Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: tebessüm1998
Eser Sıra Numarası: 151213eser01


                                                             İNSAN KALMAK
Ben, iklimi sıcak, toprağında bereket, genlerinde cesaret olan, tarihini imkânsızlıklar içinde verdiği mücadelelerle yazan bir Anadolu şehrinden sesleniyorum sizlere. Gencim... Yaşanmamış günlerim, tecrübesizliklerim, cebimde ümitlerim bir o kadar da endişelerim var.Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Bu büyük çark öyle hızlı, öyle acımasız dönüyor ki, hayatımıza karşı konulmaz, dayanılmaz cazibede yenilikler,kolaylıklar sunarken; bizleri de biz olmaktan, ''insan olmaktan'' çıkarıyor.Sahip olduklarıyla yetinmiyor insanoğlu, her seferinde biraz daha fazlasını istiyor. Oturduğu evden daha lüks bir ev, kullandığı arabadan bir üst model araba, bir üst model cep telefonu...Bu üst modellerin sonu gelmek bilmiyor. Yakında dünya teknoloji çöplüğü haline gelecek. Tehlike sınırlarında radyasyon, su, hava, toprak kirliliği, hızla eriyen buzullar, nesli tükenen bitki ve hayvanlar derken dünya yaşanmaz bir yer haline gelecek. Oysa gidebileceğimiz başka bir dünyamız yok. Ne yazık ki bilim adamları hayatın her rengiyle yaşandığı dünyamız gibi başka bir gezegen de bulamadılar. Bir Kızılderili atasözü der ki: ''Biz bu dünyayı atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanet aldık.'' Ama dünyamızın, elimizdekilerin, tüm canlıların ve  en sonunda birbirimizin kıymetini bilmiyoruz.Geçenlerde küçük kuzenimin elinde sanal bir köpek oyunu gördüm. 

Oyunda köpek acıkıyor, susuyor, hastalanıyor, belki dışkılamak istiyor.Siz tüm ihtiyaçlarını bir tuşa basarak gideriyorsunuz. Bunun neyi kötü diyebilirsiniz. Yazık, hem de çok yazık! Sıcacık can dostunuz sanal bir kutuya sıkışmış. Onun tüylerini okşayıp, kırlarda onunla koşup atlayamıyor, top oynayamıyorsunuz. Dostluklar, arkadaşlıklar da sanal. İnternet ortamında kurulan, gerçek mi değil mi belli olmayan sayısız arkadaşlıklar… Bu satırlarımı okuyup da hemen beni teknoloji karşıtı bir insan olarak düşünmeyin. Elbette çağın gerisinde kalmamalıyız. Bugün tıpta, bilimde, günlük hayatta, hatta sanatta teknoloji işlerimizi kolaylaştırmalı, sağlıklı sonuçlara ulaşabilmemiz için emrimize amade olmalı. Ama insan olduğumuzu, etten kemikten yaratıldığımızı ruhumuzun en derinliklerine kadar hissetmeliyiz.

Kendi küçük penceremden dünyaya baktığımda dünyanın her yerinde kavga, gürültü, kan, gözyaşı, açlık, sefalet görüyorum. Teknoloji sevgisizliği, şüphe duymayı, güvenmemeyi, sahte dostlar edinmeyi, çıkar ilişkileri kurmayı, değerleri ayaklar altına almayı getirdi bizlere. Sen bihaber daha lüks evinde otururken veya bir üst model arabanla şehirde tur atarken bir yerlerde insanlar açlıktan ölüyor.Sevgisizlik ve yalnızlık her yeri yaban otları, baldıranlar gibi kaplamış, sarmış dört bir yanı. Anne evladına, evlat anasına, eşler birbirine, komşu komşusuna, insan toprağa, hayvana, tüm canlıya sevgisiz.Düşünüyorum, düşündükçe korkuyorum. O sıcacık, samimi mahalleler çoktan kayboldu, komşular da. Bir evlerimiz kaldı. Orada da herkes odasına çekilmiş, derin bir sessizlik. Ne olacak yani gelecekte kapsüllerde mi yaşayacağız? Ben tıpkı annem gibi ılık nefesimle ninni söyleyerek uyutamayacak mıyım yavrumu? Komşu teyzeye hal hatır sormadan, yanından bir yabancı gibi geçip gidecek miyim işime? Bakkal amcadan bir günaydını mı esirgeyeceğim?
    Endişem işten, aştan, barınmaktan yana değil;  sevgisizlikten, yalnızlıktan, insanlığımı kaybemekten, tenolojiye yenilip beni ben yapan değerlerden ödün vermekten. Endişem sevgi şiirleri okuyamamak, aşk masalları dinleyememek, dostluk türküleri söyleyememek.
    Ümit ediyorum  hâlâ benim gibi evrenin sevgi üzerine yaratıldığını düşünen insanlar vardır. Ve ümit ediyorum o insanlarla yolum bir gün bir yerde kesişsin; sevgi her şeyin üzerinde galip gelsin. Sevgi hiç tükenmesin ve paylaştıkça ummanları var etsin.
       Sevgiyle kalın



önceki eser / sonraki eser