; eldeyse kaybedilmemesi gereken bir cevher varken kolay mı endişe duymamak gelecekten?Kolay mı akışına bırakmak olanları ,umursamamak sahiden?..'Hayat zamanda iz bırakmaz.Bir boşluğa düşersin bir boşluktan'der Attila İlhan.Zamanda iz bırakabilmek için,boşluklarda boğulmamak için sürekli bir çaba içinde bulunmak, umutlarımızı yitirmemek için planlar yapmak gerek. Akif'in bahsettiği ''Asım'ın Nesli'' için aldırmadan güneşin doğup batışına,çabalamak gerek.Yapılacak çok şey var sahiden.Düşünülmesi gereken pek çok şey…Peki bu çok şey neden bazıları için hiçbir şey?Bu umursamazlığın nedeni beklentisizlik mi,bir ışık görememek mi ya da her neyse.Her ne olursa olsun yapılması gereken şeyler var bazıları için.Geleceğe güvenle bakan ayakları üzerinde durabilen gençler yetiştirebilmek için, henüz iyiyi kötüyü ayırt edemezken yanlış fikirler aşılanan küçükler için, inanç farkları nefret sebebi olanlar için , görüş farklılığını hazmedemeyen bir nesle sahip olmamak için ...Bu dünyada kendisi için bir şeyler yapılması gereken gençler var.Ve işte benim endişem de onlar için...
      Mühim bir sözü daha aklıma geliyor Atilla İlhan'ın 'Canını kurtarayım derken vatanından olursun'.En önemlisi can için değil vatan için.. Şimdi size soruyorum vatanın geleceği gençlerin elindeyse bu vatan için değmez mi?