Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: şair0755
Eser Sıra Numarası: 110214eser01


                                                              GENÇLİĞİN DİLİNDEN


    Yeni bir güne her uyanışımda dönüp bakıyorum içinde yaşadığım hayata;  hepimizin bir telaşı var.Günden güne değişen dünyamızda hepimizin hayatına yayılan  kaygı, tüm insanlarda panik havası uyandırıyor. Herkes bir şekilde kendini kurtarma çabası içine girmiş bu devirde.Gerek sosyal yaşam, gerekse siyasi hayatta insanoğlu bir köşeye sıkışıp kalmışa benziyor.Geçmişin özlemiyle, geleceğin kuşkusu birleştiği zaman, kişi adeta endişe duvarlarıyla örülü bir labirente düşüyor.
Endişe, kaygı, korku belki de en çok içinde yaşadığım genç dünyanın yaşadığı bir duygu durumu. Kendi içimize baktığımda  sahip olduğumuz özelliklerin de – düzensiz ve rahat görünen tutumlarımız, milli değerlere uzak tavrımız- toplumu daha da çok umutsuzluğa sürüklediğini görüyorum. . Gençlerimiz içinde her ne kadar geçmişine sahip çıkan, tarihini bilen bir kitle olsa da, olaylara yabancı, bilinçsiz, milli duygulardan uzak, siyasi durumlara apolitik kalan azımsanamayacak bir çoğunluk var ülkemizde. Bu görünüm daha çok problemin ortaya çıkacağını hissettiriyor.Çünkü insanların hiçbir önlem almaması da su götürmez bir gerçek.
Bu kadar yakınında olduğumuz için görmek zorlaşıyor belki sorunları ve onları ortaya çıkaran asıl nedenleri.Oysa varolan gerçekleri sorgulayabilmek,irdeleyebilmek önce biz gençlerin ödevi.Bunu başarabilmenin en esaslı yolu da dili, analiz etme becerisiyle  ve zekayla kullanabilmekten geçer. Bu gençliğin bir bireyi olarak kaygısını taşıdığım konulardan biri de dilimizin hak ettiği önemi göremiyor olması. Sadece yazarların, şairlerin göreviymiş gibi onlara yüklüyoruz bu görevi. Konuşmak, yazmak iletişimimizin en doğal ve en kolay yolları olduğu halde bu yolları zorlaştırmak, bayağılaştırmak için çaba sarf ediyoruz. Televizyon sunucularımızın haber spikerlerimizin, radyo programı sunanların en düzgün ve en doğru konuşanını değil, en eğlenceli olanını seçiyoruz. Her gün kitleleri kendine kitleyen ekranlara yanlış yanlış yazdığımız kelimeleri ‘’Şok Şok Şok ‘’ diye duyuruyor ve defalarca sergiliyoruz ki yanlışlar hafızalara iyice kazınsın diye…
     Bizler sınavlarla örülü, yarış pistlerine benzeyen sıralarda ilk çocukluğumuzu, gençliğimizi tüketirken aslında önce soru sormamayı, kabul etmeyi ve hayallerimizi gerçeklerle değiştirmeyi öğreniyoruz. Bu değiştirilemeyen gerçek her gün bir yerlerde yazılıp çiziliyor, eleştiriliyor ve var oluşuna devam ediyor. Gerçekler bu kadar açıkken yeterince anlaşılamamasının nedeni  dilimizi kullanmak da yetersiz oluşumuz olabilir mi dersiniz?