Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: yaşam1220
Eser Sıra Numarası: 091213eser10


                                          ZAMAN AKIP GİDERKEN

      Zaman üç boyuttan ibarettir. Geçmiş ,şu an ve gelecek. Geçmişte yaşananları düşünmek suçluluk duygusunu ,gelecekte yaşanacakları düşünmek endişe duygusunu uyandırır. Hayat içindeki en büyük mücadeleyi , en büyük savaşı hep bunu sağlamak adına yapmıyor muyuz? Kendimize , çocuklarımıza , eşimize gelecekte daha rahat bir yaşam bırakabilmek adına koşturup durmuyor muyuz hepimiz?
Daha çocukken başlıyor üstelik bu kaygılarımız. Hayatımızın belki de en güzel yıllarında,okul sıralarındayken telaşlanıyoruz geleceğimiz konusunda. Elbette giderek zorlaşan yaşam standartları bunun en büyük etkeni. Daha iyi bir okul , daha kaliteli bir üniversite , daha keyifli ve dolgun maaşlı bir iş , daha geniş bir ev , daha mutlu bir yaşam , daha lüks bir araba , daha , daha ...Hiç kesintisiz , üstelik geçen yıllarla beraber üzerine yenilerini ekleyerek önümüzde uzanıp gidiyor.Ama o kaygılardan hiç kurtulamıyoruz.
Üniversiteyi kazanmak yıllar boyu en büyük karabasanımız olurken , üniversiteye girdikten sonra acaba iyi bir iş bulabilecek miyim kaygısına düşeriz bir anda.Evlenince mutluluğu yakalayamama kaygısı içimizi kavururken ve mutlu olmayı beklerken ; bir de bakarız ki çocuk sahibi olamama endişesi kapımızın önünde.Çocuklarımız olunca ise onları daha iyi yetiştirebilme endişesi hayat boyu peşimizi bırakmaz.Sonuçta kaygı ve endişelerimiz hep bizim ardımız sıra yürür ve bizimle beraber büyür.
Üstelik kaygılarımızın boyutları da zaman içinde farklılıklar gösterir.Kapsamı ne kadar genişse ve bizim yapımız endişelenmeye ne kadar meyilliyse o oranda genişler.Hatta yeri gelir korkularımızla birleşir ve bizi adeta esir alır.
Bazılarımızın sağlıkla ilgili kaygıları ön plandadır , hastalık derecesinde kendimizi dinleyip en küçük ağrıları bile büyük hastalıklara yorarız.Bir kısmımız gelecekte yalnız ve çaresiz kalmaktan korkarız , ömrümüzün son yıllarında bir başkasına muhtaç olmaktan.Öte yandan sevdiklerimizi kaybetme ...
Aslında hepimiz yapı itibarı ile kaygı sahibi olmaya meyilliyiz sanırım;endişelenmek,yaşamı adeta yaşayamadan bir kenara koyup sürekli bu düşüncelerle boğuşmak bizi yorsa da tercih ettiğimiz ilk yol oluyor nedense.Çünkü diğer durumda endişe ve korkularla savaşmak , mücadeleye her an hazır olmak ; bir yandan hayatın rutin koşturmacasına ayak uydururken diğer yandan verilecek bu savaşta asla pes etmemek gerekiyor.Ve ne yazık ki , her zaman kendimizi bu mücadeleye hazır bulamayabiliyoruz.
     Hayat kısacık bir zaman dilimi , geldik gidiyoruz , ne zaman nerede belli değil ama bu son kaçınılmaz ; o halde bize düşen hayatın hakkını vererek yaşamak olsun mu?Olsun elbette , hem de sonsuza kadar ...