Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: tatlı7553
Eser Sıra Numarası: 190214eser05


                                                                 ÖLÜM
        Solan bir çiçeği daha yeni açmış gibi tutabilir misiniz ellerinizde? Ona her baktığınızda ilk günki gibi görünür mü size? Akan onca zamana inat kokar mı ilk günki gibi! Bunların hepsini bırakalım bir kenara. İlk günki heyecanı yaşatır mı bir daha kalbinize?
Bu günden, bu saatten yıllar yıllar sonra hayatım tamamen değişmiş. Bir dönem, kazanma hırsıyla adım attığım üniversiteden hemen mezun olmuşum. Dört yılım çok çabuk geçmiş. Hani gözlerinizi kapatıp açana kadar kısacık bir zaman dilimi vardır ya. İşte benim üniversite hayatım da öyle geçmiş. Aslında son yedi yılım öyle geçmiş diyebilirim. Benim için güzel geçen öğrencilik yıllarımdan sonra işe başlamışım ve yere gerçekten sağlam basabilmek çok güzel bir duyguymuş.
Sonra yarım elmam çıkınca karşıma bir defada ‘evet’ diye haykırmışım sevgi mi herkesin önünde. Her hareketiyle beni sevdiği belli eden, bana değer veren biri. Evle iş hayatını yürütmek zor olsada onun varlığı bile sanki her şeyi kolaylaştırıyormuş. Zamanı gelince nur topu gibi bir oğlumuz da olmuş. İster küçük ister büyük önümüze çıkan her engeli birlikte aşmışız. Sevgimizle… İyi bir aile kurmayı her zaman her zaman istemişimdir, yıllar sonra gerçekleşmiş  isteğim. Tozpembeymiş hayat bana, tüm hızına ve zorluğuna rağmen. Nasıl tozpembe olmazmış ki ömür boyu beni sevecek birisi var hayatımda bir de oğlum.
Ailemle vakit geçirmek çok hoşmuş. Gezmek, eğlenmek, dinlenmek… Oğlumuz her geçen gün daha çok büyüyormuş. İkimizin de tek arzusuymuş ailemizin sıcaklığını çocuğumuza daha çok yansıtmak. Birlikte vakit geçirerek ailenin önemi vurguluyormuşuz,  güçlü birey olması için bazı kararları tek başına almasını sağlıyormuşuz, saygı çok önemlidir diye ona en iyi terbiyeyi vermeye çalışıyormuşuz. Sonra aradan yıllar geçmiş. Uzaktan bakmışım da oğlumuza; aileye verdiği önem bakışlarındaki o sıcaklıktan, güçlü birey oluşu duruşundan, en önemlisi saygısı hareketlerinden belli. Ektiğimiz tohum büyümüş de ne güzel olmuş. Ne kadar da çabuk büyümüş oğlumuz sanki daha dün kucağımdaymış gibi. Ama koskoca delikanlı olmuş. Her şey ne kadar güzelmiş.
Ölüm!.. Peki, bir gün ölüm gösterirse gerçek yüzünü bana! Hep başkalarında gördüğüm ama hiç karşı karşıya kalmadığım ölüm gerçeğini ya yaşamak zorunda kalırsam. Canımdan çok sevdiğim ailemi bir çırpıda uzaklaştırırsa benden. Bir daha göremezsem onları, dokunamazsam ellerine, duyamazsam seslerini… Ne olur? Acaba alışır mıyım onlar olmadan yaşamaya, sarılabilir miyim hayata tekrar dört elle? Önce gözlerim arar her yerde onları, sonra kulaklarım son kez seslerini duymak ister, çırpınır durur.
Ölüm gerçek yüzünü yarım elmamla gösterirse bana.Alışamam onsuzluğa hem de hiç alışamam. Oğlumuza her baktığımda onu görürüm; bakışını, gülüşünü, gözlerini görürüm. Unutmak öyle kolay mıdır canın gibi sevdiğin insanı? Kolay değil unutmak ama hayat bana onsuz yaşamayı öğretecek. Dayanılmaz bir hal alırsa özlemi fotoğraflarına bakar sessiz sessiz ağlarım.
Eğer ölüm gerçek yüzünü oğlumla gösterirse bana. Onsuzluğa da alışamam. Her şey onu hatırlatır bana. Tüm yüzlerde görürüm onu, her boşlukta hissederim onsuzluğu, sokaktaki çocuğun ‘anne’ diye seslenişinde duyarım onun kadife sesini. Ben nasıl unutabilirim ki onu? O benim canımdı, kanımdı, her şeyimdi. Sadece onsuzluk tak edermiş canıma. O zaman da koklarım kıyafetlerini derin derin. Yorgun yüreğim dayanamazsa kokusuna içimdeki sel taşar gözlerimden.
Ölüm gerçek yüzünü bana değil de onlara gösterirse bensizliğe alışırlar mı? Benim yüreğimi yakan acılar, onların da yüreklerini yakar mı? Benim onları aradığım gibi ararlar mı her yerde beni? Yorgun yüreklerindeki acı yaş olur mu gözlerine ?
Ölüm acı ama gerçek hem de soğuk bir gerçek. Kapılmışız dünyanın telaşına. Bozuk para gibi harcadığımız zamanımız tükenmiş. Nokta konuşmuş bazı cümlelerin sonuna devamı yok. Veda bile etmeden gitmişiz ya da sevdiğimiz insanlar gitmiş. Geriye sadece anılar kalmış. Öksüz ve yetim…
     Ölüm bazen dünyada mutlak sondur, aslında sonsuza açılan bir kapıdır. O kapıdan her ne nedenle olursa olsun içeri adım attığınızda gerçekle yüzleşirsiniz. Hem de tüm çıplaklığıyla… Ölümün hissettirdikleri ve yaşattıkları herkeste farklıdır. Ama siz ne derseniz deyin ölüm soğuk bir gerçektir. Önemli olan ise ölmemiş gibi yaşatılmaktır. Hala o günkü gibi canlı, kanlı ve sağlıklı…