Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: yazarcık5395
Eser Sıra Numarası: 220214eser14



                                                         BÜYÜK ENDİŞELERİM     
 Çoğumuz gelecek dendiğinde yıllar sonrasını düşünür.Ancak daha yaşamadığımız saliseleri bile gelecek olarak kabul edebiliriz. Bu sebeple gelecek dendiğinde aklımıza sadece yıllar sonrası gelmemeli.Bugünümüz iyi olduğu için yarınımızı pek düşünmüyoruz.Düşünsek bile nasıl güzel bir gün olacağından bahsediyoruz.  Aslında düşünmüyoruz, düşlüyoruz.Çünkü geleceği sadece düşleyebiliriz, bilemeyiz. Bir de, bugünden pek de farklı olmayan yarınlarımız, bizim için pek de gelecek değildir; sadece yarındır.Biz yıllar sonrası için olan geleceğe çalışır ama bugünden pek de farklı olmayan yarınımız için çalışmayız. İşte bu sebepten dolayı gelecek ile ilgili endişelerim var.Endişelerimin başında fakirleri doyuramamaktan çok zenginleri doyuramamak var.Eğer Osmanlı Dönemi’ndeki gibi olsaydı; sadaka taşları olur ve hem zengin kişi sevap kazanır; hem de fakir kişi doyardı. Şimdi, parası olan kişiler zor durumdaki kişilere yardım etmeyi, en yeni cep telefonunu almaktan daha çok isterlerse bu dünya daha adil bir yer olabilir.
Bir endişem de küresel ısınma. Elbet ki gelişen teknoloji hayatımızı hem kolaylaştırıyor hem de güzelleştiriyor. Ne var ki güzel olduğu kadar küstah da. Gelişen teknolojiyle birlikte ozon tabakası deliniyor ve her geçen gün ayçiçekleri güneşe daha fazla küsüyor. Güzel kokulu deodorantlarımız da çevremizdekilerin Beden Eğitimi dersinden çıktıktan sonra burnunu kırıştırmasını önlüyor ama atmosfere zarar veriyor. Her ne kadar “en az deodorant kullanan ülkelerden” olup atmosfere yardım etsek de bu konunun kesin çözümünü bilmiyorum, bu yüzden endişeleniyorum.Mavi, özgürlüktür. Bu söze elbet ki inanıyorum. Ama gelecekte bu sözün anlamını bile bilemeyecek insanlar olacağını düşünüyorum. Bu söz, mavi gökyüzünün ve kuşların simgesidir. Maalesef ki, ülkemizde hava kirliliğinden ölen insan sayısı Avrupa’nın on katıdır. Bu yüzden bu mavi gökyüzü için Türkiye başta olmak üzere tüm Dünya adına endişeleniyorum.Geleceğin mimarisinin şu anki mimariden çok daha farklı olacağını tahmin ediyorum. Çöpten ve pislikten bir mimarisi olacak ve yaşamak için gerçek bir savaş vereceğiz. Her gün her bireyin ne kadar çöpe yol açtığını düşünürsek bu “çöpten mimari” hiç de imkânsız değil.Genç nüfusun azaldığı bu dünyada, yıllar sonrasında insanların en fazla elli yaşına kadar yaşayacağı endişesindeyim. Sadece genç ölmekle kalmayacak güçsüz ve buruş buruş olacaklar. Çünkü su, gelecekte “azınlık” adıyla anılacak. İnsanlar da suyu yeteri kadar kullanmadığından ciltleri erken yaşlanacak. Aynı zamanda bu güçsüz insanların tükenen su kaynakları yüzünden savaşa gireceği ve artık para ya da herhangi bir şey için değil de sadece su için çalışacaklarından endişeliyim. Çalışmalarının karşılığı olan su miktarının da oldukça az olacağı ve bu su miktarının, doyurmaları gereken kişilere yetmeyeceği bazen sadece kendilerine yeteceğinden endişeliyim.
Şu an bolluk içinde yaşadığımız için pek de önemsenmeyen küçük sorunlar(!) ile ilgili büyük endişelerimi iki sözle sonlandırmak istiyorum. İlki bir Kızılderili sözü, ikincisi ise endişelerimi kapsayan, duygularımı anlattığım sözüm… “Son ağacımızı kestiğimizde, son suyumuzu içtiğimizde, para hiçbir işimize yaramayacak.” Ve “Eğer bu sorunları yarınımızı düşünerek çözmeye ve geleceğimizi iyileştirmeye çalışmazsak, Mars’ta yaşam aramaya mahkûmuz.