Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: suskun2407
Eser Sıra Numarası: 230214eser35


                                          HAYALLERLE GELEN ENDİŞELER 
       Her gün horozların da ötmesiyle bizi tatlı uykumuzdan kaldırıp” haydi gün başlıyor” dercesine ışığını ulaştırmadık yer bırakmayan dünyamızın biricik lambası doğuyor.Kim bilir kaç kere okşamıştır yüzümüzü ışınları ve kaç kere daha okşayacak.Ve gün gelecek yüzünü  bizden saklayacak.
Fakat önemli olan kaç gün yaşadığımız değildir aslında.Önemli olan neler yaptığımız ve neler yapacağımızdır.Gelecek bir o kadar umut vaad eder ama hayal kırıklığından korktuğumuzdan mıdır bilmem çocuklukta kalmıştır hep iyimser hayaller.Gün geçtikçe, haşır neşir olunca hayatın gerçekleriyle endişe denen duyguyu  yakından hissederiz.Endişe soğuk, ürkütücü, sır gibi bir kelime…Emin olamadıklarımızdan bilemediklerimizden endişelenmez miyiz zaten?Belki bu yüzdendir geleceğe dair endişeler…Ne kadar hayalimiz varsa geleceğe dair “ya olmazsa” diyen bir türlü susturamadığımız bir ses yok mudur içimizde .Bunları düşününce dedim ki demek ki en büyük hayalim aslında en büyük endişem.Ve sonra düşündüm teker teker…Servet, kariyer, üniversite, çocuk, evlilik, sağlık…Bulamadım içlerinden içime sinen…Hayalim bu kadar basit olmamalı dedim, yakıştıramadım kendime.Bana hayatımın sonuna kadar bir hayal gerekti.Hiç bitmese dedim ama aynı zamanda gerçekleştirebilsem.Ve o anda buldum en büyük korkumu başka bir deyişle en büyük hayalimi.Yalnızlıktan korkuyordum hani olduğum yer cennet bile olsa yalnızsam pek manasız geliyordu.Adem (as) cennetteyken Havva anamız yaratılmamış mıydı zaten?O zaman dedim en büyük hayalim hayatımın sonuna dek ailem akrabalarım ve arkadaşlarımla mutlu mesut yaşamak…İrtibatı koparmayıp hatta mümkünse ahirette bile şahitlik etmek güzel anlara…Tam hayalimi söylemiştim ki içimden bir ses:”Ya olmazsa ya vefasız olursan veya onlar olursa.”İçimdeki endişe yine dürtüvermişti beni.Emin değildim her tanıdığımın yarın yanımda olacağından.Emin olmadığım içindi ya bu endişe.Her şeyin fani olduğu bir dünyada sonsuz dostluk istemek çok mu fazlaydı ki?Mayası unutmak olan insan dostlarını akrabalarını da unutur muydu?Birkaç yıl öncesine kadar aralarından su sızmayan kişiler birkaç yıl sonra birbirlerini gördüklerinde konuşmalarının bir” merhaba”dan öteye geçememesi ne yazık…
Vefa her duygunun hamurudur diye bir iddiam yok fakat her duygunun devamlı olması için bir etken değil mi? Vefalıysak isteyebiliriz ve bekleyebiliriz vefalı dostu.Vefalıysak eğer sonsuz dostluktan konuşabiliriz.Vefalıysak eğer çıkarlarımızı göz ardı edebiliriz.
       Günümüzde vefalı insan sayısı o kadar azaldı ki bazen endişem hayalimin önüne geçiyor ve kendimi yapayalnız düşlüyorum…Sonra aklıma ümmetinden son kişi girene kadar cennete girmeyecek olan kainatın efendisi, vefa insanı  Hz. Muhammed geliyor. İyi ki varsın efendim diyorum , iyi ki varsın. Ve bu cevap beni teskin ediyor.Böyle bir peygamberin (sav) ümmetiysek eğer hala umut var diyorum.Hala sonsuz dostluğu isteyebilirim ve hala bu hayalimin gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için sonsuza kadar bekleyebilirim.