Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: şeker portakalı6666
Eser Sıra Numarası: 230214eser28


                                                                  ÇARESİZSİNİZ
     Her  şeye çözüm üreten insanoğlu ne yazık ki gelecek hakkında  endişelerini hala içinde taşır.Bu taa çocukluk yıllarında başlar.Çocukken bile içimizde taşıdığımız  küçük kaygılarımız  vardır bizim.Büyüyünce ise kaygılarımızın boyutları değişir sadece çünkü artık hayatın gerçekleri pat diye yüzümüze vurmaya başlamıştır.Bir öğrencinin üniversiteyi kazanıp kazanamayacağı için duyduğu endişe ile yeni doğum yapmış bir  annenin bebeği için duyduğu endişe aynıdır. Anne böyle bir dünyada bebeğini kötülüklere karşı nasıl koruyup kollayacağını ona  nasıl bir gelecek vaat edeceğinin düşünürken,öğrenci ise bu sınavı kazanmassa  sonrasında neler olabileceği hakkında düşünmeden duramaz.

Zenginin, olan ile yetinmeyip nasıl daha fazla kazanabilirim ya da nasıl gelecekte de aynı rahatlığa sahip olabilirim diye duyduğu endişe ile fakirin yarına yiyecek bir ekmek bulabilecek miyim diye duyduğu endişe de aynıdır.İkisi arasında hiçbir fark yoktur.Çünkü insanoğlunun endişeleri hep aynı yöndedir.Daha iyi bir ev,daha iyi bir araba,daha mutlu daha huzurlu bir yaşam kısaca hep  daha  daha daha iyisine sahip olmak isterler.Ama sadece isterler.Yılbaşı yaklaşırken alınan bir piyango bileti bile aslında ne kadar çok şey anlatır bize,insanlara dair.Bir umut belki küçücük bir umut kırıntısına tutunup,tüm hayatlarının bir gecede değişeceğine inanırlar.Sonra ise anlık yaşanan bir üzüntüden sonra tekrar eski hallerine dönerler,sanki hiçbir şey olmamış gibi ertesi gün yine aynı monotonluğun içinde hep yarını düşünerek sürdürüp giderler hayatlarını.Ama yinede eğer bana çıksaydı gibi düşünceleri kafalarından atamazlar ve olmayacağını bilseler bile oturup hayalini kurmaktan zevk alırlar  fakat kısa sürede  acı gerçekle yüzleşirler.Hayal kurmanın bu durumda onlara hiçbir yarar getirmeyeceğini anlarlar ve kendilerini yine eski yaşam telaşına kaptırırlar.İçlerinde sürekli geleceğin endişesini taşıdıkları içinse bir türlü bugünün kıymetini bilemezler ve her günlerini diğer günlerden farksız olarak geçirip o  kıymetli zamanlarını  heba edip giderler.
    
İhtiyar biri,kimseye muhtaç olmadan bu dünyadan sessizce göçüp gitmek ister,sevgilisiyle çok mutlu olan biri ise hep kaçmak istediği ama bir türlü aklından çıkaramadığı o soruyu sormadan edemez kendine..’Ya bir gün biterse’ diye.Henüz üniversiteden  yeni mezun olmuş biri içinse endişe artık daha büyüktür.Ya bu kadar çaba boşa giderde bir baltaya sap olmassam diye yiyip durur kendini.İlk çocuğuna hamile kalan bir kadın içinse durum daha da vahimdir.Ya doğacak olan bebeğini sevemesse?Ya eşi hamilelikle beraber değişen vücudunu problem haline getirirse?Şu koskoca dünyada başını yastığa  koyduğunda rahat bir uyku çeken  insan sayısı  o kadar azdır ki…Kiminin ise başının altına koyacağı ne bir yastığı vardır ne de rahat uyku çekebileceği huzurlu bir ortamı…Ebeveynler çocuklarına güzel bir gelecek bırakmayı,politikacı yarın ortalığı nasıl karıştıracağını,öğrenci finalin sonuçlarını,hasta yarına sağ çıkıp çıkmayacağını düşünür.Herkes gelecekten bir şeyler bekler,bir şeyler umar.Çünkü tek tesellileri budur birçoğunun.

Bende  her insan gibi içimde birçok şeyin endişesini taşırım.Kazanılması gereken bir üniversite sınavını,kazandıktan  sonrasını,gelecekte gerçekten yaptığım işten mutlu olup olamayacağımı,hayallerimi gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğimi,mutlu bir hayat sürüp süremeyeceğimi,iyi bir eşe sahip olup olamayacağımı, ,annem ve babam öldükten sonra engelli abime kimin bakacağını,ve biz birer birer evlenirken onun en büyük olmasına rağmen hiçbir zaman evlenemeyecek olmasının ona nasıl hissettireceğini,ona karşı annem kadar sabırlı,şefkatli,anlayışlı olup olmayacağımı,ya da annem ve babamı hep kınadığım o hayırsız evlatlar gibi yüzüstü bırakıp bırakmayacağımı ,nefret ettiğim sülalem gibi ileride kardeşlerimle mal kavgasına düşüp düşmeyeceğimi,ileride annem gibi bir anne olup olmayacağımı ,insanlara bir yararımın dokunup dokunmayacağını,hep hayalim olan dünya turuna çıkıp çıkamayacağımı,çocuklarıma iyi bir anne torunlarıma iyi bir büyükanne olup olmayacağımı,dünyanın daha ne kadar kötüleşebileceğini,savaşların ne zamana kadar süreceğini,gelecekte bizleri,çocuklarımızı,torunlarımızı nasıl bir dünyanın  beklediğini ve daha nicesinin endişesini taşırım içimde..Ama sanırım en çok da ölümün endişesini taşırım.
Soğuk musalla taşının,geceden daha karanlık olan yatağımın  ve yalnızlığın…