Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: sözlük1811
Eser Sıra Numarası: 021213eser03


                                                     YAŞAYABİLMEK  KABİLİYETİ                                

        Gelecekle ilgili endişelerim...

Bu kavramı ilk duyunca aklıma korkularım geliyor. Uzak gözüken ama aslında bir o kadar yakın olanın, geleceğin,yaşanacağı zamanda olacağından ya da olamayacağından korktuğum çok şey var.Korkularım endişelerime, endişelerim de korkularıma mahal veriyor ya zaten, neyse…

En büyük endişelerimden birini daha yeni kelimelere dökme fırsatım oluyor doğruyu söylemek gerekirse. Yazmak istemediğimden ya da yazamadığımdan değil ama bence…Korktuğumdan…Yazarsam daha da somutlaşacağını, daha da göz önünde ve gerçekçi bulunacağını düşündüğümden belki de.Bu endişem basit gelebilir şimdi yüzlerce küresel problemin yanında. Ama bence fark şu ki küresel problemler binlerce insanın yüksek kürsülerde, bağıra bağıra dile getirebildiği kadar elle tutulurlar.Oysa var olan kişisel endişeler insanların çoğu zaman dile getiremediği ama belki de çok daha korkulması gereken şeyler. İşte benimkilerden biri: İleride bir gün dönüp de yaptıklarıma baktığımda üzüntüyle ve pişmanlıkla bahsetmek kendimden… ‘Pişmanlık duyacağım bir hata’yapmaktan korkuyorum en açık ifadesiyle.Hayatımı olumsuz yönde etkileyebilecek ve tümden değiştirebilecek bir hata…Ama bence benim arka plandaki asıl endişem şu an sahip olduğum en büyük hazinelerden birini kaybetmek. Vicdan rahatlığı… İlerde başımı yastığa koyduğumda beni rahat bırakmayacak ve kendi iç mahkememde sürekli kendi kendimi suçlu bulup yine kendi kendimi cezalandırmamı gerektirecek bir hata işte beni bu denli endişelendiren…

Beni çok korkutan bir başka şey daha gelecekle ilgili: Ben, “ben” olamamaktan korkuyorum ileride…
Öncelikle yanlış anlaşılmasın. Ben de gayet tabi biliyorum ki, değişmeyen tek şey değişimin ta kendisi…
Beni asıl endişelendiren bugünkü yapabildiklerimi, yazabildiklerimi, düşünebildiklerimi ve en önemlisi fark edebildiklerimi ileride aynı şekilde, aynı olmasa da hatrı sayılır benzerlikte yapamamak, yazamamak, düşünememek ve fark edememek…Daha acı olansa bu durumun vehametini görememek. Kendimi kendime unutturduğumun, kendimi kendimden silmeye çalıştığımın ayrımına varamamak…Benliğim üzerine bir şeyler eklenirse ne ala, hele de bana yararlı olabilecek şeyler…Ama bugün gururla taşıdığım ve marifet saydığım şeylerin benden gitmesine göz göre göre izin verebilmekten korkuyorum ben…

Daha toplumsal endişelerimden bahsetmek gerekirse işte o zaman aklıma ilk gelen kavram‘kayboluş’ olur. Çok fazla çeşidi olan ve durdurmak için pek de harekete geçmediğimiz,çünkü farkına varamadığımız,bir anlamda sinsi kayboluşlar…Ben kendi kaybolma endişesi taşıdığım şeylerden iki tanesine değinmek istiyorum binlercesi arasından…

İlki insanlığın belki bugün bile tamamen sahip çıkamadığı ‘insani meziyetler’in kaybolması...
İnsani meziyetler dedim çünkü bunlar şu ana kadar gördüğüm ve görebileceğim en mükemmel maharetler. 
Ve diğer varlıklara değil sadece insana özgüler.  Bu da onları doğrudan bir “maharet” haline dönüştürmez mi?
İşte kaybolmalarından korktuğum insani meziyetler: En başında sevgi olmak üzere; dürüstlük, adaleti uygulama eğilimi ve diğer yüzlercesi…Zaten sevgi en önemlisi de bence…Aslında birçok problemin de çözümü.Biz tam olarak ayrım gözetmeden sevebilmeyi bugün bile tam olarak yapamıyoruz ki! Bir de daha da silikleşme ihtimali var gelecekte…Halbuki gerçek anlamda yaşayabilsek bu duyguyu sevilmesi gereken her şeye karşı, diğer endişelerimizden bazılarının kaybolmaya yüz tuttuğun görebiliriz bence…Savaşlardan endişe duymayız mesela ilerisi için…Tabi sevgi sadece insan sevgisi anlamında da değil. 

Zaten sevginin kime ya da neye olduğu fark eder mi? Etmez bence, etmemeli…Çok abartılmadığı sürece her şeye karşı beslenebilir yegane duygular ailesinin en büyük ferdi...İşte en temiz maharetlerimizden biri…Bugün küresel ısınma diyoruz, nesli tükenen hayvanlar diyoruz, su diyoruz.“Su tükeniyor” Aslında en azından önümüze konan şu dünyayı yeterince sevsek ve tabi ki azıcık ta bilinçlensek ne küresel ısınma kalır ne başka bir şey… Hayvanı seven hayvana, doğayı seven doğaya zarar vermez. Bize şu an susuz bir gelecek korkusu veren nedenler olmaz. Düşündükçe bile insanı titreten bir şey bu. Su olmadan yaşamak…Aslolan anlamıyla yok olmak. Var olan her şey için…

İkincisi ise insana yaraşır ortamların kaybolması…
Özgür bir dünyadan mahrum kalmak mesela… Bu bir hayli ürkütüyor beni. En basitinden elime kalemi alıp asıl aklıma gelenleri değil de,  ortama daha uygun olanı yazmaya çalışmak... Kelimelerimi,  dolayısıyla düşüncelerimi, hayallerimi sınırlandırmaya uğraşmak…
Barışçıl bir ülkeden mahrum kalmak var bir de… Ülke diyorum çünkü barışçıl kavramı dünyanın henüz hak ettiği bir kavram değil bence… Bugün izlediğimiz haberler doğrultusunda şeyler izleyeceksek gelecekte, yine hak etmeyecek diye düşünüyorum ama şükür ki en azından ülkemde sokaklara atılan bombalar yok. En azından yolda yere serilmiş toplu cesetlere rastlamıyoruz. İnsanlara yaşama hakkının tanınmadığı bir yerde yaşamıyoruz şükür ki…

           Umarım şu an bizi endişelendiren şeylere karşı şimdiden bir önlem almaya başlarız ve bu sayede bu endişeler kalplerimizi korkuyla titretmeye devam edemezler.Çünkü bu böyle devam ederse en küçük şeyden dahi kaçmaya,korkmaya başlayacağız.Endişelerimiz bizi yavaşça ele geçirecekler bir nevi…Korkuyla yaşamaya mahkum olacağız.Ki bence çoğu durumda insanlar buna bile dayanamamaya başlayacak. Korkuyla birlikte yaşamaya devam edemeyecekler.Korkuyu yok edemediklerini anladıklarında ondan uzaklaşmak için kendilerine zarar verecekler.Yaşayabilmek bir meziyet olacak…
Yaşayabilmek meziyeti…