Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: samimi0845
Eser Sıra Numarası: 200214eser20




                                                            NE YAPMALI?
     Gözlerim sürekli başka bir şeye takılıyor.Arkadaşlarım ödevler hakkında konuşuyor, biri diğerinden kitabını ödünç almak istiyor. Servis şoförümüz telefonuna bir numara girerken geç kalacağıyla ilgili söyleniyor. Alt sınıflardan bir kızın sitesinin önündeyiz, geç kalan kız kendisini almak için durduğumuz yere doğru koşuyor.O, araca binince ben de kulaklığımı takıp yanımdaki muhabbeti duyamayacak kadar açıyorum, müziğin sesini. Yaklaşan sınav haftasıyla birlikte içimde bir sıkıntı büyüyorken etrafımda dönen muhabbet beni sakinleştirmekten çok uzak.
Bakışlarımı cama doğru çeviriyorum.Daha da yalnız olmak istediğimi fark ediyorum, en sonunda biraz rahatlamak adına gözlerimi kapatıyorum. Olmuyor.Rahatlayamıyorum, yalnız bırakmıyor tanıdık ama yaşlı yüzler.
"Oradan oraya koşturuyorlar.Biri hariç.O,omuzları düşmüş yürüyor. Aklından neler geçtiğini bir şekilde biliyorum.Elindeki parayla ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor kara kara.Onun sorumluluğunda olan kişiler var, bakması gereken, yanında olması gereken ancak o daha kendisine bakamazken bunu nasıl yapabilir?Aynı anda iç çekiyoruz.
Önümden topuklarını yere vura vura aceleci birisi geçiyor.Şık giyimli kişi tuttuğu telefonda her kimle görüşüyorsa otomatik bir sesle rapor veriyor. Bu sırada birine çarpmaktan son anda kurtuluyor.Ben de öyle. Bunu fark ettiğimde irkiliyorum ne ara onu takip etmeye başlamıştım?Düşünmekten vazgeçip kalabalığın içinde onu arıyorum ama benden oldukça uzaklaşmış. En son kolunun altındaki dosyayı düzelttiğini görüyorum ve yine aramıza başka bedenler giriyor.Başımı başka bir tarafa çeviriyorum.
İleride bir banka oturmuş siyah kapüşonlusunun içine gizlenmiş kadın dikkatimi çekiyor.Omuzlarındaki ufak sarsıntılar olmasa heykel olduğunu sanabilirsiniz.Yanına gidiyorum.Başlığından dolayı göremediğim yüzünü merak ederek eğiliyorum. O da ne!? Suratı yara bere içinde. İçim acıyor. Bakışlarımı ondan ayırmamama rağmen beni fark etmiyor bile.Soru sorsam cevaplamaz herhalde fakat zaten sormama da gerek yok aile içi şiddete maruz kaldığını biliyorum.Kendimi tutamayıp desteklercesine elimi omzuna koyuyorum. Ürpererek omzunu çekiyor ve kendine sarılıyor.O böyle yaparken ben de sıçrayarak geri çekiliyorum. Amacım kesinlikle onu rahatsız etmek değildi. Onun yanında da ayrılıyorum.
Yürürken etrafımda akıp giden insanları seyretmeye devam ediyorum. Binlerce, milyonlarca hayat, düzen, sorumluluk, endişe, çaba, hayal, hayal kırıklığı… Yaşanmışlıkları ve yaşananları izliyorum. Daha sonra kendi bilincimde yarattığım gelecekte ne halde olduğumu merak ediyorum. Ellerimi görebileceğim şekilde yukarı kaldırıyorum, yoklar. İçimi bir sıkıntı kaplıyor, korkuyorum. Başımı eğiyorum bedenimin olması gereken yer boş. Sanırım sonunda gerçekten düşüncelerimde kayboldum… derken, bedenimin olduğu yerde hava dalgalanmaya başlıyor. Heyecanla bekliyorum, ileride nasıl biri olacağımı merak ediyorum. Tam olarak bir cisim kazandığımda hemen başka bir şeye dönüşüyor görüntüm. Sürekli olarak değişiyorum. Neden bilmiyorum ama bu bana daha da korkunç geliyor. Kendimden kaçmak istiyorum ama bunun saçma olduğunun farkındayım. Mümkün olmadığının da. Bir kez daha çevreme bakınıyorum. Acaba onların arasında nasıl bir rol üstleneceğim? Bu soru daha fazla soruya yol açıyor. Her saniyemi planlayacak mıyım? Korku içinde mi yaşayacağım? Bir işim olacak mı? İşimi sevecek miyim? Sevdiklerimle yaşayacak mıyım? Sevdiklerim de beni sevecekler mi? Her gün aynı şeyleri yaptığım sıkıcı bir hayatım mı olacak? Kabul görmek istediğim çevreler için kendimi sürekli kısıtlayacak mıyım? Mutlu olacak mıyım? "
Arkadaşımın dürtmesiyle kendime geliyorum. Okula varmışız. Çantamı omzuma atıp yerimden kalkıyorum. Kapıya doğru ilerlerken aklımdaki soru fırtınası kafamda ağırlık yapıyor. Servisten indiğimde serin havayı içime çekip biraz olsun rahatlıyorum.
Çok fazla soru işareti, daha da fazla olasılık var. Ne yapmam gerektiğini, ne yapmak istediğimi bilmiyorum. Bu durum ödümü koparıyor ancak şimdilik yapabileceğim tek şey bunun farkındalığıyla başa çıkabilmek. Şöyle düşünüyorum birden: Evet, stres her zaman kötü bir şey değil. Belli seviyedeki stres ve kaygı insanı ayakta tutar, harekete geçirir. Fazlaca endişeye gömülmüş kişi depresyona girer. Tasasız insan rahat eder ama gerçekten mutlu mudur acaba?
Ben yalnızca, “Keşke” demek istemiyorum. Gelecek hakkında bu günü yaşayamayacak kadar kaygılanmak istemiyorum. Herkes tarafından sevilmesem de sayılmak istiyorum. Gözlerimi kapatacağım gün “İyi yaşadım.” Demek istiyorum. Tüm bunları istiyorum ama…
…Ama sanırım ilk olarak sınıfıma gitmeliyim.