Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: şahbaz5234
Eser Sıra Numarası: 220214eser37


GELECEK GENÇLERİNDİR
            Her insanın gelecek hakkında birtakım endişeleri vardır. Bazıları işlerini düşünüp kafa yorar, bazıları eşlerini, bazıları paralarını…Ama bazı insanlar da topyekûn insanlığı düşünür:Çabalar durur bir şeyler yapabilmek için. Hiç olmadı, içinde yaşar düşüncelerini. Benim de geleceğe dair bir endişem var.Sanıyorum bu endişe aslında geleceğin ta kendisi: gençlik.
Bizler gelecek nesillere devredilmek üzere bekleyen geleceğin emanetçileriyiz yalnızca. Üzerimize düşen görevi yapıp veririz elimizdekileri asıl sahiplerine. O saatten sonra artık yapabileceğimiz hiçbir şey kalmaz.O zamana kadar da yapabildiğimizi yapmış; görevimizi tamamlamanın rahatlığıyla gitmişizdir.
Bir bayrak yarışı düşünün: Elinizdeki bayrağı en iyi derecede sizden sonrakilere yetiştirirsiniz. Onu ileri taşır ve tam verirken bir süre daha koşarsınız sizden sonrakiyle. Siz ne kadar hızlı taşır ve arkadaşınıza ne kadar çok yardım ederseniz o da o kadar iyi koşar. Bizim de yaşam döngümüz bunun gibidir işte. Biz istediğimiz kadar koşalım; yarışı tamamlayacak olanlar hep bizden sonrakilerdir. Bu yüzden gelecek dediğimizde gençler aklımıza gelir. Daha güzel bir gelecek için daha güzel bir gençlik hayal edilir.
Gençler hakkında neden endişeleniyorum?Gençlere neler olabilir?Gelişen teknoloji ve bundan dolayı farklılaşan dünya görüşleri en çok gençlerimizi etkiliyor. İnternette ve televizyonlarda gördükleri düzensiz aile ilişkileri artık onlara olağan bir şeymiş gibi geliyor.Yavaş yavaş anne ve babalara karşı daha asi bir nesil ortaya çıkıyor.Ebeveynlerin sözünün dinlenmemesi birçok ailevi sorunu da beraberinde getiriyor. Gençler, onları koruyup kollayan aileleriyle aralarındaki mesafeyi artırırken zararlı arkadaş çevresine ve dış dünyanın türlü türlü tehlikelerine yaklaşıyorlar.
Sırf merakı yüzünden kirpiyle oynayan bir kedi yavrusu gibi, gençlerimiz de internetin büyülü dünyasında saatler harcıyor. Birçok sosyal paylaşım sitesine girip tanımadığı insanlarla sanki eski dostlarmış gibi sohbet ediyor. Her gün binlerce farklı siteye girip yüz binlerce içerik görüntülüyor. Tüm bunlar da onları her geçen gün bizlerden biraz daha uzaklaştırıyor.Tüketim çılgınlığı her geçen gün artıyor. İnsanlar artık ellerindeki son model telefonu bir sonraki model çıkıncaya kadar idarelik kullanıyorlar. Gençler, akıllı telefonların getirdiği kolaylıklar sayesinde arkadaşlarını ve sosyal yaşamlarını ceplerinde taşıyorlar. Gitgide sanal bir dünyada yaşamaya başlıyorlar. Eskiden bayramlarda ve akraba ziyaretlerinde oturulup hasret giderilirdi. Böylece de dedeler, neneler torunlarına doyardı. Şimdi ise telefonunu alan farklı bir köşeye çekilip gerçek dünyan soyutlanıyor. Büyüklere saygı azalıyor. Değerlerimiz bir bir yozlaşıyor…Yeni doğmuş bir yavru hayal edin. Annesi onu doğururken ölmüş olsun. Bu yavru kendisine verilmiş içgüdüleriyle kalkar, yürür, beslenir,su içer ama başka varlıkları tanıyamaz.Onlara nasıl davranacağını, hangisinin tehlikeli olup olmadığını bilemez. Şimdi de annesinin sağ olduğunu düşünün.O büyüyüp yetişene kadar onunla birlikte.Ona hayatı öğretiyor.Neyin yanlış, neyin doğru olduğunu gösteriyor. Bir tuzağa yakalanmadan tuzaktaki yiyeceği nasıl alacağını, bir zarara uğramadan güzelliklere nasıl ulaşabileceğini öğretiyor.İşte biz de bunu öğretmeliyiz gençlerimize.Mesela internetin zararından korunup onu nasıl faydalı bir şekilde kullanacağını öğretmeliyiz. Hayatta karşılarına çıkan bin bir türlü yanlış tabelaya aldırmadan doğru yoldan nasıl gidileceğini öğretmeliyiz.
Biz,kendi emanetçilerimizi yetiştiriyoruz.Onları ne kadar sağlam yetiştirirsek o nispette gelecek hakkında endişe etmemize de gerek kalmayacaktır.Çünkü onlar hiç sarsılmadan, sarsılsa da düşmeden bitireceklerdir bu bayrak yarışını…