Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: üstad2005
Eser Sıra Numarası: 220214eser47


                                                                                                                                                                                                                                                       GEÇ KALMAK    
                                                                                                         
    Güneş doğarken şehre, insanlık için yeni bir yaşam savaşı başlar.
Yeni bir gün yeni bir savaş demektir. Kimi evine ekmek götürebilmek için bir kamyon dolusu yükü sırtlarken, kimisi hayallerine bir adım daha yaklaşabilme ümidiyle okur da durur. İnsanın hamurundadır belki gelecek endişesi. Bir parçasıymışçasına alır vücuttaki yerini. Sanki gözler dünyaya ilk açıldığında ‘‘Bak evlat burada işler anne karnındaki gibi yürümez, çalışmazsan, o ter alnından akmazsa toprağın kahverengine, aç kalırsın.’’ denmiş de kulağına ilk ‘‘Çalış’’ kelimesi fısıldanmış gibi tüm insanlık geleceğini şekillendirmek için hunharca çalışmaya programlanmış. Okullar, sınavlar, iyi bir iş, iyi bir eş, iyi bir aile, iyi bir yuva... Her şeyin iyisini elde etmek için harcanan onca çaba insanı böylesine sürüklerken aynı zamanda yıpratır da yıpratır. Giderek zorlaşan yaşam standartları, insanın ömründen kendine düşen payı er geç alır.Peki, sürekli geleceği düşünmek, bugünü öldürmek değil midir?İnsanoğlu elindekinin önemini kaybettiğinde mi fark eder? En güzel an yaşadığımız an ise hayata çok geç kaldım demek tek korkumuz olmalıdır.Ve o anın değerini bilmek gelecekte keşke dememizi önlemek içindir. Şairin dediği gibi nasıl ‘Görünmez bir mezarlık’ sa zaman onu görülen mutluluklarla doldurmalı ve her günü son gün gibi yaşamalıdır insan.Mesela hayallerinde bir dünya turu olmalıdır şehir şehir..Geceleri yıldızları sayarken uyuyakalmalı, sabah güneşin doğuşuna yetişmelidir. Manzara eşliğinde hakkını vermeli bir demlik çayın. Ve hayata öyle içten, öyle samimi sarılmalı ki kaburgalarını kırarcasına. Her ölen pişman ölürken onun tek pişmanlığı son nefesini verirken daha çok gülmediğinden olmalıdır.
     Daha çok gülenlerden olmanız dileğiyle.