Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: sngl1103
Eser Sıra Numarası: 230214eser13


                                                              BENLİĞİN TRAJEDİSİ
              
        İnsan doğar, büyür... O büyüdükçe her şey değişir. Hayat, en ağır en acımasız haliyle her gün yeni bir kılıkta yaşamaya zorlar kendisini. Geçmiş denilen o hikâyede kaybolur.Unutulur çocukluk. Hayaller, umutlar, sevinçler dostluklar ve yüzümüzden hiç eksik olmayan gülücükler. İçinde taşıdığı korkular, yaptığı hatalar ve keşkeleriyle düşe kalka yapar yolculuğunu bu uzun hayat yolunda. Ama bunca kalabalığın, kargaşanın ortasında tek bir şey aynı kalır. İnsan… Hani derler ya bardağın boş tarafı diye... Sanki buna programlanmış gibi işte. Bu boş taraf ilmek ilmek işlenir insanın İçine. İçinde taşıdığı korkularla geçer gider bir ömür. Bizi ayakta tutanlardan biri de bu korkulardır bana göre. Çünkü herkese göre en kötüsüdür içinde taşıdığı. Kimi çocukken yaptığını yapar. Yorganını başına kadar çekip, onun altında her şeyden uzakta olduğunu, korunduğunu zannederek hayaller kurar. Kimi ise her şeye inat onların üstüne giderek, mücadele ederek yüreğinin en gizemli bir yerine kendi zafer anıtını diker En bilindik sorulardan biridir ya hani! Senin korkuların var mı? Varsa ne? Bu soruya verilen cevaplar da bilindiktir yine. 

Başarısızlık, sevgisizlik, yalnızlık, sevdiklerini kaybetmek ya da ölüm...Aslında bir şey itiraf etmek istiyorum: Bu soru şimdiye kadar bana hiç sorulmadı. Sorulsaydı vereceğim cevap galiba hep aynı olurdu. Ben en çok, ben olmadan yaşamaktan korkarım. Bencillik mi dersiniz bilmiyorum? Ama öyle. Hayat, başrolünü kendin oynadığın bir oyun sadece. Diğer insanlar ise sadece figüran. İnsan her şeyi kendi başına yapar. Sonu iyi ya da kötü olsun. Bilerek, isteyerek gider kendi yoluna.Kendi başına yaşar sevincini, üzüntüsünü, acısını, kederini. İçinde kopan fırtınalarda tek tutunacağı dal da, tek sığınacağı limanda kendisidir. Sevindiği vakit bir tebessüm kondurur yüzüne. Üzüldüğünde ise gözyaşlarını akıtır tek kaldığı bir yerde sessizce. En iyi dostu, en yakını, en çok sevdiği yine kendisidir.Duygularıyla, düşündükleriyle, yaptıklarıyla var olduğu sahnede, aklı ve yüreğiyle varlığını sürdürür.Yaşanmışlıkları belirmeye başladığı vakit çizgi çizgi yüzünde, ya da ak olup düşünce birer birer saçlarına, yanına yoldaşı olur çocukluğu, gençliği... Bazen eskilerden kalma fotoğraflarda bulur kendinden parçaları. Bazen radyoda tesadüfen duyduğu bir türkü anlatır hayatını. Her insan içinde farklıdır ya, şu hayat denen varoluş. Biri çıkar "Ah! Yalan dünya." diye haykırır. Biri çıkar "Uzun, ince bir yoldayım. " diye anlatır da anlatır. Olmamışın davasını, olmuşların hükmüyle sürer herkes. Hâkimde kendisidir, savcıda. Masum olan sadece kendisidir. Suçlu ise tüm dünya…Bu yüzden cevabım hiç değişmeyecek galiba. Ben en çok, ben olmadan yaşamaktan korkarım. Kendi kararlarımla çizdiğim bir yolda, hayalini kurduğum dünyayı yaşamak. 

     Özgür olmak mı deniliyor buna? Sana göre doğru olan, senin olanı yaşama. Benim kendi yaşamak istediğim dünya değil de, başkalarının bana dayattığı, başkalarının dünyasını, başkalarının hayatını yaşamak zorunda kalmak en büyük endişelerimden biridir. Sana sorulmadan senin hakkında kararların verildiği, kader kaleminin başkaları tarafından kırıldığı, sınırlarını başkalarının çizdiği ve benim yaşamak zorunda bırakıldığım bir dünya. Bedenim vardır sadece. Dünya da yerli yerinde duruyordur belki. Ama benim için, kendim olamadığım bir ben, ben değilimdir artık. Yaşam denilen tiyatro sahnesinde en acıklı trajedilerden biri oynanıyordur. Bedeni olan, fakat duyguları, iradesi, inançları ve ruhu en entrikalı şekilde katledilen mezarı kazılamayan, töreni yapılamayan bir ölünün… Bir insanın trajedisi..


önceki eser / sonraki eser