Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: son yaprak2222
Eser Sıra Numarası: 200214eser18


                                                        İSİMSİZ NOT
        Önünden ayrılamadığım pencereme günler sonra ilk kez bir kuş konmuştu.O anki mutluluğumu nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum.Aylar öncesinden haberini almıştım halbuki kalan son kuş sürülerinden birinin de oturduğumuz gökdelenin yanından geçeceğini.Bir tanesi de tesadüfen benim pencereme konmuştu.İşte o gün benim dünyam tam anlamıyla değişmişti."
Kapımın önünde bulduğum notta işte bu cümleler yazılıydı.Kim yazmıştı bu notu ve benim kapımın önüne getiren şey neydi? Evden kafamdaki bu düşüncelerle çıktım.Nereye gideceğimi bilemeden ilerliyordum. Yeni projelerle yükselmeye devam eden binalar,o gün ilk kez gözüme batmıştı.Okuduğum notun etkisinden hala kurtulamamıştım.Notta yazanlara  inanmak istemiyordum.Denize yakın bir banka oturdum. İnsanları izlemeye başladım.Çünkü ancak gördüklerim bu düşüncelerden sıyrılmama yardımcı olabilirdi.Ancak bu sefer insanların  kıyafetlerini, saçlarını  ya da ayakkabılarını değil davranışlarını gözlemliyordum.Önce sigara içen bir adam geçti önümden. Evet, bu günümüz için normal bir durum sayılabilir. Fakat sigarasını bitirdikten sonra yere atması...Ardından bir anne ve çocuğu...Çocuk,annesine elindeki çikolata paketini ne yapması gerektiğini sordu. Annesi ise hiç düşünmeden yere atmasını söyledi. Gördüklerime inanamıyordum. Bu bilinçte yetiştirilen çocuklardan gelecekte nasıl iyi şeyler beklenebilir? Demek ki sorun başta bu bilincin yeterince aşılanamamasından kaynaklanıyor. Bu olanların üstüne baştan aşağı kendini parfüme bulayan bir kadın geçti umarsızca. Yalnızca denize bakmaya başladığımda ise suda yüzen pet şişelerini gördüm. Ne ara bu duruma gelmiştik! Üstelik zamanı durdurabilmek ya da geriye alabilmek gibi bir lüksümüz yokken. Önceden tüm bu bakarken göremediklerim şimdi bulduğum notu destekler nitelikte. Şaşkın bir o kadar da üzgündüm. Tüm bu olanlardan sonra daha fazla düşünmeye başlamıştım.
Değişen dünyada gelişen teknoloji...Bunun doğurduğu sorunlar.Peki, dünya bir gün, bu hızımıza yetişemeyip de oyunbozanlık yaparsa suçu kim üstlenecek? Düşünmeden hareket edip dünyayı kendine küstüren insanoğlu mu yoksa bu yükün altında daha fazla dayanamayarak pes eden dünya mı? İnsanoğlunun gözünü para hırsı bürüyüp de gözleri hiçbir şey görmemeye başlayalı binalar da birbirleriyle yarışır oldu. Peki ya bu yarışa seyirci kalıp oturanlara ya da  alkış tutanlara ne demeli? Bir de sesi duyulamayan bilinçli bir azınlık var tabi...
İnsanlar teknolojinin getirdiği konforla hayatlarını sürdürürken doğadaki diğer canlılar? Onları ne kadar düşünüyoruz? Teknolojide harikalar yaratan Tokyo.Nükleer santrallerini kurarken ne kadar düşündü doğayı. Belki daha fazla düşünmüş olsaydı, şu anda nükleer sızıntı sebebiyle ölen birçok canlı olmayacaktı. Doğal güzellikleri, temiz havasıyla insanı büyüleyen Amazon ormanları...Buralara şirket kurmayı düşünen girişimciler ne kadar düşündü doğayı ya da atıklarını denize boşaltan fabrikalar..? İnsanların verdikleri zarar sonucunda dünyada her yıl birçok tür yok oluyor.Ya gelecek, bulduğum nottaki gibi tecelli ederse!
      Hani sonbahar yaprakları solarken bile renkleriyle huzur verir, büyüler ya insanı ve tabiat  kışın ardından tekrardan tomurcuklanıverir. Peki ya dünya? Yaklaşan sonbaharının ardından tüm zorlukların altından tekrardan dirilebilecek mi? Bu kış uzun ve çetin geçecek gibi...