Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: serenat2125
Eser Sıra Numarası: 230214eser03


                                                           VARSAYALIM DİLEK’İ
         İnsanoğlu güzel sayılabilecek biri olmak istemez; güzel olmak ister.Çirkin olmak istemez; en güzeli olmak ister çirkinler içerisinde. En iyisini bekler o güzelim hayattan, ümidi en mükemmelindedir.Yarınlara dair beklentileri, ümitleri vardır. “ Geleceğim altından olsun, taştan değil. “ fikri insanlığın yatırımlarını kaygıya sürüklemekte. Dolayısıyla başarısızlığa dair hep bir kaygı içerisinde.
Ben biliyorum ki ne kadar iyi olursam olayım, elimden o plaketi alan biri olacaktır.Biliyorum diyorum ama sanmayın ki kabullendim. Kabullenmedim.Atmış yaşında televizyonuyla didişen biri görürseniz o benimdir.
Diyorum ki size “ Eylenip kalırsan dünyada, o rüya gibi geçer/ Gezersen mekanı kısmet belirler/Sıcağı ve soğuğu tutamazsın öylece/Sana açılan çiçek bak solacak süratle”
Hayatımı ise sadece üç kelime ile özetliyorum “Hamdım, piştim, yandım “
Sündürebileceğin bir zamanın var, uzay boşluğu mahiyetinde. Bu sefer şu sözcükler dilime yakalanıyor: “ Saatler vardır ki zorla elimizden alınır. Saatler vardır ki elimizden akıp gider.” Hayatın büyük bir kısmı hiçbir şey yapmamakla, geri kalanı ise yapılması gerekenden başka şeyler yapmakla geçer. Bana bir insan göster ki zamana küçücük bir değer versin, bir günün anlamını bilsin ve her gün bir parça öldüğünün farkına varsın. O halde dostum, bütün saatlerinin sahibi ol, küpün dibinde kalanı idareli kullan; iş işten geçtikten sonra tedbir almak boş çabadan ibarettir. Zira son kısım, yalnız en az kısım değil aynı zamanda en fazla kısımdır. Ever, imzamı atıyorum Seneca diye.
Diğer bir uçtan sesleniyorum, kulaklarını aç “Aklını kullan ve ölçüyü bul! Bu sefer Hamlet” diyorum kendime.
Gözüm kör, kulağım sağır, sırtım dönük olmasın doğruluğa. Amacım aydın olmak olsun, popüler değil. İnsanların güzel dillendireceği bir insan olayım. Benim kaygım bu doğrultudadır.Bunları konuşmuşken şu örneği vermeden de olmaz. Aslında “ kosovonotka” diye bilinen gömlek,Tolstoy sürekli giydiği için “tolstovka” diye anılır. Mutlaktır ki sadece Rus köylülerine değil bütün insanlığa iyi bir şeyler bırakmış.
Ruhum ile tenim yanlış şekilde buluşmasın ki doğru işler yapayım.Bu kez Dilek Süral’ım.Ne uzakta görünen bir aktar, ne şehrin birindeki saatçi, ne de çocuk sesleriyle inleyen bir köy meydanında yazıyorum.Ama şunu bilin ki yanımda dostlarım var en kadimlerinden.Yunus Emre’den tutun, Cervantes’e, Balzac’a, Neşet Ertaş’a,Ezop’a kadar.
        Son olarak istediğim bunu okuduktan biraz sonra, çok sonra değil, çocuklarınızla ilgilenirken,bahçeye rahat bir nefes almak için çıktığınızda, yemek yaparken, yemeği beklerken, her dakika öldüğünüzün değil yaşadığınızın farkına varmanız; lakin karda yürürken de ölebiliriz.